Pop yazarlığın tehlikeli sularında

İllüstrasyon: Cem Kızıltuğ
90’lı yıllarda 50 yaşındaki marangoz ve yazma konusunda biraz yeteneksiz John Baldwin, çok satacak bir roman yazmak ister. Uzun yıllar çoksatan romanlar üzerine araştırma yaptıktan sonra böyle bir kitabın nasıl ‘imal’ edileceğini bulur ve on maddelik bir reçete hazırlar. Kahramanların birbirine âşık olması, birbirini öldürmesi gerektiği gibi öneriler vardır reçetede. Hikâyeden yoksun, elinde pek güvendiği bir ‘formül’ü olan Baldwin’in yolu John Marr ile kesişir. İki kafadar 640 sayfalık The Eleventh Plague (1999) adlı bir roman yazar. Talih bu ya, ünlü Amerikan yayıncı Harper Collins kitabın haklarını 2 milyon dolara satın alır. Yazma yeteneği olmadığını kabul eden Baldwin elindeki formülün onu milyoner yapacağından emindir. Kitap beklenmedik bir başarı gösterir ve sonrasında filme uyarlanır. Yaklaşık 3 milyon dolar da buradan gelir. Bizim yeteneksiz yazar bir bilge edasıyla, “Eğer bir formülünüz varsa her şeyde başarıyı yakalayabilirsiniz,” der ve ekler, “yeter ki insanların ne istediğini bilin.” İki kafadarın başarısı günümüz yayın dünyasının durumunu gözler önüne seren güzel bir örnek.

‘Oku, Zevk Al, Unut’ 

Çok satan kitaplar konusunda en muteber kabul edilen ve 1942’den beri yayımlanan The New York Times’ın “çok satanlar” listesine girmek bir yana, pek çok gazetenin her hafta yayımladığı rakamlar silsilesi de meraklısı için iştah kabartıcı. Bunun yanı sıra dünyanın online kitap satış devi Amazon’un saat başı haber yayını yapar gibi paylaştığı en çok satan listeleri de bu işin nereye vardığını gösteriyor. Özellikle 1980’lerle birlikte ülkemizde ve dünyada çok satanlara, popüler edebiyata yönelen bir ilgiden söz etmek mümkün. Kitabı satılıp alınan bir ‘mal’ gibi gören bu anlayış bünyelere sızarken, eleştiri kurumunun gittikçe kabuğuna çekilmesi bunu hazırlayan etkenlerden biri. Yine Amazon’dan devam edersek, çoksatar, popüler, ‘başarılı’ yazar olmanın tarifi ni, reçetesini veren Writing the Breakout Novel, Writing Popular Fiction, Techniques of the Selling Writer, Writing Novels That Sell, Writing and Selling Your Novel gibi daha onlarca kitaba erişmek mümkün sitede.

Kendi kitapları 25 milyondan fazla satan Amerikalı yazar Dean R. Koontz’un How to Write Best Selling Fiction (1981) adlı kitabı bu konuda yazılmış ilk kitaplardan. Bu çalışmaların varlığı aslında edebi bir kaygıdan öte piyasayı memnun etmenin asıl mesele olduğunu açıkça dile getiriyor. Cem Akaş’ın güzel tanımlamasıyla “oku, zevk al, unut” romanlarının nasıl yazılacağını ve şöhrete giden yolun tarifi ni de veriyor. Amerikalı yazar James W. Hall üşenmeden, Hit Lit: Cracking the Code of the Twentieth Century’s Biggest Bestsellers adlı kitabında bir mühendis gibi 20. yüzyılın en çok satan on iki kitabını (Da Vinci Şifresi, Rüzgâr Gibi Geçti vs.) analiz ediyor ve bu kitapların ortak özelliklerini sıralıyor: Cinsellik, aşk, dram... Hall, çoksatar olmanın ‘şifrelerini’ tanımlarken bu şöhretin taliplileriyle incelikli bir dille alay ediyor. 

Çoksatar Kitap Yazmanın En İyi Vakti Ne Zaman? 

Batı’da “chick lit” (modern zamanların kadınını anlatan) tabiriyle adlandırılan ve 80’lerle birlikte epey popüler hale gelen kitaplar hâlâ çok ilgi görüyor. Özellikle konusunu aşktan, cinsellikten ve tarihten alan romanlar kitapçıların gözdesi. Şükür ki, öykü ve şiir henüz bu kancaya takılmadı. Kitabevine adımınızı atar atmaz bu kitaplar tarafından kuşatmaya uğruyorsunuz. İşin vahameti bununla sınırlı değil. PR ile çalışmanın gerekliliğini savunanlar, sosyal medyada görünmenin öneminden bahsedenler ve daha pek çok reçete sunanlar yok değil. Eğer bu yükün altına girmekten çekiniyorsanız, çoksatar yazar olmanın yollarını öğreten edebiyat, edebiyat dışı ve pazarlama üzerine (www.bestsellersociety.com gibi) pek çok site mevcut.

Özellikle teknolojinin gelişmesiyle bireysel yayıncılık çağına ayak uyduran, kapı kapı yayınevi dolaşmak yerine kitabını kendi yayımlama imkânı sunan “self-publishing” ile çoksatarlar listesine giren yazarlar bu sitelerin müdavimleri. Bir adım ötesi ise astroloji yorumcularından popüler olacak kitabın en iyi yazma vaktinin ne zaman olduğunu sormaya kadar gidiyor. Fakat edebiyatın nasıl öcünü aldığını uzun bir süre çoksatanlar listesinde yer alan bir kitabın, daha sonra “1 alana 1 bedava” sepetinde öylece sessizce bekleyişiyle görmek mümkün. 

'On Parmak Daktilo’ 

Okur, yazar ve yayıncı tarafından bir ‘velinimet’ sayıldığı anda ipler kopar. Tomris Uyar’ın pek yerinde bir tarifi var: “Popüler olmak, edebiyatta zannedildiği kadar önemli bir şey değil. Edebiyatta tiraj, daha çok insanın aklında kalan ve çocuklarına aktardığıdır.” Uyar daha da öteye giderek edebiyatın çok kötü bir öç alma biçimi olduğundan söz eder: “Edebiyat siler.” Gündemde kalmak için sürekli yazan ve kendinden ödün veren yazar biraz tehlikeli sularda yüzüyor demektir, zira Uyar’ın bahsettiği öç alma biçimi kalıcı yaralar açar. Truman Capote’nin bu tür yazarlar için yaptığı tanımlama gayet neşelidir: “On parmak daktilo”.

James Joyce, “Sanatçı, halk yığınlarının gönlünü kazanmak peşindeyse kitle fetişizminin kendini bile bile kandırma hastalığının bulaşıcılığından kaçınamaz, popüler bir akımda yer alırsa bu riski üstlenir.” derken, Uyar ile aynı gökyüzüne bakar gibidir. Halkın gönlünü kazanmak için yazmanın, sürekli görünmek için edebi eser üretmenin riski döner dolaşır yazarı bir yerinden yakalar. Birçok yazarın kendi işini yapmaktan çok, ün peşinde olduğunu söyleyen Márquez de şöhret belasından şöyle yakınır: “Kitaplarımın bir tür ticari ürüne dönüştürüldüğü kapitalist ülkelerde ölümümden sonra tanınmayı isterdim.”

Çoksatar yazar olmanın elbette kötü bir tarafı yok, ayrıca bu tür kitapların hepsinin niteliksiz olduğunu söylemek haksızlık olur, fakat okurun beğenisi tek kıstas olarak algılanırsa bu kitapların her birinin başyapıt diye tanımlanması gerekir. Çok satmak amacıyla yazılan eserlerin nitelikli edebiyatın bir parçası olmayacağı aşikâr. Dil zevki veren, değerli ve kalıcı metinlerden öte popülerlik derdine düşmüş yazardan edebiyatın bir gün öç alacağını unutmamak lazım.

Musa İğrek
Kitap Zamanı
Sayı: 86
4/3/2013

Comments