Dylan Thomas 100 yaşında


Şair ve yazarların çalışma mekânlarını ziyaret etmek okurlar için büyük bir saadettir. Sevdiği yazarın peşine düşen meraklılar, onun geride bıraktığı yazı masasını, kalemleri, defterleri, karalamaları ve odasının manzarasını hayranlıkla izler. Doğumunun 100. yılı kutlanan Galli şair Dylan Thomas'ın Galler'in Laugharne kasabasındaki kayık evini ziyarete gelenler, şairin hatıraları arasında büyük bir merakla geziniyor. Nehrin kıyısındaki bu kayıkev, bugünlerde Thomas'ın okurlarıyla dolu. Bu ev ziyaretinin yanı sıra yıl boyunca Britanya'nın dört bir yanında düzenlenen sempozyumlar, okumalar, tiyatrolar, festivaller de okurları buluşturuyor. Thomas cephesinde bunlar olurken, doğumunun 100. yılını kutladığımız Fazıl Hüsnü Dağlarca adına ülkemizde yapılan etkinliklerin bir hayli sönük geçtiğini söylemek gerek.

Dylan Thomas, daha 19 yaşındayken Taf Nehri'nin karşı kıyısından bu kasabaya kayıkla gelir ve yaklaşık dört yıl sonra buraya yerleşmeye karar verir. II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle Londra'da çalışmak için yollara düşer. Savaşın ardından dönmek istese de bu arzusu ancak ünlü İngiliz oyuncu Margaret Taylor'ın 1949'da bir burada bir kayıkevi satın almasıyla mümkün olur. Thomas, 1949'dan 1953'e kadar üç çocuğuyla burada yaşar. Müzeye dönüştürülen bu kayıkevinin yanı sıra tepede yer alan yazı kulübesi de Thomas'ın şiir yazdığı mekanlar arasında. Kulübe biraz dağınık, şairin sanki bir yerlerden çıkıp selam vereceği haliyle öylece duruyor. Özellikle Amerikalı hayranlarının çokça ziyaret ettiği bu mekân edebiyat turizminin bir halkası durumunda. Thomas, "Under Milkwood" adlı ünlü radyo oyununu bu kasabanın halkından esinlenerek yazar. "Do Not Go Gentle", "Poem on His Birthday", "Over Sir John's Hill" adlı şiirleri de burada hayat bulur. New York'a şiir matinelerine doğru yaptığı ve geri dönemediği yolculuğun başlangıcı da yine bu kasabadır.

Ölümünden önceki birkaç yılda düzenlediği şiir programları Amerika'da büyük ilgi görürken, şiir onun sayesinde yeni bir ifade alanı bulur. Öyle ki Thomas şiir okumada, İngilizcenin gelmiş geçmiş en büyük ustalarından biri olarak kabul ediliyor. ABD'ye gittiği dönemde alkol bağımlılığı yüzünden sağlığı giderek bozulur ve 1953'te hayata veda eder. Thomas şiirlerinde doğa sevgisini, doğum ve ölüm arasındaki esrarlı ilişkiyi yoğun ritimler, alışılmamış imgeler ve kendi oluşturduğu yeni sözcüklerle dile getirir.

Şairin Türkçede "Sanatçının Genç Bir Köpek Olarak Portresi" (Altıkırkbeş Yay.) ve Deri Ticareti Serüvenleri (Telos Yay.) dışında çeşitli mecralarda yayımlanan şiirleri bulunuyor. Behçet Necatigil, Ece Ayhan, Can Yücel ve Ülkü Tamer gibi isimlerin dikkat çektikleri Thomas'ın Türk şiirine etkileri de yadsınamaz. Devlet adamlarının kültürden gittikçe uzaklaştığı bir çağda, Bülent Ecevit'in Dylan Thomas'tan şiir çevirisi yaptığını da hatırlatalım.

Ölüme Kalmayacaktır Bu Dünya

Dylan Thomas, Çev: Bülent Ecevit

Ölüme kalmayacaktır bu dünya.
Çırılçıplak ölüler
Aydaki rüzgardaki adamdan olacaktır;
Kemikleri tertemiz ve tertemiz kemikleri yok olduğunda,
Yıldızlardan olacaktır, ayakları, dirsekleri;
Akılları başlarında olacaktır delirseler de,
Denizlere batsalar yükseleceklerdir yine;
Yok olsa da sevgililer sevgi yok olmayacaktır;
Ölüme kalmayacaktır bu dünya/
Ölüme kalmayacaktır bu dünya.
Dalgaların altında upuzun yatanlar
Dağılıp gitmeyeceklerdir denizde;
Burulsalar da kasları koparan
Çemberlerinde gerili, kırılmayacaklardır;
Kopsa da ellerinde gerilen insanları,
Kötülükler doludizgin delip geçse de onları;
Paramparça olsalar da çözülmeyeceklerdir;
Ölüme kalmayacaktır bu dünya.
Haykırmaz olsa da kulaklarında martılar
Gümbürdemez olsa da dalgalar kıyılarda;
Çiçeklerin fışkırdığı yerde bir çiçek bile
Kaldırmaz olsa başını çarpan yağmura;
Deli de olsalar ölü de çiviler gibi
Başverecektir kişilikleri, kırçiçeğinden sürer gibi;
Çıkacaklardır güneşe tükeninceye dek güneş,
Ölüme kalmayacaktır bu dünya.

Musa İğrek, Laugharne
Zaman Gazetesi
30 Ekim, 2014



Comments