Resimlere bu kadar parayı kim veriyor?


Son yıllarda sanat piyasasında üst üste rekor haberleri geliyor. Dünyanın en büyük sanat araştırma merkezi Paris Artprice, 2013/14 yılını 2 trilyon dolar gelirle kapatan çağdaş sanat piyasasının, kendi rekorunu kırdığını geçtiğimiz aylarda duyurmuştu. Sanat bir taraftan iştah kabartıcı bir yatırım aracı olarak kendine yer edinirken bu dudak uçuklatan gidişe karşı aykırı sesler yükselmeye başladı. Alman ressam Gerhard Richter, bu isimlerden biri.

Yaşayan en önemli sanatçılardan biri olan Richter’in “Abstraktes Bild” (Soyut Resim, 1986) adlı eseri geçtiğimiz ay Londra’daki Sotheby’s’te düzenlenen müzayedede 46,3 milyon dolara satıldı. Söz konusu gidişi umutsuz bir aşırılık olarak değerlendiren usta sanatçı, bu yüksek rakamların kendisini dehşete düşürdüğünü dile getirdi. The Guardian gazetesinden Kate Connolly’ye geçtiğimiz hafta konuşan Richter, kendi resimlerine bu kadar yüksek fiyat verenleri “aptal” bulduğunu belirterek, piyasadaki bu balonun patladıktan sonra fiyatların bir nevi çakılacağını söylüyor.

GENÇ SANATÇILARIN İŞİ ZOR

83 yaşındaki sanatçı, eserini satın alan isimsiz alıcının bu esere neden bu kadar para verdiğine anlam veremediğini ifade ediyor. Abstraktes Bild’in son satış rakamı, resmin ilk satıldığı fiyatın tam 5 bin katı. Müzayedelerde yaşanan bu ‘çılgınlığı’ ‘iş çığırından çıktı’ şeklinde değerlendiren ressam, bu büyük rakamlardan kendisinin çok cüzi bir miktarda para kazandığını, asıl büyük kazancın satıcıya gittiğini belirtiyor. Böyle geniş çaplı müzayedelerin sanatçıya fayda getirmekten ziyade daha çok satıcıyı memnun ettiğini söyleyen sanatçı, bu durumdan hiç de memnun değil. Richter, yakın zamanda 2 bin Euro değer biçtiği bir eserinin galericisi tarafından “Bu fiyat çok düşük, bunu 10-20 bin Euro arasında fiyatlandırmalıyız.” dediğini aktarıyor. “Domplatz, Mailand” (Cathedral Meydanı-Milano) adlı eserinin 29 milyon Euro’ya satılmış olmasını epey tuhaf karşılayan sanatçı, bu eserinin o kadar da iyi bir resim olmadığını söylüyor.

Müzayedelerin kendisine sık sık katalog gönderdiğini ve bunlara bakarken şaşkına döndüğünü itiraf eden sanatçı, dönüp bakılmayacak pek çok eserin fahiş fiyatlarla satışa çıktığını söylüyor. Resim piyasasında yaşananlardan genç sanatçıların ve ‘ciddi galeriler’in büyük ölçüde etkilendiğini dile getiren Richter, kimsenin sanatın kendisiyle ilgilenmediği ve resmi sadece bir yatırım aracı olarak gördüğü düşüncesinde. Richter, bu gidişata kendince dur diyebilmek için geçtiğimiz yıllarda 100 küçük eserini uygun fiyata satışa çıkarmış. Sanatçı, kısa sürede tükenen bu eserlerinin, daha sonra müzayedelerde yüksek fiyatlara satıldığına tanık olmuş. Kendisinin resim satın almadığını söyleyen Richter, sevdiği eserleri görmek için müzelere gittiğini anlatıyor. Güncel sanatın en güçlü 100 ismi arasında gösterilen Richter’in bu görüşleri sanatı bir yatırım aracı olarak keşfeden ve sanatın her türlü formuyla bir anda haşır neşir olan zengin sınıfın ‘çılgınlığına’ dikkat çekmek şeklinde değerlendirebilir. Bu yeni düzenle birlikte yükselen ‘balon’un ne zaman patlayacağı ise merak konusu.

TÜRKİYE’DE HERKES HALİNDEN MEMNUN!


Türkiye’de de son yıllarda müzayedelerde dudak uçuklatan fiyatlara resimler satılıyor. Fakat bu durumdan genç sanatçılar dışında kimse pek şikayetçi değil, zira zaten sanat alıcısının az olduğu ülkemizde bu tür haberler başta müzayede sahipleri olmak üzere herkesi sevindiriyor. Son on yıla bakarsak, Osman Hamdi Bey’in ünlü tablosu Kaplumbağa Terbiyecisi’ni Pera Müzesi TMSF’den 5 milyon TL’ye satın almıştı. Burhan Doğançay’ın Mavi Senfoni’si 2009 yılında, Erol Akyavaş’ın Enel Hak adlı eseri de 2010’da, Antik AŞ tarafından 2,2 milyon TL’ye satılarak o dönemin en pahalı resimleri ilan edilmişti. En son geçtiğimiz ay Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun İstanbul adlı eseri -ressamın kendi rekorunu da kırarak- 1.830.000 TL’ye satıldı. Bedri Rahmi, Osman Hamdi Bey, Erol Akyavaş bugün aramızda değil, o yüzden bu yüksek fiyatlar konusunda ne söylerlerdi bilinmez. Fakat 2013’te vefat eden Burhan Doğançay, eserinin bu kadar yüksek fiyata satılmasına tepki gösterenlere ateş püskürmüştü. Gerhard Richter gibi, sanatçıdan ziyade satıcılara para kazandıran bu sisteme ülkemizde karşı çıkacak sanatçı henüz yok.

Aynı yüzyıla iki farklı bakış

Gerhard Richter’in fotoğraflarının yer aldığı kitap, yakın zamanda Türkçede yayımlandı. Yazar, yönetmen, düşünür Alexander Kluege ile Gerhard Richter, 2009’un yılbaşı gecesi Sils Maria’da, Nietzsche’nin evinin hemen yakınındaki Waldhaus Oteli’nde buluşup aynı yüzyıla farklı gözlerle bakıyorlar. Bu buluşmadan ortaya çıkan “Sürükleyen Zaman” adlı kitap, usta sanatçıyı yakından tanımak için iyi bir kılavuz. Kluege’in kısa metinlerine Richter’ın kar altında doğayı anlatan fotoğrafları eşlik ediyor kitapta. Görselin ve yazının diliyle aralık ayına odaklanan bir kitap “Sürükleyen Zaman”. 39 fotoğraf ve onlara eşlik eden metinlerin yer aldığı kitapta tarih, geçmiş ve şimdiki zaman üçgeninde mitolojiden meteorolojiye, matematikten felsefeye uzanan bir konu çeşitliliği üzerine iki ustanın birlikteliği dikkat çekiyor.

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
25 Mart 2015



Yorumlar