Matisse’in makastan çıkan kolajları


Sanatçının hastalığı da başka türlüdür. Elindeki o sihirli değnekle bu huysuz zamanların yönünü akla gelmeyecek bir tarafa döndürür. Virginia Woolf hastalık üzerine yazdığı denemesinde “hastalıkta sözcüklerin mistik bir niteliği vardır sanki. Yüzeydeki anlamlarının gerisindekini kavrarız, sezgilerimizle oradan buradan bir şeyler toplarız.” derken, hastalığın her türlüsünün, epeyce önce unuttuğumuz kimi şeyleri çekip çıkardığına da işaret eder biraz da. Hele bir sanatçının, hastalığın bedene verdiği huysuzlukla, bu keyifsiz anları nasıl gördüğü oradan neler topladıkları izlenmeye değerdir. 20. yüzyılın önemli sanatçılarından Fransız ressam Henri Matisse’in (1869-1954) Londra Tate Modern Müzesi’nde açılan “The Cut-Outs” adlı sergisi tam da bu hastalık ve ‘yüzeyden’ kurtulup daha da derinlerde bir arayışa çıkmanın karşılığı. Matisse’in son dönemlerinde kanser hastalığıyla savaşırken gerçekleştirdiği yüz otuzu aşkın irili ufaklı eser, sanatçı için son 10 yılda düzenlenmiş en kapsamlı seçki.

Doğu estetiğinden izler

Matisse, 71 yaşında, yakalandığı hastalığından sonra sanatından bir adım geri atmaz. İkinci hayat diye niteliği bu zamanlar, onun için gayet üretken ve yeni işlerin denendiği bir dönemdir. Tekerlekli sandalyeye bağlı hayatını eline aldığı makası çalıştırarak renklendirir. Guajla boyanmış kâğıtlara çeşitli formlar veren Matisse, oturduğu yerden kolajlarını oluşturur. Yapraklar, dans eden insanlar, balıklar, yıldızlar ve atlar Matisse’in makasının çalışmasıyla şekil alırken, çocuksu bir heyecanla işleyen elleri onu yeni bir hayata bağlar. Asistanına elindeki uzunca sırıkla kestiği kâğıtların nereye yerleştirileceğini gösteren sanatçının kolajları, uzaktan yağlıboya bir resmi andırıyor. Yakından baktığınızda ise kimi kâğıtların köşelerine iliştirilmiş toplu iğneler hâlâ yerli yerinde. Birçok koleksiyondan derlenen kolajlara, sanatçının çeşitli dönemlerde yaptığı yağlıboya tablolar, heykeller ve vitraylar eşlik ediyor.


Kolajlarındaki yalınlık herkesin kolayca yapabileceği hissi uyandırsa da kullandığı formlar ve renkler Matisse’in üslubunu açık ediyor. İkinci hayatındaki bu üretme tutkusu onu, odasındaki duvar kâğıtlarını kolajlarla değiştirmesine kadar uzanır. Sergide bu devasa kolajların yanı sıra çeşitli kitaplara ve dergilere hazırladığı kapaklar da yer alıyor. Matisse’in Doğu estetiğine ilgisini bu son dönemlerinde yaptığı kolajlarda da görmek mümkün.

Tate Modern, bir sanatçının hem hastalık hem de yaşlılığa rağmen üretme tutkusunu gösteren sergi hakkında hazırladığı filmi, ülkedeki pek çok sinemada gösterime koyacak. Müzenin gerçekleştireceği bu sinema-sergi buluşması da bir ilk. Londra’dan sonra New York Modern Sanatlar Müzesi’nde açılacak sergi, 7 Eylül’e kadar gezilebilir.

Matisse için Aragon'dan roman, Byatt'tan öyküler

İngiliz öykücü A. S. Byatt’ın, Matisse’in içinden geçtiği üç öyküsü Türkçede. Matisse Öyküleri’nde (Can Yayınları), ‘Medusa’nın Ayak Bilekleri’, ‘Sanat İşi’ ve ‘Çin Istakozu’ adlı öykülerle birlikte Matisse’e ait el çizimleri yer alıyor. Kitap, Peter Kemp’in deyişiyle “bir boya kutusu parçalanmışçasına imgelemimizin retinasına çarpıyor.” Matisse röprodüksiyonunun asılı olduğu berber dükkânının sahibi; Matisse’in tablolarındaki renklere tutularak, onun izinden yürümeye çalışan bir ressam ve Matisse konusunda tez hazırlayan bir üniversite öğrencisi ile tez danışmanı profesör arasında geçenleri anlatan bu üç öykü, kurmacanın gözünden Matisse’i görmek isteyenler için taze ve renkli bir kitap. Yayıncılara küçük bir not: Fransız şair Louis Aragon’un 1971’de yazdığı Henri Matisse başlıklı romanını da Türkçede görmek elbette güzel olacaktır.

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
10/5/2014



Comments