Şeker Ahmed Paşa sergisi, tadından gezilmiyor

Türk resim sanatının usta ismi Şeker Ahmed Paşa'nın eserleri, Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde sanatseverleri bekliyor. Ünlü natirmotlarının da yer aldığı sergiyle Paşa'nın tabloları ilk kez derli toplu olarak bir araya geldi.

Cemal Süreya 'Tabanca' isimli şiirinde "Tutalım yanılıp ateş ettiniz / Şeker Ahmed Paşa'nın resimlerini / Eski hececilerin şiirlerini bir de / Ben çok seviyorum siz de seviniz" derken haksız değilmiş. Neden mi? Önceki gün Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi'nde açılan Şeker Ahmed Paşa (1841-1907) sergisini izlemeye gelenlerin gözlerindeki ışıltı, Paşa'ya olan sevgiyi hemen ele vermişti. Tabloları görmek için sıra sıra dizilenler Cemal Süreya'nın dizelerini düstur edinmişçesine hayran hayran bakıyordu eserlere. Ressam Prof. Adnan Çoker danışmanlığında TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'nın düzenlediği sergide Türk resim sanatının önemli ismi Ahmed Ali'nin nam-ı diğer Şeker Ahmed Paşa'nın yirmi altı tablosu yer alıyor.

İlk kez derli toplu bir halde sergilenen eserler, çeşitli kurum ve kuruluşlardan ve özel koleksiyonlardan toplanmış. Bu tadından yenmeyen sergiye paralel olarak sunulan bir de kitap yayımlandı. Ömer Faruk Şerifoğlu ve İlona Baytar'ın hazırladığı Şeker Ahmed Paşa kitabı, sergiye gelenlerin sevincine sevinç kattı desek yeridir. Hakkında pek dişe dokunur eser bulunmayan Şeker Ahmed Paşa için ilk kez derli toplu bir kaynak hazırlanmış oldu. "Şeker Ahmed Paşa bu sergiyi görseydi şaşırırdı." diyen Prof. Dr. Adnan Çoker, serginin anlamını şu cümlelerle dile getirdi: "1944 yılında akademiye ilk girdiğimden beri bu tabloları bilirim. Bu sergiyi düzenlememe rağmen ilk defa tüm eserleri bir arada görüyorum. Böyle bir sergi Türkiye'de azdır. Belki tarihî bir gün yaşıyoruz bu konuda. Sıradan bir sergi gibi olmasını istemedik. Müze gibi yapmaktı amacımız, böylece çalışmalara başladık ve çok hoş bir sergi çıktı. Yan yana gelince tüm eserler başka şekilde konuşmaya, olduklarından daha iyi gözükmeye başladılar."

Halim selim bir ressam

1841'de Üsküdar'da doğan Şeker Ahmed Paşa, resme olan ilgisi nedeniyle kendini geliştirmek için gecesini gündüzüne katar. Harbiye Mektebi'ne girer. Sanat sevdası burada daha da alevlenir. Resimdeki başarısı Sultan Abdülaziz'in kulağına gider. Sultan da onu resim eğitimi alması için Paris'teki Mekteb-i Osmanî'ye gönderir. Şeker Ahmed Paşa burada derslere devam ederken, Leon Gerome ve Louis Boulanger'ın atölyelerine de katılır. Sanat anlayışını geliştirir, pek çok sanatçıyla tanışır. 1871'de Paris'teki diğer Türk sanatçılarla birlikte İstanbul'a döner. Uzun hazırlıklardan sonra Türk ve yabancı ressamların eserlerinden oluşan bir resim sergisi açar. (Bu sergi, Türkiye'de açılan ilk resim sergisi özelliğini taşıyor.) Paris'e giden Türk sanatçılar arasında Osman Hamdi Bey ve Süleyman Seyid de vardır. Zira, ne Şeker Ahmed Paşa ne de Süleyman Seyid, Osman Hamdi kadar bilinmez. Şeker Ahmed Paşa'nın hoşgörülü, sevimli ve alçakgönüllü mizacından dolayı aldığı 'Şeker' lakabı bu bilinmezliğin nedenini biraz açık ediyor aslında.

Ağaçlar Arasında Karaca, Manolya ve Meyveler, Talim Yapan Erler, Manzara, Tepe Üzerindeki Kale... Şeker Ahmed Paşa'nın sergide yer alan başlıca eserleri bunlar. Fırça darbelerindeki ustalık, renklerindeki canlılık, en önemlisi ışığın ritmi görenleri mest ediyor. Tabloları izlerken yaşanan çarpışmalar, 'izninizle' deyip geçmeler bu hayran bakışların işaretçisiydi. Mistik bir havanın hâkim olduğu orman manzaraları, asırlık ağaçların gölgesinde raks eden ışık huzmeleri tarifi mümkün olmayan bir atmosferin içine çekiyor insanı. 19. yüzyılın son yıllarına denk gelen Tepe Üzerinde Kale ve Talim Yapan Erler resimlerindeki naif üslup ise dikkatlerden kaçmıyor. Bu tabloların önüne geldiğimizde ressam Adnan Çoker hemen fısıldıyor: "Talim Yapan Erler, Türk resminin başyapıtlarından biri. Bunu ne zaman söyleyecekler bilmiyorum, ama benim için öyle". 11 Mayıs'a kadar açık olacak sergiyi gezerken vakur edasıyla otoportresinde elinde tuttuğu paletteki renklere ve tabloların dizilişine dikkat edin. Hem Şeker Ahmed Paşa'nın dünyasını daha yakından tanıyacaksınız hem de Cemal Süreya'ya daha çok hak vereceksiniz.

Musa İğrek, İstanbul

Comments