'Görünmeyen Umman' görünür oldu

Önce minik bir tembih: Az sonra neyzen Hacı Emin Dede'den aktaracaklarımızı 'sır' bilip kimseye söylemeyin(!). Son dönem Osmanlı'sının en önemli mutasavvıf, şârih ve musikişinaslarından Ahmed Avni Konuk'un (1868-1938) talebesi Ha­cı Emin De­de, çıraklarına şunu söyler: "Ah­med Av­ni Bey, It­rî-i za­man­ idi. Ama siz bunu başkalarına söylemeyiniz." Bazen öyle kitapların içine düşersiniz ki onu okuyup bitirdikten sonra resim yapmayı bilmeseniz de anlatılan kişinin portesini çiz deseler, hemen elinize kağıdı kalemi alır işe koyulursunuz. Zira sözü edilen kişi zihninizde canlanmış ve önünüze dikilivermiştir. "Ahmed Avni Konuk / Görünmeyen Umman" adlı kitap da (Klasik Yayınları) bu türden bir nefes alışın örneği. Savaş Ş. Barkçin'in hazırladığı eser, postacı Ahmed Avni Bey olarak bilinen, Hüseyin Vassaf'ın deyişiyle 'gizli bir inci' olan Ah­med Av­ni Konuk'un, hayatını anlatıyor. Bunun yanında onun üstadları, dostları, talebeleri ve etrafındaki insanlar okura eşlik ediyor. Kitap, Emin Dede'nin tembihleyerek "Zamanın Itri"si dediği Konuk'un irfanla örülmüş dünyasını gösteriyor.

İsminin önündeki pek çok sıfatı görünce yanına yaklaşmak biraz tedirgin ediyor. Bu eski devir insanının gözlüklerinin ardından ışıldayan sıcaklık sizi içine çekerken, hırkasının altında bin bir türlü cevher sakladığını fark edebiliyorsunuz. Bu siyah hırkanın içinden girince dokuz yaşında hem yetim hem öksüz kalan bir çocuğun hikâyesi beliriyor. Hıfzını tamamlayan bu çocuk, Galata Rüşdîyesi'ne oradan Dârüşşafaka'ya gider. Burası onun musiki ateşinin yakılacağı yerdir. Daha sonra padişah II. Abdülhamid'in emri ile yirmi bir yaşında 'İttihat Postahanesi'nin Galata'da bulunan 'Müdüriyet Kalemi Kâtipliği'ne atanır. Bu arada 1898'de Mekteb-i Hukuk-i Şâhâne'yi birincilikle bitirir. Selânikli Es'ad Dede'den Mesnevî okur. Arapça, Farsça ve Fransızca'yı çok iyi öğrenir. Yenikapı Mevlevihanesi Şeyhi Osman Selahaddin Dede'ye intisap eder, Mevlevi olur. Zekai Dede, Selanikli Esad Dede ve Ahmed Amiş Efendi onun tasavvuf terbiyesinde önemli bir yer tutar. Çok acı tecrübeler de yaşar. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Kur'an okumak ve okutmak fiilen yasaktır. Bu 'fetret devri' sayılacak dönemde gayretini hiç eksiltmez. Mevlânâ'nın ve İbn Arabi'nin eserlerini şerh eden bir isim olarak hafızalarda yer eder. En kapsamlı mesnevi şerhini de o yazar. Konuk, ne nota bilir ne de saz çalar; lakin sağlam bir hanendedir. Geçtiği eserleri bütün incelikleriyle hafızasında tutması en önemli özelliğidir.

Savaş Barkçin, kitapta Konuk'u Hayat Yolu, Hizmet Yolu, Musiki Yolu, Tasavvuf Yolu, Şiir Yolu gibi başlıklarla ele alıyor. Bu yolların her birinde insan, mekân ve zaman kol kola yürüyor. Konuk'un 70 yıllık ömre edebiyat, musiki ve tasavvuf alanında verdiği eserleri nasıl sığdırdığına hayret ediyorsunuz. Kitabın sayfaları arasında ilerledikçe hırkasına bürünmüş Konuk'u gördüğünüzde İbnülemin Mahmud Kemal'in onun için söylediği "Mülevvence hafif, siyah bıyıklı, za'if, orta boylu, biraz öne mail, halîm, müeddeb, gayretli, kıymetli bir zât idi." sözlerine hak veriyorsunuz.

Hakiki anlamda bir aydın ile karşı karşıyayız. Akıl ve kalp genişliğinin gölgesinde öğrenme ve insanlara hizmet aşkı, Konuk'a kültür hayatımız içerisinde mümtaz bir yer ayırmamızı emrediyor. Barkçin, kitabın kimi yerlerinde Konuk ile ilgili bilinen yanlışlıkları ortaya koyarken, hazırladığı biyografi için şöyle diyor: "Bu eser, bu çok değerli insanı unutturmamak için yazıldı. Çünkü hatırlanan her şey, yaşayan ve yaşatılan şey demektir. Bir şeyin adı, o şeyin yâdıdır. Ahmed Avni Bey'in adını, yolunu, işini anlayabilirsek, bugünü de, geleceği de anlamak ve inşâ etmek imkânına erişiriz."

Türk klasik musikisinin son büyük bestekârı Zekai Dede'nin en önemli talebesi Avni Konuk'un o engin dünyasında ilerledikçe geldiği sağlam geleneğin izlerini görebiliyorsunuz. Yoğun bir emeğin ürünü olan bu kitabın sonunda ise Ahmed Avni Konuk'un, Esad Dede'yi anlattığı uzun bir mektubu, bazı musiki eserlerinin notası, en iyi güfte mecmualarından biri olan Hânende adlı eseri de yer alıyor.

Musa iğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
21/10/2009

Comments