'Sessizlerin dünyasını kimse merak etmiyor'

Tiyatrocu, sinemacı, oyuncu, ressam ve şair... Fakat doğduğundan beri ne konuşabiliyor, ne de duyabiliyor. Bu bir engel değil onun için. Dünyasını bedeniyle anlatıyor, 'işaret dilinin zarif hattatı' olarak biliniyor. Önce ressam olmayı düşlese de pandomimle, tasarımla sürmüş sessiz serüveni. Bir bir açılan kapılar, yolunu 1981'de Fransa'ya çıkarmış. İşitme engelliler için ne yapıldığını, neler yapılabileceğini araştırmış. Bedenini çok iyi kullanmayı öğrenmiş. Şiirler yazıp, bunları canlandırmış. Sanat hayatını halen Fransa'da sürdüren, oyunculuk yapan, filmler yöneten, saygın ödüller alan Levent Beşkardeş, sağır ve dilsizlerin kültürü ile işitme engellilerin sorunları hakkında konferans vermek üzere İstanbul'a geldi. Bu vesile ile sanatçıya ulaşmak istedik. Neler konuşacak, nasıl anlaşacağız derken, inceden inceye telaş başladı. Gelen bir telefonla rahatladık; Beşkardeş ile tercüman vasıtasıyla konuşacaktık. Ve dün Türkiye İşitme Engelliler Derneği'nde sanatçıyla sessizce 'konuştuk'. Beşkardeş, küçük bir odada gözleriyle işitmeye, elleriyle anlatmaya başladı. Anlattıkça fark ettik ki, biz normal insanlara biraz kızgın. İşitme engellilerden uzak bir dünyamız olduğunu söylüyor. Onları anlamaya çalıştığımız vakit aradaki duvarların ortadan kalkacağını ve pek çok kimsenin mutlu olacağını belirten Beşkardeş, "Biz bir fidan gibiyiz, ne kadar iyi bakar ve destek olursanız o kadar iyi çıkar ve yeşeririz. Normal insanlardan istediğimiz, bize destek olmaları; ama ne yazık ki buna kimse yanaşmıyor." diyor.

Onun yaşadığı, kırık bir mutluluk...

1949 yılında Eskişehir'de yeni bir eve taşınma arifesi... Atlı arabalara eşyalar yerleştiriliyor. Atlar huysuz, kadınlar eşyaları yükleme telaşında. Atlar aniden koşmaya başlıyor. Arabada ise hamile bir kadın var. Yaşanan kargaşa bir süre sonra etraftakilerin yardımıyla diniyor. Levent Beşkardeş, işte bu vakayı yaşayan kadının çocuğu. Annesi ona hamileyken bu kaza yaşanmış. Uzun müddet işitmediği anlaşılmamış. Yeteneği fark edildikten sonra karikatürist Oğuz Aral ile resim çalışmaları, Vakko'da vitrin tasarımları, çeşitli işler ve en nihayetinde Fransa yolculuğu... Beşkardeş, kendini şanslı olarak görüyor; çünkü Aral kendisine destek olmuş o dönemde. En büyük sıkıntısı ise işitme engelli diğer çocuklara sahip çıkılmaması. Bu konuda sürekli projeler hazırlıyor. Çoğu zaman bu işi bırakmayı düşünse de her işitme engellinin yolunun kendisininki gibi açık olmayabileceğini düşünerek tekrar elini taşın altına koyuyor. Kendi deyimiyle 'kırık bir mutluluğun sahibi' o. 'Neden?' diye sorduğumuzda, "İşitme engelli olarak dünyada mutluyum, öğrendiklerimle doluyum; ama bunları gençlere anlatamamak beni kırıyor. Mutsuzluğum sebebi de bu. Çocukları görüyorum. Doktorlar, eğitimciler tarafından cahil yerine konuluyor." diyor.

'Beni merak ettiğinizde dönerim'

Fransa'da pek çok tiyatrocu, sinemacı işitme engellilerden vücut dilini öğrenmek istiyor; çünkü onların daha başarılı olduklarını düşünüyor. Türkiye'de ise kimsenin kendilerini aramadığını söylüyor Beşkardeş: "Bırakın sormayı, işaret dilini yasaklıyorlar. Ve çoğu işitme engelli, bu yüzden beden dilini kullanamıyor." Sanatçı, aslında Türkiye'yi özlüyor. Fransa'da evi olsa da kendi toprağının orası olmadığının farkında. Fransa'da kalmasının en büyük sebebi, düşüncelerinin orada hayata geçmesi. "İşiten insanlar ne zaman merak ederlerse ben o zaman Türkiye'ye geri döneceğim." diyor. Bütün dünyadaki kulak burun boğaz doktorlarına kinli olduğunu söylemeden de geçemiyor Beşkardeş. Ona göre dünyadaki pek çok doktor, 'İşitme engelli çocuklara nasıl yardımcı olabilirim?' diye düşünmüyor. Normal insanlardan bir tek şey bekliyor Beşkardeş; işaret dilini öğrenmelerini...

Levent Beşkardeş, 11 Ocak Cuma günü saat 18.00'de Taksim'deki Piramid Sanat'ta olacak. Kısa flimleri ve şiirleriyle... Sanatçı burada bir de konferans verecek. Beşkardeş'i can kulağı ile dinlemek gerek, belki o zaman kendi içimizdeki engeller de kalkmış olur. (0212 297 31 20)

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi

Yorumlar