'Türkçe rüyalar görüyorum'

Ahmet Rasim 'Manzaranın güzelliği biraz hüznünde yatar.' der. Bu sözü Orhan Pamuk'un, "İstanbul'un hüzünlü bir şehir olduğunu başkalarından işitmek beni niye bu kadar mutlu ediyor?" sözüyle yan yana okursak İstanbul'un ruhunun hem Doğulu hem de Batılı yazarları nasıl içine çektiğini daha iyi anlayabiliriz. Sözü biraz daha uzatıp, "Yazar, 'Hüzün ki en çok yakışandır bize' dizesine tutunan değil midir aslında?" desek, işin aslı astarı ortaya çıkacaktır.

Pakistanlı yazar Aamer Hussein'in öykülerindeki bir kahraman "İnsan, nehirsiz bir şehirde nasıl yaşayabilir, büyük bir su gövdesi olmaksızın?" diye soruyor. Hikâyenin sahibi de içinden su geçen şehirlerin daha sıcak, susuz şehirlerin ise ışıltısız olduğunun farkında. Bir doğum günü hediyesi olarak ona takdim edilen İstanbul'a 49 yaşında ilk kez geldiğinde ise içinden su geçen bu şehre âşıktır artık. Bu kent onun için bir hazine olur çıkar, en çok da insanlarından ve mimari yapısından etkilenir. Pakistanlı yazar için onu gittikçe içine çeken bambaşka bir hüzün vardır buralarda. Kendi hikâyesinin evveli ise bu tutkunun sebeplerini açığa çıkaracak türden.

Doğulu entelektüellerin İstanbul'unu anlatan Doğulu Yazarlar Gözüyle İstanbul adlı kitaba da bir makale ile katkıda bulunan Aaamer Hussein, önceki gün Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'ndeydi. Hussein, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından yayımlanan eserin imza günü için kitabın diğer yazarları Iraklı Muhammed Sıdık Mahmoud ve Lübnanlı Hoda Barakat ile bir araya geldi. Bir masa etrafında buluşan yazarlar, İstanbul'u bir kez daha görmenin sevinci ve heyecanı içindeydiler. Her biri İstanbul'u anlattı ve kitaptaki metinlerinden kısa birer bölüm okudu.

EDEBİYAT, ÖNYARGILARI KALDIRMANAN EN İYİ YOLU

Pakistanlı Aamer Hussein, içinden su geçen bu kente tutulmuş bir yazar. Öyle ki sevdiği ya da iyi tanıdığı bütün şehirler ya hep deniz kenarındalar ya da içinden nehir geçiyor. Nehir, şehrin hayatının sürekliliğini yansıtan bir metafor onun için. Daha çok ailesinden miras aldığı ve kanına işlediğini düşündüğü sonsuz Türkiye tutkusu onu gençlik yıllarında harekete geçirmiş. Okumak istediği bölümlerden biri Türk dili ve edebiyatıymış; ama 'tuhaf bürokratik sebeplerden' dolayı bu mümkün olmamış.

İstanbul ise Hussein için daha farklı bir yerde duruyor; "İstanbul'da gezerken buranın yerlisi zannedilmek, aynı zamanda kendimi son derece yabancı hissetmek ne garip bir duygu diye düşünüyordum. Bu yabancılık duygusu doğrudan iletişim kurma konusunda yaşadığım hüsrandan kaynaklanıyordu. Oysa konuşulan dil bana öyle aşinaydı ki geceleri o dilde rüyalar görüyor, onu konuştuğumu hayal ediyordum."

Şimdilerde Londra'da Southampton Üniversitesi'nde dersler veren Hussein, 1980'lerden itibaren roman ve edebiyat eleştirileri yazmaya başlar. 2004'te İngiltere Kraliyet Edebiyat Topluluğu üyesi seçilir. Kitapları İspanyolca, Arapça, Japonca, Almanca gibi çeşitli dillere çevrilir. İlk öykü kitabı Mirror to the Sun (Güneşe Ayna), 1993'te yayımlanır. Yazarın This Other Salt, Cactus Town, Turquoise, Insomnia yanında önümüzdeki günlerde ise Gulmohar adlı kısa romanı yayımlanacak. Hussein, çift dilli olmasına rağmen İngilizce yazıyor. Urducanın yazıdan çok bir şiir dili olduğunu söyleyen Hussein, bu yüzden eserlerini sadece İngilizce kaleme alıyor. Edebiyatın insanlar arasındaki önyargıları kaldırmanın en iyi yolu olduğunu düşünen Hussein, şu sıralar Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur'unu okuyor. Türk edebiyatından Halide Edip Adıvar, Yaşar Kemal ve Elif Şafak'ı takip ediyor.

'Kitabım, çevirmene takıldı'

Türk okurlar henüz Hussein'in yazı dünyasını tanımıyor. Yazarın yakın zamanda Türkçede bir aşk romanı yayımlanacaktı, ancak olmadı. Yayınevinin çevirmen ile yaşadığı sorundan dolayı bu tercüme işi rafa kaldırılmış. Bu yüzden çok üzgün olduğunu söyleyen Hussein, "Kitabın telifini bile aldım, yayınevi parayı elinde tut dedi. Biz de bekliyoruz." diyor. Hussein, romanının Türkçede yayımlanması için uğraşacak. Bunun yanında İstanbul ile ilgili bir roman yazmayı da düşünüyor.


Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
17/08/2009

Comments