Şehirleri süsleyen 'bilge mimar' göçtü

Usta mimar ve şehircilerden Turgut Cansever dün 89 yaşında hayata veda etti. Uzun süredir Kadıköy'deki evinde tedavi gören Cansever, Türkiye'nin en özgün ve muhalif duruşa sahip mimarlarındandı. Sadık Yalsızuçanlar'ın 'Şehirleri Süsleyen Yolcu' adlı kitabından ilhamla 'şehirleri süsleyen bilge mimar' diyebileceğimiz Cansever, ardında bir yıldız gibi duran pek çok bina, kitap ve makale bıraktı. 'Asude bir bahar ülkesine' doğru yola koyulan Cansever'in cenazesi bugün Fatih Camii'nde kılınacak ikindi namazının ardından Edirnekapı Mezarlığı'nda toprağa verilecek.

Türk mimarisinin tarihî kökleri ile bağlantılarını koparmadan çağdaş çizgiyi yakalayabilen bir isimdi Turgut Cansever. İslâm dininin biçimlendirdiği bütünsellik içinde işlerini üretirken yerel ve evrenseli bir potada eritmeye çalıştı senelerdir. Dünyada Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü üç kez kazanan tek mimar olan Cansever, geçtiğimiz yıl 'Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne de değer görülmüştü. Bu vesileyle görüştüğümüzde, ödülün çabaların boşa gitmeyeceğinin kanıtı olduğunu söylemişti. Bunun yanında 'Yeni Şehirler Projesi'nin hayata geçmesinin en büyük özlemi olduğunu anlatmıştı.

Ünlü binaların ödüllü mimarı
Mimarlığının yanında düşünce hayatına pek çok katkısı olan Cansever'in 'Thoughts and Architecture', 'Şehir ve Mimari Üzerine Düşünceler', 'Ev ve Şehir', 'Kubbeyi Yere Koymamak', 'İstanbul'u Anlamak', 'Mimar Sinan' adlı kitapları bulunuyor. Uğur Tanyeli ve Atilla Yücel de usta mimarı 'Turgut Cansever: Düşünce Adamı ve Mimar' adlı bir kitapla anlatmıştı. Cansever'in yaptığı binalar arasında ise Türk Tarih Kurumu binası (1980 Ağa Han Mimarlık Ödülü), Ahmet Ertegün evi yenilemesi (1980 Ağa Han Mimarlık Ödülü), Demir Tatil Köyü Projesi (1992 Ağa Han Mimarlık Ödülü), Sadullah Paşa Yalısı Restorasyonu, Anadolu Kulübü Oteli, Karatepe Açık Hava Müzesi, Beyazıt Meydanı Projesi, Antalya Karakaş Camii, Muharrem Nuri Birgi Evi, Rafet Ataç Evi, Akın Yalısı, Sualtı Arkeoloji Enstitüsü yer alıyor.

"Şimdi, 'Cansever ne demek istedi?' diye düşünme zamanı"
Beşir Ayvazoğlu: "Turgut Cansever Hoca, büyük bir mimar, gerçek bir entelektüel, hâlis bir sanatkâr ve bir İstanbul beyefendisiydi. Konuşmaya başladığı zaman, çok değil, birkaç dakika içinde bir düşünce solosu dinlemeye başladığınızı hissederdiniz. Siz dinlemekten yorulurdunuz, o anlatmaktan yorulmazdı; her düşünce onun zihnini biraz daha açar, biraz daha parlatırdı. İlim ve sanat adamlarından çoğunun kendilerini ihtisas sahalarına hapsetmek için kullandıkları kavram ve terimler, onun dilinde tarihe, felsefeye, estetiğe, sosyolojiye ve antropolojiye, tasavvufa ve metafiziğe, kısaca, bilginin ve düşüncenin uçsuz bucaksızlığına açılan ışıklı kapılara dönüşmüştü. Lao Tse ile Yunus, İbnü'l-Arabî ile Nietzsche, Gazzalî ile Heidegger, Mevlânâ ile Max Scheler, o ışıklı dünyada, Sinan'la, La Corbusier ile Van der Rohe ile buluşur ve onun diliyle söyleşirlerdi. Çeşitli şekillerde dayatılan bir yığın yanlış görüş, sakat iddia, peşin hüküm, hocayla bir saat konuştuktan sonra zihninizde tuz buz olurdu; Ortaçağ'a, Rönesans'a, Selçuklu'ya, Osmanlı'ya, moderniteye, küreselleşmeye vb. başka bir gözle bakmaya başlardınız. Büyük bir insanı kaybettik. Tek tesellimiz, düşüncelerinin yakın dostları tarafından kayıt altına alınmış, dağınık yazılarının toparlanarak sistemli bir şekilde yayımlanmış olmasıdır. Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve dostlarına başsağlığı diliyorum."

Prof. Dr. Uğur Tanyeli: "20. yy Türk mimarlarının en önemli adlarından birini kaybettik. Hem düşünür olarak hem de bir tasarımcı olarak önemliydi. Bir anlamda da hayatının çelişkisi diyeceğim bir tarafı vardı. Turgut Bey'in söylediklerini ciddiye aldıklarını iddia edenler, ona mimarlık yapma fırsatı tanımadılar. Buna karşılık söylediklerini ciddiye almayanlar bir ölçüde de olsa mimarlık yapmasına izin verdiler. Keşke her iki taraf da tavrını biraz revize etmeyi başarsaydı. Sözleri dinlendiği kadar mimarlık yapma fırsatı verilebilseydi. Tabii tersi de olsaydı. Mimarlık yapmasına imkân tanıyanların onun sözlerini daha fazla ciddiye almasının, Türkiye'de mimarlığın bugünü açısından daha fazla yol almamızı sağlayacağını düşünüyorum."

Ahmet Turan Alkan: "Gerek Türk düşünce dünyası ve gerek mimarlık âlemi çok büyük bir değerini ve mütefekkirini kaybetti. Sadece sanatıyla, fikriyle değil, terbiyesiyle, nezaketiyle, inceliğiyle hepimize örnek olan müstesna bir insandı. Hayatının son yıllarını hayli ağır bir hastalığın pençesinde, ama her an sabrederek geçirdi. Cenab-ı Hak mekânını cennet etsin, yokluğunu daima hissedeceğiz."

Halil İbrahim Düzenli: "Türkiye büyük bir kıymetini kaybetti. Mimarlık dünyasında aynı ideali paylaşan bir ikinci ismin işaretlerini görmüyoruz. Belediyeler ve siyasal süreçlerden dolayı, hayatındaki mücadeleyi çok pratiğe yansıtma imkânı olmadı. Arkasından ağlamak önemli bir şeydir; ama 'Cansever ne demek istedi?' diye düşünmek gerekir. 20. yy'da bir adamın tarihî bir muhtevayı bugüne nasıl taşıyabileceği konusunda önemli bir örnekti. Sanırım bundan sonra bunun üzerine yoğunlaşmak lazım."

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
23/02/2009

Comments