'Bu belgesel, bizi Cemil Meriç'in ve ülkemizin köklerine indirecek'

Her şey, bilinen Cemil Meriç'lere bilinmeyenlerini ekleyerek bu fikir adamını ayan beyan eden Dücane Cündioğlu'nun kitap çalışmalarıyla başladı. Zihinlerdeki portreleri yıkan 'öteki Meriç'i pek çok kimse takdirle karşıladı, biraz da şaşırdı. Zuhur eden bu yeni sima, bereketiyle gelmişti. Öyle ki; bu yıl, bir nevi Cemil Meriç rönesansıydı. Geçtiğimiz haziran ayındaki 'Üsküdarlı Bir Entelektüel: Cemil Meriç' adlı sempozyum, bu cevhere daha da yakınlaşmaya vesile oldu, kapılar açıldı. Bu bereketli yolculuk, danışmanlığını gazeteci-yazar Dücane Cündioğlu'nun, yönetmenliğini Şafak Bakkalbaşıoğlu'nun yaptığı 'Türkiye'nin Ruhu' adlı belgeselle sürüyor.

22 Aralık'ta saat 19.00'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda galası yapılacak belgesel, yolu bu fikir adamıyla kesişen isimlerin hatıralarından ve Meriç'in eserlerinden yola çıkılarak hazırlanmış. Kızı Prof. Dr. Ümit Meriç, 'Türkiye'nin Ruhu' belgeseli için "Cemil Meriç'in ve ülkemizin köklerine indirecek ve en ince kılcal damarlara kadar yeniden bir şuurlanma olacak. Onun, sadece Fransız kültürünü ya da Hint irfanını imparatorluk vârisi Cumhuriyet'e taşımış bir isim olarak değil, tam tersine yüzyıllar boyunca çevreyi etkilemiş bir merkezin insanı olarak, bir küresel düşünce aktörü olarak dünyaya da takdim edilmesi gerekiyordu." diyor.

2006'nın sonlarına doğru toprağa düşen belgesel fikri, nasıl mı dallanıp budaklandı? Her şey Ümit Hanım'ın, babasının arşivini Dücane Cündioğlu'na göstermesiyle başlamış. Cündioğlu'nun, amatörce hazırlanmış bu belgeselin yerine daha nitelikli bir çalışma yapma önerisini ortaya atmasıyla hazırlıklar başlamış. Ümit Meriç, salt bir Cemil Meriç biyografisi değil, Türkiye'deki Cemil Meriç, Cemil Meriç'teki Türkiye'yi anlatma amacıyla yola koyulduklarını söylüyor.

Cemil Meriç'i torunu oynayacak
Geçtiğimiz yaz, Cemil Meriç'le temasa geçmiş okurları, arkadaşları ve onun sohbetinde bulunanlardan yaklaşık yetmiş kişi bir araya gelmiş. Hatıralar, düşünceler kayıt altına alınmış. Ümit Meriç; İzzet Tanju, Fuat Andıç gibi isimlerin 'unutulan ve elimizden kayıp giden Cemil Meriç'i yakalayıp sabitleme imkânı verdiğini' söylüyor. Kırkar dakikalık dört bölüm halinde hazırlanan belgeselde Cemil Meriç'i torunu canlandırıyor.

Belgesel çekimlerinde Ümit Meriç'i en çok sevindiren olay ise Fuat Andıç'ın, "Cemil Meriç, 20. yy'da dünyanın yetiştirdiği 10 muhteşem zekadan birisidir. Ve eğer Türkiye'de bir 'Barış Nobeli' verilmek isteniyorsa kendi ülkesinden Doğu'ya da Batı'ya da kucak açmış olan Cemil Meriç böyle bir ödül için tek isimdir." demesi olmuş. Ümit Meriç, belgeselin 25 Aralık'taki TRT gösteriminden sonra bir DVD olarak yayımlanabileceğini ve bazı sinemalarda kısa bir belgesel olarak da gösterilebileceğini müjdeliyor.

'1987'deki belgeselde babam uyumuştu'
1987'de Aziz Yazan tarafından çekilen ve TRT'de gösterilen 20 dakikalık belgeseli hatırlattığımızda Ümit Meriç, babasının o belgeseli izlerken uyuduğunu söylüyor: "Belgesel dönemin koşullarına göre iyiydi. Bir anlamda da dar ve kısırdı. Ama tarihî bir değeri var. Belgesel son demlerinde çekilmiş olsa da hayattaki Cemil Meriç'i gösteriyordu. Belgesel, onun hayat hikâyesinde 'Yoruldum evladım' cümlesiyle ifade edilebilecek bir yorgunluğa yol açtı. O, filmde belki fizikî olarak vardı, şimdi hazırlanan belgeselde Doğu'ya ve Batı'ya bakan ve asıl kendi hakikati üzerine ayaklarını basan Cemil Meriç var."

'Fransa ve Hindistan'da tanınmaması ayıp'
Babasının yurtdışında pek tanınmadığını söyleyen Ümit Meriç, onun Fransız kültürünü Türkiye'ye taşıyan bir çağdaş kültür elçisi konumunda olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Kimi eserlerinde Fransız kültürünün bir bütün olarak yansıdığını görebilirsiniz. Bu özelliğiyle Fransa'da hiç bilinmiyor. Çekilen belgeseli Fransa'dan sonra Hindistan'da da göstermek istiyoruz. Çünkü babam, 'En sevdiğim eser Bir Dünyanın Eşiğinde'dir, ondan daha güzelini yazmadım.' demiştir. Dünyanın en güzel Hint edebiyatı tarihini yazmış birinin bilinmemesi üzücü. Bu, Türkiye için de bir ayıp."

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
10/12/2008

Yorumlar