Balkan Naci'den İstanbul'a teşekkür sergisi

Su, toprak, ateş, hava... Âlem bu dört unsurun terkibi. Bunların birbiri içine geçtiği en güzel şehirlerdendir, İstanbul. Kimi zaman biri ötekine galip gelse de İstanbul, ya su, ya ateş, ya toprak görünür bakan için. Bu bereketten en çok sanatçıların nasiplenmesi kadar doğal ne olabilir? Hele ki bu, 40. sanat yılına giren bir ressam ise...

Çağdaş Türk sanatının usta isimlerinden Balkan Naci İslimyeli, 40. sanat yılını İş Bankası Kibele Sanat Galerisi'nde açtığı 'İstanbul Hava-Su-Toprak-Ateş' başlıklı sergiyle kutluyor. İslimyeli sergiyi, vazgeçilmez ilham kaynağı olarak gördüğü İstanbul'a adamış. Sanatçı, 'en büyük okulum' dediği İstanbul'a, verdiği sınırsız ilham için teşekkürlerini sunuyor bir bakıma. Usta sanatçı, inşa ettiği bu değirmen için uzun zamandır kova kova su taşıyor. Çark döndükçe de ortaya yeni işler çıkıyor. Öncelikle sanatçıların böyle 40., 50., 60. sanat yılları için söylenecek bir söz vardır; işlerinize nar bereketi gelsin.

İslimyeli, İstanbul ile ortak bir kaderi yaşadığını, bu kentte zamanın sesini, nefesini ve uğultusunu duyduğunu söyler hayat hikâyesinde. Sergi, sanatçının bu kente kulak vererek son bir buçuk yıl içinde yaptığı eserleri bir araya getiriyor. Tuvaller, fotoğraflar, video, baskı, heykel ve enstalasyonlardan oluşan 200 parçanın üzerindeki eser; Yüzler, Gölgeler Kenti, Dersaadet ve Makas gibi bölüm başlıkları altında toplanmış. İstanbul'u hava, su, toprak ve ateş gibi hem yıkan hem de yapan olarak tanımlayan sanatçı, bu elementler gibi şehrin de korunduğu ölçüde uysal ve yararlı olabileceğini söylüyor. İslimyeli, bu sergiyle İstanbul kartpostalı değil, İstanbul'un gizemini resimlediğini belirtiyor. İstanbul üzerine yazdığı şiirler ve sözcükler, vermek istediği mesajı güçlendiriyor.

Serginin 'Tuhaflıklar Ülkesi ve Tuhaflıklar Tarihi' adlı bölümlerinde ise dikkat çeken işler var. İslimyeli, tarihsel dekorlar içinde yaşanan ve güncel sorunlarımızın köklerini kurcalayan, ironisi bol eserler üretmiş. 'Yüzler' bölümünde, kaligrafi ile alınyazısı metaforunu kullanarak yazı ve resim arasında bir köprü kurmuş. 'Makas' adlı bölümde ise kolaj tekniğini kullanarak insan üzerinde bir otopsi gerçekleştiriyor. Bu, bir anlamda sanatçının, insanı kendi iç âleminde bir seyre çıkarması.

Sergiyi gezip bitirdikten sonra, 40. sanat yılına giren İslimyeli'nin "Kendimi hatırladığımdan beri sanki benim de bilmediğim gizli bir işle görevlendirilmiştim." sözündeki 'gizli iş'i dikkatli bir gözle fark edebilirsiniz. Malum, her eser sahibinin gizlisini, saklısını ele verir. Sergi, 27 Şubat 2010'a kadar açık kalacak.

Musa İğrek, İstanbul
17/12/2009
Zaman Gazetesi

Comments