Avrupalılar, tezhibin inceliğine hayran kaldı

Hikâye tanıdıktır. Yıllar evvel (2005) İstanbul Yaya Sergileri kapsamında Karaköy'deki PTT binasına asılan 'Gel keyfim gel' ve 'Bu da geçer ya Hu' yazılı hat levhaları yasadışı örgüt pankartı sanılarak apar topar sergilendikleri yerden kaldırılır. İki usta hattat İsmail Hakkı Altunbezer ve Mustafa Halim Özyazıcı'ya ait yazıların ansızın gözden kaybolması pek çok kimseyi şaşırtır, daha da ötesinde üzer. Derken küratörler işe koyulup resmi makamlara durumu anlatır. Bu talihsiz vaka çözülür gibi olur. Karar çıkar. Hat eserleri, bu kez herhangi bir 'yanlış' yorumlamaya sebebiyet vermemesi için, altlarında Türkçe ibareleri de yerleştirilip öyle sergilenir.

Kendi kültüründen bu kadar uzak bir millet olduğumuz hakikatini söylemek bir marifet olmasa gerek deyip bu 'kötü' hatırayı unutalım, zira umut verici gelişmeler yaşanıyor. Bizim yakamızda olmasa da ta uzaklardan İtalya'dan gelen bir haber var.

Dünyadan birçok sanatçının uluslararası jürinin davetiyle katıldığı 7. Floransa Bienali'nde 'Kâğıt Üzerine En İyi Uygulama' dalında İsmail Acar katı' çalışmasıyla birincilik, tezhip sanatının ustalarından Dr. Münevver Üçer de ikincilik ödülü aldı. Klasik Türk kitap sanatları da modern sanatların ağırlıkta olduğu Avrupa bienallerine doğru çıktığı ilk seyahatinden böylece ödülle dönmüş oldu.

5-13 Aralık tarihleri arasında düzenlenen ve dünyanın pek çok yerinden sanatçıların davet edildiği fuara Üçer'in katılması, Floransa'da sanat eğitimi gören bir Türk öğrencinin gayreti sayesinde olur. Bienalde beş gün kalan Üçer, üç eserini sergiler. Bu esnada pek çok sanatçı yanına gelip eserleri konusunda bilgi alır. Tezhip sanatını geniş bir mecrada anlatma imkanı bulur. Ödüle layık görüldüğünü ise İstanbul'a döndükten sonra öğrenir. Sanatımızla gurur duyduğunu söyleyen Üçer, "Avrupa'nın da bu gururu bizimle paylaşmasından dolayı çok mutluyum. Bu kadar ince bu kadar zarif bir sanatımıza değer verdiler, ödüllendirdiler. Keşke kendi sanatımıza Avrupalılar kadar ilgi göstersek, inanın her şey daha güzel olurdu. Bu ödül bana değil, modern bir platformda geleneksel Türk sanatına verildi, bu çok sevindirici." diyor.

Floransa Bienali'ne katılan sanatçılar en çok neyi merak etmişti? Üçer cevaplıyor: "Kompozisyonda bütünlük, tezhibin inceliği ve zarafeti onları çok etkiledi. Bu kadar ince detayı nasıl yapıyorsunuz diye pek çok soru sordular. Bu türden eserler onlara bayağı zor geliyor. Detay çalışmak, kâğıdıyla, rengiyle, deseniyle uyum içinde bir komposizyon görmek hoşlarına gitti."

Üçer bu ödülden sonra dünya sanat duraklarına doğru yola düşmeye hazır. Kendi deyişiyle ödülle birlikte büyük bir cesaret gelmiş: "Bildiğim kadarıyla bir bienalde yer aldıktan sonra Avrupa'daki bienallere katılma şansı elde ediyorsunuz. Bu bir referans oluyor. 2011 Floransa Bineali için şimdiden davet aldım. Venedik Bienali'ne de katılmak istiyorum. Açıkçası gözümü başka bienallere diktim. Bu, geleneksel sanatlarımız için çok önemli."

'İstanbul Bienali'nde böyle bir anlayış yok'

"İstanbul Bineali'ne katılma şansımız olmaz, kesinlikle kabul etmeyeceklerini biliyorum. Geleneksel sanatlarımızı görmüyorlar. Floransa'dan böyle bir talebin gelmesi çok hoştu. Onların bakış açılarına hayran oldum. Bizim gibi geleneksel sanatları Bienal'in dışında tutalım diye bir anlayışları yok. Hepsine bir sanat olduğu gözüyle bakıyorlar ve bir ayrım yapmıyorlar. Sonuçta kültürleri birleştiren sanat. Bunu bir İslam sanatı olarak görüp tepki göstermiyor; sadece sanat eseri olarak algılıyorlar."

Musa İğrek, İstanbul
19/12/2009
Zaman Gazetesi

Comments