'Üç ömre sığacak işler yaptım'

Çağdaş Türk resminin ustalarından Devrim Erbil, bu yıl sanat hayatının 50. yılına giriyor. Usta sanatçı, inşa ettiği bu değirmen için uzun zamandır kova kova su taşıyor. Erbil, (eşin, dostun ısrarıyla) 50. sanat yılı öncesinde, Artium Sanat Evi'nde '50. Yıla Doğru' başlıklı tadımlık bir sergi açtı. Sergide Erbil'in âlâmet-i farikası 'İstanbul resimleri', 'ritmik kurgu' ve 'ritmik titreşim' gibi temaların işlendiği yaklaşık otuz altı tablo yer alıyor.

Serginin ana temasını oluşturan İstanbul resimlerinde yine Süleymaniye Camii, Yenicami, Haliç ve Boğaz Köprüsü gibi yapıların etrafında halkalanan mavi, mor, gri, siyah manzaralar ve sanatçının son dönemlerde kullandığı fosforlu renkler 'çizgi'li bir rüyaya davet ediyor. 50. sanat yılı için pek çok sürpriz yapacağını söyleyen Erbil "İyi bir ekibim var, onlarla güzel işler çıkarıyoruz. Benim için 'çok üretiyor' diyorlar, ama başkalarının bir yılda yaptığı işleri üç dört ayda tamamlıyorum. Yani çok çalışıyorum. Özellikle şu sıralar yoğunum. 50. yıl için belgeseller, kitaplar, sergiler ve daha pek çok etkinlik olacak. Bu, benim için sevindirici bir durum. Resim sanatının yanı sıra halı resmi, vitray, mozaik, seramik, baskı üzerine de çalışmalarım oldu yıllardır. Kısacası, 50 yıllık sanat hayatım boyunca üç ömre sığacak işler yaptım. Bunu söylemekten çekinmiyorum." diyor.

Katlandıkça katlanan heyecan

'Nar'ın şairi Haydar Ergülen "Kış büyük geliyor nara gidelim / soğudu günlerin yüzü nara gidelim / narın bir diyeceği olur da bize / açılır yazdan binbir sıcak söz" der. Devrim Erbil'in de sergi için görüştüğümüzde eli masada duran nara gitti, 'Fotoğrafta nar ile çıkayım.' dedi. Eskiler 'nar berekettir' derler. Bakalım Erbil'in 'nar'ı önümüzdeki günlerde neler saçacak, neler getirecek?

Bir sanatçı için en güzel ve müstesna zamanlardan biridir 50. sanat yılı. Katlandıkça katlanan bir heyecan ve derin bir mutluluk yaşanır. 70 yaşını deviren Erbil de şu sıralar aynı telaşın eşiğinde uçuşup duruyor. Serginin açılış gecesinde başı çok kalabalık olan Erbil, tebrikleri kabul etmede bile zorlandı. Sanatçının bu heyecanına ve koşuşturmacasına söylenebilecek tek şey var: '50. yılınıza nar bereketi gelsin.' Devrim Erbil'in dünyasına eğilince, hemen içine çeken bir taraf fark ediliyor. Resimlerinde, İstanbul'a uzaktan bakmayı sevse de bu şehrin onda nasıl usul usul yer edindiğini görmek mümkün. Onun çizgileri kimi zaman bir ses, kimi zaman bir koku, kimi zaman da bir dokunma olup çıkıveriyor. Kargaşa gibi gözüken manzaradaki ahenk ise gizemli bir dünyanın âlâmeti.

Çizgi, renk ve doku üçlemesinin gölgesinde ilerlerken bir rüyanın, bir öykünün, bir şarkının eşiğine bir anda salınıveriyorsunuz. Gölgelerini denize bırakmış kuşlar, aydınlık gökyüzünün sonsuzluğu renklerin ve çizgilerin ardına saklanmış Erbil'i işaret ederken, farklı malzeme ve tekniklerle ilmek ilmek dokunmuş manzaralar yansıyor. Gravürün, mozaysiğin, serigrafinin, seramiğin imkânlarından faydalanan usta sanatçı 'soyut' bir anlatımla dünyasını aralıyor.
Turkuaz, mavi kuşlar kümelenmiş, bir fısıltıyla hemen uçacak sürü misali. Mahşeri bir kalabalığı andıran tablolar bir nakkaşın elinden çıkmış minyatür gibi. Özellikle İstanbul'un çizgiden, dokudan, titreşimden panoramaları tarihî bir yapının etrafında halkalanıp çoğalırken gökyüzünden bu şehre 'nazar' eden bir sanatçının solukları duyuluyor.

Sanatçının hayat hikâyesine bakınca bu yaşına rağmen hâlâ durmak bilmeyen çalışma arzusuna hak veriyor ve 'üç ömre sığacak işler yaptım'ın sırrına vakıf oluyorsunuz. Devrim Erbil'in 'nar bereketi'nden önce Artium Sanat Evi'ne saçılan tanelerini görmek istiyorsanız 24 Ocak'a kadar vaktiniz var. (0212 291 01 31)

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi

Comments