Jul 2010

  • İnce ve kulak okşayan sesiyle “Başım ta semalarda siz göremezsiniz.” diye sözünü tamamladı, Bayraktar köyünün ilk öğretmeni Halil Koçanoğlu. Zamanın tüm yükü ağarmış saçına, sakalına tutunurken neşeli bakışları, gözünün maviliği, çekip içinde kaybeden türdendi. Talebesi ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın eşyanın sustuğu, görenleri derin bir sessizliğe ve hayrete terk eden Baksı Müzesi’nin açılışı için tüm…

    Read more →

  • Italo Calvino benzersiz kitabı ‘Görünmez Kentler’de şöyle bir cümle fısıldar: “… Anılardan akıp giden bu dalgayı bir sünger gibi emer kent, ve genişler. Oysa kent geçmişini dile vurmaz, çizik çentik, oyma ve kakmalarında zamanın izini taşıyan her parçasına, sokak köşelerine, pencere parmaklıklarına, merdiven tırabzanlarına, paratoner antenlerine, bayrak direklerine yazılı geçmişini bir elin çizgisi gibi barındırır…

    Read more →

  • Haber uzaklardan, Mo-zart’ın doğduğu kent Salzburg’dan geldi. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın (BİFO) Avusturya’nın biblo kenti Salzburg’da vereceği konser biletleri satışa çıktığı ilk üç saatte hemen tükenmiş. Yaklaşık 2 bin bilet. 1920 yılında, Salzburg’da başlayıp kısa zamanda dünyanın en önemli klasik müzik etkinliklerinden birine dönüşen festivale davet edilen ilk Türk orkestrası BİFO için bu hem sevindirici…

    Read more →

  • Çılgın filozof Slavoj Zizek’e sorarlar “Öteki kimdir?” Zizek şöyle bir cevap verir: “Öteki, hikâyesini dinlemediğim…” O çok da öteki değil. Bizden biri… Limon çiçeği kokulu Kıbrıs’tan. Yurtdışında yaşadığından olsa gerek, buralarda pek fazla görünmüyor. Dinlenesi bir öyküsü var. İsminin önüne ‘hikâye anlatıcısı’ diye bir sıfat kondurulmuş. Bu, haksız bir tanımlama değil onun için. Ürettiği işler…

    Read more →

  • “Hocam Yahya Kemal ile 1943-1968 seneleri arasında geçen 15 sene içinde sohbetim oldu. Her sözü cevher olan Yahya Kemal’i dinlerken söylediklerini kaydetmezsem onunla olan dostluğum asla beni tatmin etmeyecekti.” Bu sözler hem hekim hem tarihçi hem de ressam olan Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in (1898-1986) Türk şiirinin büyük ustası Yahya Kemal ile yaptığı sohbetlerin sırrını…

    Read more →

  • Gür sakalları ağarmış, elinde bir karanfil. Bulutsu kırmızı kaftanı ve altından asasıyla heybetini hemen sezebiliyorsunuz. Havuç rengine çalan kırmızı sakallarından dolayı Batılılar ‘Barbarossa’ diye ad vermiş. Hızır olan asıl adı Yavuz Sultan Selim’in koyduğu Hayreddin lakabıyla değişmiş. Osmanlının denizci gücü onun zamanında zirveye ulaşmış, onun rahlesinde yetişen denizciler yedi cihana nam salmış. Dünyaya “Denizlerin Fatihi…

    Read more →

  • Geceleri sessiz bir musikiyi andırır. Gündüz ise şehrin en tatlı gürültüsünün tam göbeğinde… ‘Etrafındaki her şeye kendi nizamını kabul ettiren bir saltanat’ın, Yenicami’nin hemen bitişiğinde. Derin bir ruhaniyete, ezelî bir huzura davet eden bu camiyle koyun koyuna. Biraz da komşudan devşirdiği bu güzellikten olsa gerek kendi de alımlı, sıcak. Çinileriyle masmavi bir rüya. Her duvarı…

    Read more →

  • Fazıl Hüsnü Dağlarca 2008’de aramızdan ayrılan usta şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, gazeteci Yasemin Arpa ile 1991-92 yıllarında uzunca bir söyleşi gerçekleştirir. Söyleşiler, Kadıköy’de Baylan Pastanesi, Moda’da Koço Lokantası ve çay bahçelerinde gayet samimi hava içinde yapılır. Dağlarca gibi bir ‘muamma’ eteğindeki taşları, derin sırları döker. Konu konuyu açar, konuşulanlar not edilir, kayda geçer. Dağlarca, “Eğer…

    Read more →

  • Sanatçıların duyduğu o ‘bitirememe’ kaygısı hep peşlerinde dolanır. İşleri tamamlayamadan ve kendini tam olarak ifade edemeden saatin durması, bir kuruntu halini alır kimisi için. Bu hal, bir kurşun peltesi gibi çöker, içten içe kemirir sahibini. Thomas Mann’ın Venedik’te Ölüm’ü sanatçının bu türden ızdırabını esaslı anlatır. Gün gelir, ışıklar söner ve yok olur her şey. Geride…

    Read more →