Ali Ufkî yılı konserle başlıyor

Türk musikisine tutkun yazarları saymak gerektiğinde bu listenin tepesine iki isim kondurabiliriz: Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar. Bunların Türk musikisi hakkındaki görüşlerinin her biri, serlevha yapılacak cinsten. Özellikle Tanpınar'ın romanlarında musiki sürekli okura ötelerden eşlik eder durur. Başyapıtı Huzur'da yer alan "İlk önce Kâr-ı Nâtık'tan birkaç parça ile başlandı. Gözlerimizin önünde acayip, gayri şe'ni renklerle bir halı dokundu, her makam kendi hususilikleriyle, kendi akşamlarının ve şafaklarının büyüsüyle, mehtaplarının sihri, bahçelerindeki açan çiçeklerinin kokusu ve meyvelerinin lezzetiyle bir iklim tadılır gibi önümüzden geçti." cümleleri her şeyi özetler gibi.

Yahya Kemal'in "Çok insan anlayamaz eski musikimizden / Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden" dizelerini de bir yere iliştirip, Türk musikisinin önemli mimarlarından Ali Ufkî (1610-1675) adıyla nam salmış Albert Bobowski'ye yolu düşürmek lazım. Zira bu yıl, Osmanlı devlet tarihindeki yeri kadar müzik ve sanat adamı kişiliğiyle Osmanlı-Türk müziğinin köşe taşlarından Ali Ufkî'nin 400. doğum yıldönümü. Bu vesileyle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, Türk Musikisi Vakfı '2010 Ali Ufkî Yılı' projesini kabul etmişti. Projenin ilk ayağı, yarın saat 18.30'da Bezmara Topluluğu'nun Yıldız Sarayı Şale Köşkü'ndeki konseriyle başlayacak. Konserde, Ali Ufkî repertuarından örnekler sunulacak. 13 Şubat'ta ise Ali Ufkî Bey konulu bir panel düzenlenecek. Yıl boyunca Ali Ufkî Bey adına konserler, kitap ve albüm çalışması da sanatseverlerle buluşacak. Bu türden çalışmaları duydukça, gönül rahatlığıyla Türk musikisi orada kendi uykusunda kalmayacak diyebilirsiniz.

Tabii bu yılın ilan edilmesinin ardında Fikret Karakaya'nın önderliğindeki Bezmârâ Topluluğu ve Türk Musikisi Vakfı var. Çalışmalarıyla Ali Ufkî'nin bir nevi hamisi olan Bezmara, bu önemli müzik adamının aktardığı büyük zenginliği keşfetme üzerine yoğunlaştı. Fransa devletinin desteğiyle, bugün artık çoğu kullanılmayan ve günümüze ulaşmayan dönemin çalgılarını elyazmalarından yola çıkılarak yeniden yaptırdı. Pek çok konser veren topluluk bu çalgıları kullanıyor. Ali Ufkî Bey'e dönecek olursak, aslen Leh (Polonyalı) olan ve genç yaşında Osmanlı sarayında önemli siyasi görevlerde bulunan sanatçı, klasik Türk müziğ'nin önemli eserleri arasına giren çalışmalar yaptı.

Sultan IV. Murâd , Sultan İbrâhîm ve Sultan IV. Mehmed dönemlerini gören Ali Ufkî Bey, Enderûn-ı Hümâyûn'da yetişmiştir. Kendini, "Ali Bey es-santûrî 'an sâzendegân- ı Sultan Mehemmed Hân" cümlesiyle tanıttı. Kendi döneminde günlük müzik hayatında nota kullanılmadığı halde, çağının İstanbul'undaki müzikleri notaya alarak korunmasını ve günümüze aktarılmasını sağladı. Sayfalara konu olacak Ali Ufkî'nin kültürümüze geniş bir hazine bıraktığı aşikar. Son sözü yine Tanpınar'a vererek "medeniyetimizin özlü bir yansıması" dediği Türk musikisini anlamanın vaktidir. (Konser hakkında bilgi için: 0212 377 02 00)

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

23/01/2010

Comments