Tanpınar'ın edebiyat tarihinin çevirisi, Fransızlar'a emanet

Ahmet Hamdi Tanpınar'a bir söyleşisinde, "Edebiyatımızın milletlerarası bir değer kazanması için sizce ne lazımdır?" diye sorulur. Tanpınar şöyle cevap verir: "Muharrirlerimizin, şairlerimizin hayatla ve dünya ile daha çok geniş kaynaşması, sonra zaman, belki her şeyden evvel zaman..."

Umut bağladığı 'zaman', onu yarı yolda bırakmadı. Son yıllarda Tanpınar artık sınırları aşan bir yazar haline geldi. Kendi döneminde ilgi görmediğinden, çok açılamadığından yakınan yazarın kitapları, bir bir çeşitli dünya dillerine çevriliyor. Şimdi de Ahmet Oktay'ın, "Yazarının, edebiyat tarihçisi olarak da önemini ortaya koyan bir çalışmadır ve şu ana kadar aşılamamış durumdadır." dediği "19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi", Fransızcaya tercüme ediliyor. Paris'te Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitüsü'nde Osmanlı ve Türk Tarihi öğretim üyesi olan Prof. Dr. Faruk Bilici'nin yönetiminde Feeda Fidan, Valerie Gay ve Gül Mete Yuva tarafından Fransızcaya çevrilen kitap, Ekim 2010'da yayımlanacak. Buraya kadar her şey güzel, lakin bu sürecin perde arkası biraz bulutlu.

DÜNYA KÜLTÜRÜNÜN MİRASI

19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi'ni Fransızcaya çevirme düşüncesi, Fransa'da Actes-Sud/Sinbad Yayınevi'nde Türk Kitaplığı Koleksiyonu'nun birkaç yıl önce yapmış olduğu program çerçevesinde ortaya çıkar. Hacmi ve çeviri zorluklarını göz önüne alarak 50 bin Euro'luk proje için mali kaynak aramaya başlayan Faruk Bilici'nin Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileriyle pek çok yazışması olur. Herkes bu fikri çok güzel bulur, sıra maliyetin karşılanmasına gelince kimse elini taşın altına koymaz. Son yıllarda pek çok Türk yazarın eserlerinin dünya dillerine çevrilmesi projesini yürüten TEDA, Bilici'ye en fazla 10 bin dolarlık bir yardım yapabileceğini şifahi olarak iletir. Bu kısır döngü yüzünden iki yıl kaybedilir. Sonuçta Bilici, konuyu "Fransa'da Türk Mevsimi" çerçevesine taşır ve proje prensip olarak kabul edilir. Ancak Türk tarafından somut bir cevap verilmez. İstanbul Kültür Sanat Vakfı ile yapılan görüşmeler de sonuçsuz kalır. Türk Mevsimi'nin Fransa sorumluları ise bu projeyi 'ciddiye' alır ve TEDA'nın muadili olan Centre National du Livre-CNL (Kitap Ulusal Merkezi), Tanpınar'ın eserini dünya kültürünün mirası kabul ederek gündemine koyar. Böylece YKY'den çıkan baskı esas alınarak hummalı bir çeviri çalışması başlar.

Kitabın dünyada da eşi olmayan bir eser olduğunu söyleyen Bilici, "Bu kitabın Türkçenin dışındaki dillere çevrilmesi, çağdaş Türk edebiyatının temellerinin dünya okuyucusuna öğretilmesi için bir zorunluluktur. Bu eser aynı zamanda Osmanlı edebiyatı ile 19. yüzyıl edebiyatı arasında bir köprü görevini üstleniyor. Bu kitap edebiyat tarihi olmanın da ötesinde aynı zamanda bir düşünce tarihidir." diyor.

Faruk Bilici, bu kitapla Fransızca okuyan her okuyucunun Türk edebiyatının zengin bir geçmişe sahip olduğunu öğreneceğini söylüyor. Fransızların Nazım Hikmet'in, Yaşar Kemal'in, Orhan Pamuk'un beslendikleri kaynakları göreceğini belirten Bilici, "Bu tür kitaplar, dünyanın hiçbir yerinde best seller olmaz. Ancak her kültürlü insanın, her edebiyatseverin ilgi göstereceğini tahmin edebiliriz. Osmanlı dünyasının aynı zamanda bir sanat ve edebiyat dünyası olduğunu Fransız okuyucu öğrenmiş olacak." diye konuşuyor.
1949'da yayımlanan, düzeltme ve ilavelerle 1956'da ikinci baskısı yapılan, son olarak Ekim 2007'de yeniden yayımlanan kitap, "yeni bir duyuş, düşünüş ve anlatış tarzının, yeni bir dünya ve tabiat görüşünün ve insan anlayışının geldiği" sancılı bir dönemin edebiyatını ele alıyor. Tanpınar, kitabında Ahmed Cevdet Paşa, Münif Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamid Tarhan ve dönemin daha birçok yazarının hayatını, onların sosyal, siyasal ve edebi çevrede bıraktıkları etkiyi anlatıyor.

Daha önce 'Beş Şehir' ve 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' adlı romanları Fransızcaya çevrilen Tanpınar, bu gelişmeleri görseydi şüphesiz mutlu olurdu ve zamanın ona sunduğu bu cömertliği edebiyatımızın diğer usta kalemleri için de dilerdi.

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
23/07/2009

Comments