‘100 Temel Eser kitapları intihal çeviriyi artırdı’

'Çeviride İntihal' projesinin yürüten ekipte (soldan sağa) Sabri Gürses, Damla Kaleş, Derya Duman ve Mehmet Şahin yer alıyor.
Günümüzde gittikçe yaygın bir hal alan çeviri intihaline karşı TÜBİTAK destekli bir çeviribilim projesi yürütülüyor. Yayın dünyasına pek çok katkısı olacak projenin ekibine göre, 100 Temel Eser kitapları intihal çeviri sayısının artmasına yol açtı. Artan çeviri intihalini tespit etmek ve önlemek için mekanik bir yönteme ulaşmayı hedefleyen projenin başlangıcı; yazar, çevirmen Sabri Gürses’in 2006’da bir gazetenin dağıttığı klasik eserlerin çevirilerinin intihal olduğunu, geçmişte yapılmış çevirilerin küçük değişikliklerle ilk kez yayınlanmış gibi gösterildiğini fark etmesine uzanır. Gürses, bu bulguları Çeviribilim adlı internet dergisinde yayınlar. Başka intihal örneklerini de inceleyen Gürses, konunun peşini bırakmaz. 2012’de ise İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden, çeviri ve teknoloji ilişkileri üzerine çalışan çeviribilimci Yrd. Doç. Dr. Mehmet Şahin intihallerin bilgisayar destekli analiz edilebileceğini, böylece daha somut önlemler alınabileceğini saptar. Daha sonra ekibe Yrd. Doç. Dr. Derya Duman ve yüksek lisans öğrencisi Damla Kaleş katılır.

Altı aydır “Çeviride İntihal” projesi üzerine çalışan ekip Rus, Fransız ve İngiliz edebiyatından üç klasik yazarın üç eserini örneklem olarak seçti. Bu üç eserin piyasadaki bütün örneklerini toplayan ekip, bunları tarayıcıdan geçirerek metne dönüştürüyor. Elde ettikleri bulgulardan yola çıkarak karşılaştırmalı metin analizi için hangi bilgisayar programının daha iyi sonuç vereceği üzerinde çalışıyorlar.

İntihalin şifrelerini çözüyorlar

Çalışmayı 2015’te tamamlamayı planlayan ekip, sayısal veriler elde etmek, metinler arasındaki benzerlik oranlarını saptamak üzere sözcük ve sözdizim düzeyinde incelemeler yürütüyor. Bunun dışında, makinelerin yeterince algılayamayacağı nadir sözcük ve ifadelerin kullanılması, tekerrürlerin yakalanması, aynı sözcük için eşanlamlı ya da öz Türkçe sözcüklerin kullanılması gibi benzerlikleri saptamak üzere semantik bir analiz yapıyor: “Burada, bu tip çalışmalarda kullanılmaya başlanmış olan adli dilbilim devreye giriyor. Ayrıca çok açık benzerlik ya da örtüşmelerde sosyolojik, bağlantısal bir analiz gerekiyor. Yayınevi, metin sahibi olarak görünen kişi, matbaa vb. kurumlar arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyoruz.”

İntihal çevirilerin piyasaya çıkmadan önlenmesini amaçlayan projenin yürütücüleri, olayın boyutunu ve okura zararını şöyle özetliyor: “Şu anda internet kitap satış sitelerinden kitapçılara, resmi kütüphanelere dek her yer sahte, intihal çevirilerle dolmuş durumda. Okur açısından bu öncelikle edebiyat zevkinin bozulması anlamına geliyor, çünkü bir insanın emeğiyle üretilmemiş, hazır bir metnin sözdiziminin değiştirilmesi, gerçek çevirinin kısaltılması yoluyla türetilmiş metinler anlam yoksulluğuna da yol açıyor. Bu yazarları da, onlardan beklenenleri de etkiler. Çevirmenlerse hem sahte isimler arasında itibar, saygı kaybediyorlar, hem de emekleri değersizleşiyor.”

Çeviri eleştirisinin eksikliği intihali tetikliyor
Projenin ekibine göre, “100 Temel Eser kitapları da intihal çeviri sayısının artmasına yol açtı, ama buna karşılık bu eserlerin seçkin örneklerinin öne çıkmasını sağlamadı nedense. Robinson Crusoe, Madam Bovary, Ölü Canlar, Sefiller.. gibi telifi geçmiş örnekler için bile, bu kitapların klasik, model alınacak çevirisi şudur diyemiyoruz. Herhalde iyi bir çeviri eleştiri geliştiremediğimiz için olmalı bu; ama biraz da yapılanları yeterince ödüllendirmediğimiz, övmediğimiz için olmalı. Gerçek, intihal olmayan çeviriler için konuşursak, her yayınevinin kendi klasik setini yapma arzusunun tek iyi yanı, farklı çevirilerin, farklı dillerin ortaya çıkması, keşke daha çok saygı gördükleri bir ortamda olsalar.”

Musa İğrek, İstanbul 
Zaman Gazetesi
1/12/2013

Yorumlar