Yazının üç hali bir 'nokta'da

Hat sanatının usta ismi Kazasker Mustafa İzzet'in uzunca murakkası ile Japon sanatçı Kampo Harada'nın rulo halindeki kaligrafisi günümüz insanına ne söyler? Bu ikiliye Latin harfleriyle yazılmış Dua Saatleri Kitabı'ndan bezemeli bir yaprak ekleyince ortaya çıkan tablo içinize daha bir nüfuz edecektir. Önce harfler varlık gösterir. Harflerin de akılların eremeyeceği bir hakikati barındırdığı söylenir. Yüzlerce yıllık bir geleneğin içinde yol alırken harfleri meydana getiren noktanın sırrı bir büyü gibi etrafınızı sarar. Yazının çağrıştırdıkları karşısında, anlam vermeye çalışırsınız. Bir yabancılık belki de üzerinizde dolanan. Fransız eleştirmen, göstergebilimci Roland Barthes'in, "Yazıyla kurulan ilişki bedenle kurulan ilişkidir. Bu ilişki elbet bir kültürün aracılığıyla gerçekleştirilir ve bu kültür Doğu'dan Batı'ya gidildikçe değişir. Bedenimiz üzerindeki hâkimiyetimiz bir Asyalınınkinden farklıdır, yazımızı onun yaşadığı biçimde yaşayamayız." sözü belki imdadınıza yetişir. Taş kımıltısızlığınız geride kalır.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), '2010 Türkiye'de Japonya Yılı' etkinlikleri kapsamında Mitsubishi Corporation ve Japan Tobacco'nun (JT) katkılarıyla, "Fırça ve Kalemin İzinde Sınırları Aşmak - Doğu ve Batı Yazı Sanatından Seçmeler" başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor. Osmanlı, Uzakdoğu ve Latin yazılarını bir mekânda buluşturan sergi modern zamanlarda yazının keşfine davet ediyor. Serginin küratörlüğünü; SSM Baş Danışmanı Dr. Filiz Çağman, Japonya'daki MG Latin Kaligrafisi Okulu Başkanı Muriel Gaggini ve Kampo Müzesi Direktörü Yuri Harada üstleniyor.

Sergide Kampo Harada'nın Japon yazı sanatından ve kendi koleksiyonundan Çin yazı sanatı örnekleri sunuluyor. Serginin bir bölümünde, Latin kaligrafisinin tarihsel örneklerinin yanı sıra, MG Latin Kaligrafisi Okulu sanatçılarının yazdığı Türkçe şiirleri beyitler, sözler ve SSM koleksiyonundan seçilen eşsiz Osmanlı hat sanatı örnekleri yer alıyor. Sergi izleyiciyi; modern dünyada hâlâ yerini koruyan kalem, fırça, mürekkep, kâğıt gibi geleneksel malzemelerle yazının büyülü dünyasına uzanan bir köprü kuruyor. Köşkün odacıklarına kurulan sergi Barthes'in "Yazmak, dünyayı bir bakıma dünyayı yıkmak ve yeniden yapmak demektir." sözünü akla getiriyor. Zira her sanatçı hem yazdıklarıyla hem de eserleriyle kendi hikâyelerine, sıra dışı dünyalarına davet ediyor.

Kampo Müzesi direktörü Yuri Harada, sergi için şöyle diyor: "Yaşam biçimlerimiz, geleneklerimiz ve kültürlerimiz farklı olsa da, bir hikâyenin çağrıştırdığı duyguları, ister Doğu, ister Batı ya da İslamî yazı aracılığıyla hepimiz hissedebiliriz. İnsanoğlunun evrensel yazı yazma ihtiyacından yola çıkıp sanatı nasıl geliştirdiğini görebiliriz. Bütün bunlar da hepimizin paylaştığı o tek yüreği açığa çıkaracaktır."

Sergide Kampo Harada'nın "Dünyanın yaratılışı" adlı kaligrafisiyle isimsiz bir hattatın Şuara Sûresi'ndeki "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka" ayetini yazdığı levha sanki bir halkayı tamamlıyor. Eserlerin altında Türkçeleri olmazsa bu muhteşem yazıları anlamak zor maalesef. Ne demişti Bilge Karasu bir öyküsünde "Yazının en çıldırtıcısı, okunamaz olanı değil midir?" Sergi 20 Haziran'a kadar gezilebilir.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

18/04/2010

Comments