'Yazarlar azınlığın sesidir'

"Avrupa Edebiyatı Türkiye'de-Türkiye Edebiyatı Avrupa'da" projesinin Türkiye ayağı dün İstanbul'da Günter Grass ve Yaşar Kemal sohbetiyle son buldu.Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni dolduran kalabalık, iki ustanın sıkı dostluğuna ve çokça politik görüşlerine şahit oldu. Almanya Kültür Forumu sözcüsü Osman Okkan moderatörlüğünde gerçekleşen sohbete iki yazar, toplumsal değişimlerin edebiyattaki yansımaları ve bu yansımaların okuyucuda bıraktığı etkiler üzerine görüşlerini aktardı. Söze ilk Osman Okkan başladı. Grass ve Kemal'i önemli kılan özelliğin edebiyatları kadar toplumda ezilenlerden ve azınlıklardan yana tavır almaları olduğunu söyleyen Okkan, "Yaşar Kemal Türkiye edebiyatına katkılarını Türkçe yazıyor. Ana dili ise Kürtçe. Grass'ın annesi Polonyalı, Taşubi dilini konuşuyor. Her iki yazar da başka kültürlerle sürekli alışveriş içinde. Bir yandan da azınlıklar konusunda duyarlılar." dedi. Grass'ın "Edebiyatın geçmişi canlı tutmak gibi bir görevi var." cümlesi önemli bir anahtar vazifesi gördü adeta.

Edebiyatın bir etkisi varsa bu etkinin çok yavaş kendini gösterdiğini söyleyen Günter Grass, "Edebiyattan ani etki bekleniyorsa bu olsa olsa popüler edebiyattan beklenen bir etkidir. Kemal ve ben ikimiz de taşradan gelen kişileriz. Oradaki deneyimlerimizin hepsini edebiyata aksettirdik, iki taşra yöresini merkez olarak gördük. Bir yazar çoğunluğun değil azınlıkların düşüncelerini dile getirmelidir." dedi. 1915-16 yıllarında yaşanan Ermeni olaylarına değinen Grass, Ermenilerin öldürülmesine sırt dönmemek gerektiğini, Kürt azınlıklara karşı yapılanlara da kayıtsız kalınmamasından yana olduğunu belirtti. Almanların suç işlemiş, insanları katletmiş olduklarını kabul etmekte çok zorlandığını belirten Grass, yüzleşmenin sadece Türkiye'nin değil Fransa gibi başka bir çok ülkenin de sırtında ağır bir yük olduğunu söyledi. Grass'ın "Edebiyatın geçmişi canlı tutmak gibi bir görevi var." cümlesi önemli bir anahtar vazifesi gördü adeta.

Sıra kendisine geldiğinde Yaşar Kemal, Günter Grass ile nasıl tanıştığını anlattı. Frankfurt'ta kendisine ödül vereceklerini öğrendiğinde bunu Günter Grass'ın vermesini istediğini söyledi. Yaşar Kemal, Grass için "Kelleyi koltuğa alan bir insan." dedi. Her gerçek sanatçının savaşa ve zulme başkaldırdığını söyleyen Kemal, konuşmasında daha çok anılarına yer verdi. Çağımızın romancılarının başının belada olduğunu belirten Kemal, "Tüm kötülüklere karşı roman insanları uyarır. Romanı bestseller (çok satan) denilen bir basitlikle maalesef yıpratıyorlar." dedi.

Benzer teklifleri pek çok kez reddeden Grass, Yaşar Kemal'e Almanya'da 'barış ödülü'nü vermeyi kabul ettiğini belirterek, "Bana o kadar yakın, o kadar aşinaydı ki. Kendimi memleketlisi gibi hissetmiştim. Ödül törenindeki konuşmamın dörtte üçünde kitaplarından alıntılar yaptım. Yaşar Kemal 'Türk edebiyatının okulu cezaevidir' demişti. Bunda bir gerçek yatmaktadır." dedi. Günümüzde bir yazarın değil, bir futbol maçının insanları sarstığını söyleyen Grass yazar olarak büyük sorumlulukları olduğunu belirtti.

Sık sık geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini anlatan Grass, aşırı milliyetçiliğin kültürü yok ettiğine değindi. Türkiye'nin AB üyesi olup olmamasının tartışıldığına işaret eden Grass, "AB kriterlerini Berlusconi yönetimindeki İtalya'ya uyguladığımızda 'Bu ülke AB'ye dahil olmalı mı, olmamalı mı?' sorusu ortaya çıkar." dedi. Yaşar Kemal'in yazdığı konuşma metnini program bittiği halde okumak istemesi salonda heyecanlı anlar yaşattı. Program sonunda edebiyatın iki ustası da mutlu ayrıldı. Yakınlıklarıyla dostça mesajlar verdi.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

16/04/2010

Comments