Leonardo'dan uygulamalı dersler

Sanatçıların duyduğu o 'bitirememe' kaygısı hep peşlerinde dolanır. İşleri tamamlayamadan ve kendini tam olarak ifade edemeden saatin durması, bir kuruntu halini alır kimisi için. Bu hal, bir kurşun peltesi gibi çöker, içten içe kemirir sahibini. Thomas Mann'ın Venedik'te Ölüm'ü sanatçının bu türden ızdırabını esaslı anlatır.

Gün gelir, ışıklar söner ve yok olur her şey. Geride zemberek boşalmışçasına cümleler yazılı, defterler kalır. Bu defterler, namı yedi cihana yayılmış birinin terekesi ise uzun bir düşünme faslı başlar. İçlerinde nelerin yazılı-çizili olduğu insanın merak duygusunu adamakıllı kamçılar. Malum, sanatçılar için bir tutku olan defterler, bir gölge gibidir; sahibinin peşi sıra giden, sırlarına, her türlü hâllenişine ortaklık eden.

Bu türden bir sanatçı ile karşı karşıyayız. İsminin önünde pek çok sıfat var. Kahramanımız ressam, mucit, anatomi bilgini, teorisyen, felsefeci, müzisyen ve öğretmen Leonardo da Vinci (1452-1519). Hayatı boyunca sayısız defter tutan bu sıra dışı sanatçının uygulamalı resim ve mimarlık dersleri, sanat, felsefe ve bilim üzerine notlarından ve çizimlerinden oluşan defterleri, "Leonardo'nun Defterleri" (Arkadaş Yayınları) adıyla kitaplaştı. Hemen söyleyelim, yukarıda sözü edilen 'kuruntu' Leonardo'nun da tepesinde dolanmış durmuş, zira gözü gibi koruduğu defterlerle ile ilgili şunları söylüyor: "Pek çok sayfadan alınmış, belli sıralaması olmayan bir koleksiyon, bunları daha sonra konularına göre yeniden düzenlemeyi umut ediyorum." Fakat bu umudu gerçeğe eremedi, Leonardo ardında pek çok defter bırakarak öldü.

Leonardo'nun kimi zaman nefes kesen notları, çizimleri, bir dehanın gizli dünyasını ele veriyor. Kitapta tamamen usta sanatçının elinden çıkma işler var. Estetik, Akıl ve Sanat, Gözlemler ve Düzen, Pratik Konular başlıklı üç bölümden oluşan eserin pek çok alt başlığı var. H. Anna Suh'un editörlüğüyle ortaya çıkan kitap, ilk kez 2004'te yayımlandı. Türkçeye çevrilen kitap, yedi bin sayfalık külliyatın en kıymetlilerinin bir araya getirilmesinden oluşuyor. Bugün Fransa, İtalya ve İngiltere gibi ülkelerin koleksiyonlarında yer alan defterler, Leonardo'nun sıra dışı sesini günümüze taşıyor.

'HEYKEL RESME GÖRE DAHA AZ ENTELEKTÜEL'

Kitapta 'ey ressamlar', 'ey okuyucular', 'ey araştırmacılar', 'ey şairler' gibi nidalarla başlayan cümleler karşılıyor okuru. Usta ressamın öğretici yönü ilk anda kuşatırken, her eskizin altındaki tamamlayıcı notlar eğlenceli bir çeşitliliğe davet ediyor. Leonardo'nun şairlere seslendiği şu cümleleri dikkat çekici: "Ey şair, bir hikâyeyi kaleminle anlatıyorsan, ressam fırçasıyla çok daha kolay ve eksiksiz, anlaşılma kaygısı duymadan yapabilir. Eğer sen resmi, dilsiz şiir olarak tanımlarsan ressam da şiiri kör resim olarak tanımlayabilir. Hangisi daha kötü bir kusurdur? Kör olmak mı, yoksa dilsiz olmak mı?"

Resmin incelikleri, ışık ve gölge dengesi, perspektif üzerine öneriler veren Leonardo'nun, insan ve hayvan anatomisiyle ilgili çizimleri doymak bilmez bir merakını ortaya seriyor. Estetik akıl ve sanat bölümünde Mehmet Siyahkalem'in büyülü minyatürlerini andıran çizimler karşılıyor. Leonardo'nun muhalif yüzünü, sırlı kısaltmaları ve sağdan sola doğru yazdığı notlarından görmek mümkün. Heykel ve Metal işleri bölümünde heykelin resme göre daha az entelektüel bir iş olduğunu düşünen Leonardo'nun hiçbir zaman tamamlayamadığı eskizleri var. Buluşlar bölümünde ise tanıdık bir proje göz kırpıyor: Haliç Köprüsü. Sanatçının kabına sığmayan hayal gücü burada yerini daha da kavileştiriyor. Kitabın son bölümünde ise bir düşünür olarak Leonardo boy gösteriyor, aforizma niteliğinde sarsıcı cümleler kuruyor.

Leonardo'nun Defterleri, bir sanatçının iç sesini, ızdırabını dinlemek için iyi bir kapı. Açıklamaların basit ve net olduğu eser, özellikle genç ressamlar için bir başucu kitabı. Saatlerce seyredilebilecek, okunabilecek...

Leonardo Da Vinci'den öğütler

*Tarihî resimler çok kalabalık olmamalıdır. Çok sayıda insan figürü karışıklığa yol açar.

* Kır manzaraları o şekilde sunulmalı ki ağaçlar yarı aydınlıkta yarı gölgede görünsünler.

* Kışın manzara resmi yaparken dağlar yazın gördüğümüz gibi mavi olarak gösterilmemelidir.

* Bir insan figürü veya narin bir hayvanı yaparken resminize bir tahta katılığı vermekten kaçının, birer odun parçalarına benzememeleri için hareketleri denge içinde yansıtın.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

05/07/2010

Comments