Nuri İyem için düşler düşü



İtalyan yazar Antonio Tabucchi, "Düşler Düşü" adlı kitabında ressamların, yazarların, ozanların ve bestecilerin düşlerini anlatır. Kimi gerçek, kimi hayal. İş Bankası Kibele Sanat Galerisi'ndeki Nuri İyem sergisini gezerken Tabucchi'nin kitabı aklımıza geldi ve Türk resminin bu usta ismi için iyi kötü bir düş kurguladık.

Nuri İyem, 1960 yılının başlarında bir rüya görür. İstanbul'da uzunca binaların göğü deldiği bir yerdedir. Arabaların gürültüsü, durakta bekleşen insan yığınlarının telaşı... Nereye düştüğünü bilemez. Kalabalığın içinden bir ses ise kendine çağırır. Zihnini toparlamaya çalışır. Tanıdık bir şeyler arar. Biraz da sığınacak. Hem hava da soğuktur. Bir manzara takılır gözüne. Anadolu'nun köylü kadınları, yürüyen gözler, göç eden insanlar, aileler, irili ufaklı yüzlü kadınlar, çocuklar, hepsi söz birliği etmişçesine bir yere gitmektedir. Kafası daha da karışır. Koca İstanbul'un ortasında bu manzara. Koşa koşa onlara yetişir. Aralarına karışır. Rahat bir nefes almanın vaktidir kendince.

Koca binanın kapısına geldiklerinde ise görevli bir tek ona sorar, "Beyefendi davetiyenizi görebilir miyim?" Bu soruyu beklememektedir. Hemen ceplerini yoklar. Bir kâğıt parçası. Evet, aradığı bu. Görevliye davetiyeyi uzatır "100 Koleksiyondan Nuri İyem sergisi açılışına katılmanız bizi mutlu edecektir." Tekrar kalabalığa karışır, manzara bu kez farklıdır. Nerdeydi o gözler, yüzler, kadınlar, köylüler, çocuklar... Bir rüyanın içinde olduğunu düşünür. Toparlanır, tekrar kendine döner. Kafasını kaldırıp baktığında ise o insanlar, o derin bakışlar çerçevelere girmiş kendisine gülümsemektedir. Çok da kafa yormaz. Bu işte bir iş var der ve yoluna devam eder. Bu oyunu kendisi de sevmiştir.

Ama neden kendisini tanıyan yok... Anlam veremez. Dolaşmaya başlar. En iyisi konuşulanlara kulak vermek. Zira zaman ayağının altından kaymıştır artık. "İyem'in en büyük hayali her eve girebilmekti", "Bu resmi 10 yıl önce almıştım, çok şeyden kısmıştım bu tablo için", "Hemen hemen her dönem işlerinden var benim koleksiyonumda", "Laf aramızda çok para verdim bu tablo için", "Resmimizi burada görmek sevindirici", " İyem'in daha önce bir araya gelmemiş eserlerini bir yerde görmek ne güzel"...

'Eserlerimden ayrılırken üzülmüyorum'

Serginin derlendiği koleksiyonlardan uzunca bir listeye gözü ilişir: İrfan Şahin Koleksiyonu, Dilber Kalkan Koleksiyonu, Gamze Büyükkuşoğlu Koleksiyonu, Arkas Holding Koleksiyonu, Serdar Kaya Koleksiyonu... Arada tanıdık isimler de var. İçinden bir ses; "Dolaşmaya devam Nuri". Bu kez kimseye görünmek istemez. Bir gölge gibi gezinmeye başlar. Yine bir ses; "Nuri İyem 'Eserlerimden ayrılırken üzülmüyorum. Onların başka evlerin duvarlarında yer almasını önemsiyorum' derdi hep, keşke bu manzarayı görseydi. En büyük düşüydü bu. Dile kolay 100 koleksiyondan seçilmiş 100 Nuri İyem tablosu..."

Şaşkınlığı artıyordu. Neler oluyordu? Bu tablolar hem onun hem değildi sanki. Yıllar sonrasından ses veriyordu her şey. Yürürken gözleri açık rüya görüyor, çok sevdiği hocası Tanpınar'ın sergisi için yazdığı cümleler geliyor aklına. Utanıyor: "Nuri İyem insan tecrübesini, alelade ihsaslara varıncaya kadar, resim tecrübesi yapmasını biliyor. Onda itiyadlarımıza en yabancı teknikler bile bize tatlı bir tebessümle, sanki çok evvelden hazırlanmış bir anlaşma havası içinde geliyorlar. Buna mukabil gündelik şeyler de bu sanatın sihrinde mahiyet değiştiriyorlar." Tanpınar imdadına yetişmişti. Evet kelime buydu. Sihir.. Yoksa düş mü?

"İçecek bir şeyler alır mısınız efendim?" diye yanaştı garson kız. Gördüklerini başkasından duymak istercesine, kızın kulağına eğildi: "Neler oluyor burada?" Kız şaşkın, gayet kibar başlıyor anlatmaya: "İş Bankası Kibele Sanat Galerisi 2005'te vefat eden ressam Nuri İyem'in, çeşitli koleksiyonlarda yer alan eserlerinden bir seçki hazırladı. Sergi, 19 Şubat'a kadar Kibele'de, 2 Mart-16 Nisan 2011 tarihleri arasında ise İş Bankası İzmir Sanat Galerisi'nde ziyarete açık kalacak." Uzunca bir suskunluk. İyem, teşekkür edip, tam bardağını kıza uzatırken elinden düşüyor... Dağılıyor her şey... Sesler, sesler azalıyor, azalı... aza...

"Hadi kahvaltı vakti!" diye uyandırıyor, eşi Nasip Hanım, "Geliyorum". Yataktan tam kalkarken bir kitap düşüyor. Antonio Tabucchi'nin "Düşler Düşü". Gülümsüyor. Ressamların, yazarların, ozanların 'düşsel düşleri'ni anlattığı kitabında ne diyordu Tabucchi "Sevdiğim sanatçıların nasıl düşler gördüklerini hep bilmek isterdim." Bu da Türk resminin usta ismi İyem için bir düşler düşü olsun, çokça eksik...

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
03/01/2010


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1073464&title=nuri-iyem-icin-dusler-dusu

Comments