Ateşte açan çiçekler, Sadberk Hanım Müzesi’nde

Tabak, maşrapa, bordür, kupa, vazo, mercan kırmızısı sırlı çiniler, seramikler, kâseler… Derin bir üslubun ve ince işçiliğin göz kamaştırdığı bu eserler adı sanı belli olmayan nakkaşların elinden çıkarak senelerce camilerde, türbelerde, medreselerde, saraylarda, köşklerde ve hamamlarda gözü okşadı.

Daha çok İznik atölyelerinde üretilen çiniler, 15. ve 17. yy. arasında en aydınlık zamanlarını yaşadı. Sadberk Hanım Müzesi, 330 parçalık ‘Ateşin Oyunu’ başlıklı bir İznik çini sergisine ev sahipliği yapıyor. Müzenin ve Ömer M. Koç’un koleksiyonunda yer alan eserlerden oluşan sergi, erken Osmanlı dönemi İznik çini ve seramik örnekleri ile başlayıp 17. yüzyılda sona eriyor. İlk kez toplu halde sunulan bu eserlerin büyük çoğunluğunu duvar çinileri, seramik tabaklar ve kaplar oluşturuyor. Sergiyi gezerken İznikli ustaların hayal dünyasının genişliği hemen cezbediyor.

İznik kenti, 15. ve 17. yüzyıllar arasında Osmanlı’nın mimari yapılarının süslemesi için kullanılan çinilerin ve seramik kapların üretildiği önemli bir merkezdi. Hamur hazırlayanından sırça çekenine, nakış yapanından fırına yerleştirenine kadar çeşitli kollarda çalışan ustalardan elbirliğiyle ortaya çıkan bu incelikli eserler, yüzyıllar boyunca büyük beğeniyle karşılandı. Çini sanatının gelişiminde sarayın sanata olan ilgisi ve Mimar Sinan’ın etkisi oldukça önemli. Kanuni Sultan Süleyman’ın hüküm sürdüğü 16. yüzyılın ikinci yarısı üslup ve teknik bakımından çini sanatının en ihtişamlı dönemiydi. 1648′de İznik’i ziyaret eden Evliya Çelebi ise kendi yaşadığı yüzyılın başında birkaç yüz atölye olduğu halde, yalnızca dokuz atölyenin kaldığını söyler. Minber külahlarında, pencere ve kapı alınlıklarında, fil ve payanda ayaklarında, şerefe altındaki dolgularda mangan moru, zeytin yeşili, lavanta mavisi, firuze, eflatun ve mercan kırmızısıyla bezenmiş rengarenk İznik çinilerinin üretimi ise ne yazık ki 17. yy. sonunda biter.

Osmanlı’nın sanat akademisi Ehli Hiref’teki nakkaşların hazırladığı desenler, çinilere işlenirken çiçek açmış meyve ağaçları, hatayi, rumi motiflerin yanı sıra şakayıklar ve krizantemler doğanın mest eden coşkusunu kalıcı kılmış. Firuze zemin üzerinde beyaz bulutlar, bahar açmış dallar ve bunların diplerinden çıkan laleler ve daha nice İznik çinisini Sadberk Hanım Müzesi'nde görmek için uzunca bir vaktiniz var, son gün 11 Ekim.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

25/04/2009

Yorumlar