Ezelden âşina iki dost: Mekke ve Medine


Mekke ve Medine... Biri yeryüzünün ilk mabedi Kâbe'nin yükseldiği, her yıl milyonlarca Müslüman'ı kendisine çeken, Hazreti İbrahim'in, İsmail'in, Hacer'in izlerini taşıyan, Allah Resûlü'nün 52 yıl sokaklarında dolaştığı 'şehirlerin anası'... Diğeri Mekke'de darda kalan mü'minlere, Mekkelilerin ve bütün yaratılmışların en hayırlısına (sas) kucak açan bereket yurdu. Fotoğraf sanatçısı Ömer Faruk Aksoy'un, 25 yıldır Mukaddes Beldeler'de çektiği ve sabırla biriktirdiği fotoğraflar, Kaynak Yayınları tarafından 'Mekke Medine' adıyla bir albüm kitap halinde yayınlandı. Şairlerin en güzel beyitlerine, yazarların en güzel yazılarına konu olan, milyonlarca Müslüman'ın rüyasını süsleyen Mukaddes Beldeler'in fotoğraf metinleri ise Fethullah Gülen'in yazılarından alıntılanmış. Gülen'in yorumuyla derinlik ve zenginlik kazanan fotoğrafları görenler, bir vuslat ânı yaşıyor adeta. Hac 'oraya yol bulanlar için' farz kılınmış; çünkü bu mekanları görmeye herkesin imkânı yok. Ö. Faruk Aksoy'un fotoğrafları, gidemeyenleri bir taraftan Sevgili'nin diyarında gezdiriyor, bir taraftan da hasretlerini artırıyor. Daha önce gitmiş olanların ise hatıralarını canlandırıyor.

Mekke ve Medine, dünyada fotoğraf çekmenin en zor olduğu yerlerden biri. Aksoy bunu başararak çok güzel kareler yakalamış. İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu'nun takdim yazısıyla sunulan kitabın kapağı, özel tasarımıyla, Kâbe'nin altın kapısı şeklinde açılıyor. Siyah ibrişimden nakış nakış işlenmiş Kâbe örtüsü ise, iç kapağı süslüyor. Halen Suudi Arabistan'da yaşayan Aksoy'un fotoğraf macerası 1982'de başlamış. Albümdeki fotoğraflar, 25 yıllık bir serüvenin ürünü. Mekke, Medine ve hac fotoğraflarından oluşan bir kitabı olan sanatçı, National Geograpfic ve BBC için birçok projeye katkıda bulunmuş ve sergilere katılmış. Sanatçının Mekke-Medine albümüne baktıkça, ecdat yadigârı Osmanlı revakları altında Kâbe'yi tavaf ediyor hissine kapılıyorsunuz. Kâh Makam-ı İbrahim'deki ayak izini görmek isteyen bir Semerkandlı, kâh Kâbe'de Kadir Gecesi coşkusunu yaşayan bir Buharalı oluyorsunuz. Altınoluk'un altında dua ediyorsunuz sessizce.

Kâbe'de tenha bir an görmek, neredeyse imkânsız. Zilhiccenin dokuzuncu gününde hacılar Arafat'ta vakfeye durdukları için, Kâbe bir nebze tenhalaşır. Bunu fırsat bilen Mekke kadınları ve çocukları gelip, sükûnetle tavaflarını eda eder. Fakat hacılar bu ânı göremez. Aksoy'un fotoğraflarında siz de o coşkulu âna dâhil oluyorsunuz. Diğer fotoğraflarda ise Kâbe'nin etrafında sema edercesine kendilerini tavafın enginliğine salmış, dünyanın dört bir yanından gelen insanlar dikkatinizi çekiyor. Şeb-i Arus misali, bir vuslat ânı yaşanıyor sırlı karelerde. Mekke fotoğrafları yolculuğu, hac vazifesi için Hindistan'dan gelen 132 yaşındaki dede ile oğullarını Mekke'de görüntüleyen kare ile son buluyor. Ardından Mescid-i Nebevi fotoğrafları çıkıyor karşımıza. Hz. Muhammed'in (sas) izini aramaya başlıyorsunuz. Kubbe-i Hadra'nın gölgesinde, dosta açılan kapıdan giriyorsunuz. Sedir ağacından yapılmış, açılıp kapanabilen kubbelerin altında zikre durmuş bir genç oluyorsunuz. Mescid-i Nebevi'nin avlusunu örten şemsiyeler gölgelik ediyor. Sultan Abdülmecid Han'ın arzusu ile Abdullah Zühdi Efendi'nin yazdığı Mescid-i Nebevi'nin kıble duvarlarındaki hatları temaşa ediyorsunuz.

Uhud Dağı'ndan Bedir'e, Okçular Tepesi'ne, Kuba Mescidi'ne, Mescid-i Kıbleteyn'e uzanıyor kareler. Hiç bitmesini istemiyorsunuz bu fotoğraf yolculuğunun. Ancak vakit ayrılık vakti... Mekke-Medine albümü, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in, "Vefatımdan sonra beni ziyaret eden, hayatta iken beni ziyaret etmiş gibidir." hadisi ile Mescid-i Nebevi'den bir fotoğrafla sona eriyor. (Bilgi için: 0 216 318 42 88)

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
31/12/2006

http://www.zaman.com.tr/cuma_ezelden-asina-iki-dost-mekke-ve-medine_481088.html

Comments

Post a comment