'Tanıdık' bir şehirden hatıralar

Bir şehrin esrarı kimi zaman bir ses, kimi zaman bir koku, kimi zaman da bir dokunmadır. Eşiğine geldiğinizde hiç yabancılık çekmiyorsanız bir yerlerde eşine rastlamışsınızdır. Büyülü bir şehir sizi bir öykünün, bir şiirin, bir şarkının peşine sürükler, bir rüyanın içinde uyandırır.

Portekizli şair Fernando Pessoa ile Yahya Kemal'i aynı gökyüzü altında buluşturan, yaşadıkları kenti şiirlerine taşımaları biraz da. Pessoa, Lizbon'un güzelliklerini anlatırken Yahya Kemal de İstanbul'un her semtini şiirlerine taşır. Peki İstanbul ve Lizbon şehirleri arasındaki benzerlik hiç dikkatinizi çekti mi? Yedi tepe üzerine kurulu bir şehir, Arnavut kaldırımlı sokaklar, şehri ikiye bölen bir nehir/boğaz, nostaljik tramvaylar, masmavi deniz ve ışıltılı gökyüzü... Kavafis, "Bu şehir arkandan gelecektir." derken Lizbon ve İstanbul'u görenler, bu sözün bir süreliğine hükmünü yitirdiğini fark edecektir. Lizbon'un huyuyla suyuyla İstanbul'a ne çok benzediğine şaşıracaktır.

Lizbon ve İstanbul'u yan yana düşünmemize sebep Portekizli sanatçıların eserlerinin yer aldığı tablo, halı ve fotoğraflardan oluşan 'LİZBON Bir Başka Şehirden Hatıralar' adlı sergi. Sakıp Sabancı Müzesi, Portekiz'deki Calouste Gulbenkian Vakfı işbirliğiyle açılan ve küratörlüğünü Helena De Freitas'ın gerçekleştirdiği sergi, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başını kapsayan zaman diliminde yaşamış önemli Portekizli sanatçıların tablo, halı ve fotoğraflarından oluşuyor. Sanatçıların gözünden Lizbon kentini anlatan sergi, kültürleri, dinleri, uygarlıkları ve kıtaları birleştiren Lizbon ile İstanbul'un benzerliklerini ele veriyor.

'LİZBON Bir Başka Şehirden Hatıralar' sergisi ilhamını; Sabancı Müzesi ile Calouste Gulbenkian Vakfı'nın 2007 yılında Portekiz'de düzenlediği "Çağrışımları, Yolculukları ve Atmosferiyle İstanbul, Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu'ndan Tablolar"dan almış. Sergide yer alan eserlerdeki Boğaziçi ve deniz manzaraları, İstanbul'un gündelik hayatından sahneler, Avrupa kıtasının batı ve doğu uçlarında yer alan Lizbon ile İstanbul'un ortak özelliklere sahip olduğu gerçeğini ortaya koyunca böyle bir sergi fikri doğmuş.

Sabancı Müzesi'nin iki katını mekan tutan sergide Sarah Affonso, Carlos Botelho, Maria Keil, Abel Manta, Bernardo Marques, Adriano Sousa Lopes, AntónioCarvalho da Silva Porto gibi Portekizli sanatçıların yetmiş üç tablosu yer alıyor. Almada Negreiros'un Lizbon limanı için hazırladığı duvar halıları ise rengarenk, ışıl ışıl dokularıyla görenleri içine çekiyor. Joshua Benaliel ve Augusto Bobone'nin Lizbon'u anlatan fotoğraflarının altında imzaları olmasa bunların Ara Güler'e ait olduğuna kanaat getirebilirsiniz. Küratör Freitas, serginin başlığındaki başka bir şehir olan Lizbon'da Orhan Pamuk'un kitabını eline alan her Portekizlinin kendisini İstanbul ile özdeşleştirdiğini söylüyor.

Portekizli yazar Eça de Queiros, 1878'de yazdığı kitabında bir roman kahramanının ağzından bakın ne diyor: "Ne manzara diye haykırdı avukat ve şehre övgüler düzmeye başladı. Kesinlikle Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biriydi ve şehre giriş, ancak Konstantinopol ile karşılaştırılabilirdi."

Serginin sonunda Lizbon sizde usul usul yer edinecektir. Pessoa 'Denize Övgü' adlı şiirini sanki İstanbul için yazmış diye içinizden geçirebilirsiniz; "Bir martı geçiyor ve artıyor/ Ve artıyor içimdeki duyarlık/... Ah her rıhtım taştan bir kara sevda!/ Ve gemi çözünde palamarı/ Bir bakmışız ki açılıyor uzaklık/ Rıhtımla gemi arasında/ İşte o an anlatamadığım taptaze bir endişe bürür içimi/ Hüzünlü karmakarışık duygular..." Sergi, 14 Temmuz'a kadar gezilebilir.

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
16/05/2009

Comments