Geleneksel sanatlara 2010 nefesi

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı trenine bir yolcu daha eklendi: Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği... Birimin başında sanat tarihçisi ve pek çok önemli serginin, kitabın arkasındaki isim Ömer Faruk Şerifoğlu bulunuyor. Son birkaç aydır Şerifoğlu'nun dilinden düşmeyen bir kelam-ı kibar var: 'Kur'an Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı'. Bu söz bile Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanan İstanbul'un geleneksel sanatlarla ne denli özdeşleştiğini açık etmeye yetip artıyor.

Geleneksel sanatların İstanbul'un kendi sanat potansiyeli içinde çok ciddi bir kesit olduğunu söyleyen Şerifoğlu, "Avrupa'nın bir parçası olduğumuzu varsayıyorsak geleneksel sanatlar da Avrupa kültürünün bir parçası. İstanbul bu sanatların hakkını hiç şüphesiz vermiştir. 2010 olarak İstanbul'un bu haklı sıfatını göstermek istiyoruz. İstanbullular ve Batı'dan gelecek misafirler bu sanatların İstanbul'da en üst düzeyde icra edildiğini görsünler istiyoruz. Bu sanatlara teşvik edecek projelerin sunulmasını arzuluyoruz." diyor.

Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği iki aylık bir süre sonunda ilk meyvesini görücüye çıkardı. 'Geleneksel Kitap Sanatları-Bugünün Ustaları' adıyla Tüyap 27. İstanbul Kitap Fuarı'nda açılan sergide 55 sanatçının 75 eseri yer alıyor. Hat, ebru, tezhip, minyatür ve cilt gibi kitap sanatlarından örneklerin olduğu sergide Alparslan Babaoğlu, Münevver Üçer, Gülbün Mesara, İslam Seçen, Ali Toy, Cahide Keskiner, İ. Hakkı Yiğit ve Davud Bektaş gibi ustaların eserleri sanatseverleri bekliyor. Sergi 9 Kasım'a kadar gezilebilecek. Şerifoğlu, İstanbul 2010 etkinlikleri çerçevesinde düzenledikleri bu serginin 2009'da üretilmiş eserlerle yenileneceğini ve 2010'da ise "Dünün ve Bugünün Ustaları" alt başlığıyla çok daha kapsamlı olarak gerçekleştirileceğini söylüyor.Geleneksel sanatlara taze bir nefes getirecek bu birimin danışmanları arasında yetkin isimler var. Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Uğur Derman, Prof. Dr. Çiçek Derman, S. Rahmi Eyüboğlu ve Mehmet Özçay... Ekip, 2010'da klâsik sanatları çok kapsamlı bir yere taşımayı ve çıtayı daha yukarı çıkarabilmeyi hedefliyor.

Ustaların da desteğini aldıklarını belirten Şerifoğlu uyarıyor: "Kişisel projelere sıcak bakmıyoruz. Bir başka disiplinle, bir başka sanatçıyla, bir başka ülkeyle veya konuyla ilişkili olsun, yani içinde bir dinamiği olsun. Böyle projelere her türlü desteği vermeye hazırız."Geleneksel sanatlara Avrupa'nın yabancı olmadığını söyleyen Şerifoğlu, ebrudan yola çıkarak pek çok mesaj veriyor: "17. yy'dan itibaren gelen yabancı sanatçılar aracılığıyla bu sanatlar önemli ölçüde Batı'ya taşınmıştır, taşınamayan belki sadece hat sanatıdır. O da alfabe olarak buraya ait olduğu için. Ama ebru klasik anlamda bugün Avrupa'da çok ciddi bir şekilde sürdürülüyor. Gittiği zamanlar Türk kâğıdı olan ebru (Turkish Paper) şimdilerde Marbling Paper olarak adlandırılıyor. 2010'da ebrunun bir Türk kâğıdı olduğunu yeniden Avrupa'ya hatırlatmamız gerekiyor."

99 Kur'an sergisinden, el sanatları festivaline

Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği 2010'a pek çok proje ile girmeye hazırlanıyor. Neler mi var? Kur'an-ı Kerim odaklı bir proje somutlaşmış. Bu projeyle ekip, İstanbul'da yazılmış yazı türüyle, ebadıyla, hikâyesiyle dikkat çeken 99 Kur'an-ı Kerim'i bir araya getirmeye hazırlanıyor. Bunun dışındaki asıl büyük projeleri ise 'İstanbulin-2010 İstanbul El Sanatları Festivali'. Otuz veya daha fazla geleneksel sanatın ustalarının yer alacağı festivalde sadece stant açılmayacak, atölye çalışmaları, workshoplar ve sergileme mekânları olacak.

Bir başka proje ise 30 çağdaş tasarımcıyı 30 geleneksel sanatın ustasıyla buluşturmak. Sanatçılar seçimlerinde özgür bırakılarak geleneksel yöntemler göz ardı edilmeden eserler üretilecek. Çalışma kapsamında tasarımcılar ve usta sanatçılar birbirlerinden istifade ederek 30 yeni tasarım objesini İstanbul'a armağan edecek. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Geleneksel Sanatlar Yönetmenliği geleneksel sanatlara dair farklı bir kapı aralama heyecanında. Yola umutlu çıkan ekip, bakalım ardında nasıl bir iz bırakacak?

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi

Comments