Ben bir mülteciyim 'Kader Denizi'nde

İstemeden çıkılan bir yolculuğun belirsizliği kuşatır önce. Tuhaf görünür her şey. Anlam vermek zorlaşır. Vücut ise bir hummaya tutulmuş gibi sarsak. Geride kalanlardan bahis açmak büyük bir cesareti kuşanmayı gerektirir. Ne zaman, nasıl biteceği sır gibi bir seyirdir. Hangi dağlar aşılır, hangi sınır yollar geçilir, hangi denizin nemi bedene yapışır? Bilinmez. Sahte pasaportların, sahte kimliklerin çelişkisi, korkusu, örtüsü... Herkesin yürümediği yollardır, ayakların altındaki. Kimsenin tuzunu yalamadığı denizdir üzerinde gidilen.

Tepeden kondurulmuş bir adın var sadece kendi ismin sorulmadan: Mülteci. Fona Şebnem Ferah'ın 'Ben bir mülteciyim' şarkısını koymanın vaktidir galiba: "Ben bir mülteciyim/ Kendi yüreğimden başka/ Sığınacak yerim yok yurdum yok/ Ben bir mülteciyim/ Yüreğime sığındım/ Burada savaş çıksa bile ölen yok". Farkında olmasak da ülkemiz mültecilerin bir bekleme odası, bir koridoru. Bizler bu evin en rahat köşelerinde oturduğumuzdan olsa gerek diğer odalarda neyin bittiğinden habersiz, kulaklar tıkalı... Birkaç haber, ekrana yansıyan üstü başı yıkık insan görüntüleridir sadece kelime hanemizdeki mülteciyi karşılayan.

Şair Bejan Matur ile fotoğrafçı Mehmet Günyeli, mülteciliğin bu iç burkan hallerini fotoğraf, şiir ve videonun yer aldığı Kader Denizi adlı sergiye taşıdı. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında Karaköy Sanat Limanı'nda açılan sergi, akılda kalacak bir hikâyeye davet ediyor. Hemen söyleyelim sert bir yanı var serginin, çokça da politik bir iş. Günyeli'nin Ege kıyılarındaki tersanelerde bulunan terk edilmiş teknelerin yer aldığı rengârenk soyut fotoğraflarına Bejan Matur'un şiirleri eşlik ediyor. Kader bu ya. Mülteciliği merkezine alan sergi bir limanda ses olmaya çalışıyor, Sanat Limanı'nda.

BİRBİRİMİZE VERECEK BİR SICAKLIĞIMIZ YOK

Susan Sontag, "Sanat yapıtının başardığı bizi yargılama ya da genelleme yapmaya götürmek değil, tekil bir şeyi görmemizi veya kavramamızı sağlaması." der. Bu şiirli fotoğraflar bir anlamda izleyiciyi mülteciliği, bu dramı, bu tekliği görmeye çağırıyor. Büyük ve duyarlı bir fotoğraf sunuyor. Bunu başarıyor da. Günyeli'nin fotoğraflarındaki renklerin keskinliği sizi içerden yakalayıp, bir uçuruma bırakırken Matur'un dizeleri bu savrulmayı daha da tetikliyor: "Akdeniz'de/ Bir dalga/ Korkuyu sürükler/ İnadı sürükler/ Bir dalga/ Kader kadar karanlık/ Sular./ Senin bakışların/ Soluğun karanlık./ Geldiğin Afrika/ Burada işte."

Sergide, tüm sesler bir sese indirgenmişken fotoğraf ve şiir arasında mekik dokuyor izleyici. Bu gidiş gelişi de seviyor. Bir şenliği andıran fotoğraflarda sessiz bir mesaj var, baştan ayağa insana ait olan: "Başkalarının/ Bilmediği kelimelerle/ Konuştuk./ Aynı kelimelerle/ Duyduk./ Birbirimize verecek bir sıcaklığımız yok/ Kelimeler var/ Kabarcıklar arasında ilerleyen/ Taş gibi görünen kelimeler."

Günyeli'nin ve Matur'un dillerinin yakınlığı biraz da sergiyi etkileyici kılan. Aynı yerden kopup gelen bir vicdani ses. Bejan Matur sergi için fotoğraflar önüne ilk geldiğinde, dizeleri hemen düşürüvermiş zarflara: "Fotoğrafları görünce o soyutlamayı çok çarpıcı buldum. Mültecilik konusu zaten zihnimi meşgul eden bir konuydu. Onların yersizliği, trajedisi o köklerden kopma ve bir daha geri dönememe... Kısacası çok zor olmadı yazmak."

Mehmet Günyeli'nin siyah-beyaz fotoğraflarına aşina olanlar, sanatçının renkli bir resme kayan dilini hemen fark ediyor. O da bunu itiraf ediyor: "Bu umut dolu gidişi ancak bir şenliği andıran bu birbirinden farklı renkler anlatabiliyor." Matur'un şiirindeki sesi bilenler de hiç yabancılık çekmeyecektir. Şairin yıllardır içini kemiren 'şey'ler bu sergide fotoğraftan aldığı güçle önümüze dikiliyor.

Sergide bir de video var. Matur'un salonun dört bir yanına akan şiirlerini Roza Erdem seslendirirken, duvarda da mültecilerin isimleri geçiyor. Kader Denizi, İstanbul'dan sonra yüzünü Berlin'e, Amsterdam'a, Ankara'ya dönecek. Orada mültecilerin sesi olacak. Sonrasında ise bir kitap olacak sergi, Karaköy Sanat Limanı'nda 29 Ağustos'a kadar gezilebilir.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

2 Ağustos 2010


Yorumlar