İyi edebiyat insana faydalıdır!


İyi edebiyatın ne türden özelliklere sahip olduğu sorusu, hemen içinden çıkabilecek bir alan vaat etmez. Cem Akaş’ın güzel tanımlamasıyla “oku–zevk al–unut” kitapları dışında kalan eserleri has edebiyat diye tanımlarsak, her türden okumanın insana pek çok şey kattığı kesin. Fakat yeni yayımlanan bir araştırmaya göre “has edebiyat / iyi edebiyat” dediğimiz dil zevki veren, değerli ve kalıcı metinlerin karşımızdakileri daha iyi anlamaya yardımcı olduğu ve duygusal zekâmızı geliştirdiği ortaya çıktı. Amerikalı profesör Emanuele Castano ve David Comer Kidd’in gerçekleştirdiği yeni araştırma, edebi roman okuyanların popüler roman okuyanlara göre daha çok empati kurabildiğini ortaya koyarken, popüler roman okuyan deneklerin hiç kitap okumayanlarla aynı hataları yaptığı gibi ilginç bulgular sunuyor.

Enis Batur, “Müşteri esasına göre yapılan edebiyat, bir eğlenme aracından, tüketici için üretilen bir maldan ibarettir. Onun için de ‘satın alıcı’ya ayarlanır, bir arz talep ilişkisinden ve mantığından hız alır. Has edebiyat, denklemin elemanlarını farklı değerlere dayandığı için değiştirir. Müşteriye değil okura, satın alıcıya değil ‘alıcı’ya uzanır.” der. İyi edebiyatın tıpkı Batur’un dediği gibi sadece bir ‘eğlence’den ibaret olmadığı gerçeğini gözler önüne seren araştırmada, yaşları 18-75 arasında değişen yaklaşık 1000 deneğin bir kısmına Alice Munro (araştırma usta yazarın geçtiğimiz gün Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmesinden önce yapılmıştı) Louise Erdrich, Jesmyn Ward, Don DeLillo, Wendell Berry gibi edebi yazarların eserleri, diğerlerine ise Gillian Flynn, Rosamunde Pilcher, Danielle Steel ve Robert Heinlein gibi popüler yazarların kitapları okutulmuş. Bu okumalardan sonra kitaplardaki karakterlerden hareketle deneklerin sosyal ve duygusal zekâlarını ölçecek testler gerçekleştirilmiş.

“Edebi romanlar okuru yazara dönüştürür”

Araştırmayı hazırlayan Kidd’e göre edebi romanlar kurgudan öte karakterlere daha çok odaklanır ve bu tür eserlerde genellikle tek bir otoriter anlatıcı yoktur. Karakterler hakkında yorum yapmanın, bir netice çıkarmanın okura bırakıldığı bu eylemin tıpkı günlük hayatta başkalarıyla olan ilişkilerimize benzediğine değinen Kidd, “Edebi romanları okuyan okur bir nevi yazara dönüşür ve karakterler arasındaki boşlukları doldurur, çünkü onlar üzerine düşünmek zorundadır. Popüler romanlarda okur daha kontrol altındadır ve okurun pasif bir rolü vardır.” diyor. Çehov ve Dostoyevski gibi usta yazarların eserlerinde pek çok karakter, türlü türlü seslerle bir gerçekliğe işaret ederken okuru bir etkileşime davet ettiğini söyleyen Kidd, edebi romanların karşımızdakini daha iyi anlamak ve okuduklarımızdan edindiğimiz tecrübeleri hayatımıza aktarmada önemli bir işlev gördüğünü söylüyor.

Okuma alışkanlığının insanın davranışlarında olumlu yönde etkilerinin olduğu pek çok araştırma sonucunda bilinen bir gerçekken, uzmanlar has edebiyatın insan üzerinde olumlu etkisinin bir araştırmayla ortaya konulmasının dikkat çekici ve önemli olduğunu söylüyor. Yaşar Nabi’nin deyişiyle has edebiyat ürünü verebilmek hem çok çalışmayı, hem de çok yorulmayı gerektirir, bu yüzden bir yazar çok yorulmadan iyi edebiyat üretiminde bulunduğunu savunursa, edebiyatın kendisinden bir gün öç alacağına hazırlıklı olmalıdır. Haliyle yazarın türlü sıkıntıları ve uzun uğraşları sonucunda çıkan bir edebiyattan okurun çok “şey” öğreneceği, en önemlisi ise mutlu olacağı kesin.

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
15/10/2013

Yorumlar