Aşkla, inançla, umutla, parayla, yemekle...

11. Uluslararası İstanbul Bienali'nin rehber kitapçığının son sayfalarında şöyle bir reklam var: "İnsan neyle yaşar? Yemekle mi? Suyla, havayla mı? Sevgiyle, tutkuyla, ahlakla, erdemle, gururla, heyecanla, parayla, bilgiyle mi?" Bir diğer reklam ise "İnsan filmle yaşar. İnsan futbolla yaşar. İnsan diziyle yaşar. İnsan belgeselle yaşar. İnsan yemekle yaşar. İnsan haberle yaşar. İnsan sanatla yaşar. İnsan oyunla yaşar." gibi cümlelerle uzayıp gidiyor.

Reklamları bir tarafa bırakıp Bienal'in ilk ve tek pazartesi gününü fırsat bildik ve sergi mekânlarını gezdik. Sanatseverlere, mekânda karşılaştığımız insanlara, cümle Bienal ahalisine "İnsan neyle yaşar?" diye sorduk. Bir an durup düşünülesi bu soru, biraz zor, biraz kışkırtıcı, biraz anlamsız, biraz ..., biraz ..., biraz ..., biraz ... Listeyi uzatmak mümkün. Zira her Âdem oğlunun her Havva kızının bu basit gibi gözüken soruya bir cevabı vardı mutlaka.

İşin garibi mekânları gezen sanatseverlerin pek çoğu yabancıydı. Türklerin sayısı ise bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar. Kimi görevliler "Türkler pek erken gelmez Bienal'e" diyor, kimileri de "Türkçe konuşmayı unuttuk"... Karaköy sırtlarına demirleyen devasa geminin bu yabancı ilgisinde büyük etkisi var. Sabahın erken saatlerinde sergi mekânlarında bekleşen yabancı sanatseverler bizimkilerden bir hayli ilgili.

Bienal ziyaretçilerinin çoğunluğunu şimdilik yabancı sanatçılar, turistler, okulların tatil olmasını fırsat bilen öğretmenler ve öğrenciler oluşturuyor. Yavaşça yanlarına yaklaşıp 'İnsan neyle yaşar?' diye sorduğumuzda biraz şaşkın, bir halin ardından cevaplar geliyor. Kimi mekân sorumluları dışında kimse böyle bir soruya hazırlıklı değildi. Cevap olarak pek çok kimsenin dilinden aşk ve para sözcükleri düştü. Dört başı mamur politik Bienal'in karşısında, bu cevaplar ilginç bir tablo çıkarıyor aslında.

11. Uluslararası İstanbul Bienali, başlığını 'İnsan Neyle Yaşar?' adlı şarkıdan alıyor. Bu şarkı, Bertolt Brecht'in tam 80 yıl önce yazdığı Üç Kuruşluk Opera adlı oyunun ikinci perdesinin kapanış parçası. Bienal'e ilham veren bu şarkı ise soruya şöyle cevap veriyor: "İnsan neyle yaşar: ezip hiç durmadan. / soyup, dövüp, yiyip yutarak insanları./ yaşayabilmek için hemen unutmalı,/ insanlığı unutmalı insan./ katı gerçek budur, kaçınılmaz./ kötülük yapmadan yaşanamaz."

Antrepo No.3, Feriköy Rum Okulu ve Tütün Deposu'na kurulan Bienal 'öğretici' olmak adına elinden geleni yapıyor. Bakalım insan neyle yaşar? sorusu Bienal izleyicilerinin dünyalarına ne katacak? Bienal 30 Eylül'e kadar pazartesi hariç her gün 10.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık.

İnsan neyle yaşar? sorusuna ne dediler...

Ayfer Tunç (Yazar): Varlığını fark etmekle

Ahmet Çorapçı (İşsiz): 'Daha iyisi var mıdır?' sorusuyla

Pelin Özbek (Öğrenci): Aşkla

Gizem Yeşildoğan (İşletmeci): Güvenle

Alilja Bielauska (Sanatçı): Tutkuyla

Yasemin Tükelay (Öğrenci): Parayla

Osman Zorlu (Mimar): İnançla

Türkan Işık (Öğrenci): Mutlulukla

Halil Görmez (Serbest): Parayla

Melis Turanlıgil (Mekan sorumlusu): İnsan yaşayıp yaşamadığını sorgulasın önce

Merve Elveren (Grafiker): Tek bir cevabı yok

Gülda Bayar (Mimar): Aşkla

Murat Gülsoy (Yazar): Neyle yaşadığı belli, onlara nasıl ulaşacağı belli değil

Cansu Özkan (Performansçı): Sanatla

Yeşim Gürsel (Öğrenci): Su ve yemekle

Pınar Kaya (İletişimci): Sevgiyle

Jendith Kaum (Sanatçı): Daha iyi şeylerin hayaliyle

Hale Peker (Öğretmen): Yüreğiyle

Nurettin Kaya (Güvenlik Görevlisi): Her şeyle

Bedriye Öncü (Doktor): Su ve havayla

Erke Sarıt (Öğrenci): Kırmızıyla

İclal Nazlı (Mimar): Baskıyla

Seval Avaz (İktisatçı): Tutunarak yaşar, tutundukları da değişkendir

Berkay Alkışel (Öğrenci): Umutla

Katya Nikonarova (Sanatçı): Hayata direnerek


Musa İğrek, İstanbul

15/09/2009

Zaman Gazetesi

Comments