Botero, şişmanlarını toplayıp geldi

Albert Camus'nün 'Yabancı' romanının kahramanı Meursault'nun eline bir fırça verdiğinizde Kolombiyalı usta sanatçı Fernando Botero'nun eserlerine denk düşecek işler görmeniz muhtemeldir. Zira ikisi de tüm fazlalıklarından arınmış, gayet açık ve çokça ironik bir dilin/fırçanın sahibi. Meursault sessizliğiyle kitap arasında kalıversin. Botero alâmet-i farikası olan şişman insanlarıyla nerede olursa olsun hemen kendini ele veren bir sanatçı. Pera Müzesi'ne tezgahı kuran, çok konuşmayan, mütevazı usta 64 renkli ve hikâye dolu tablolarıyla sanatseverleri bekliyor.

Pera Müzesi'nde dün düzenlenen toplantıya katılan sanatçı, müzenin müdürü Özalp Birol ile sergisini anlattı. Sirk, boğa güreşi, Latin Amerika halkı, Latin Amerika yaşamı, ölüdoğa ve sanat tarihinin ustalarından uyarlamaları kapsayan altı bölümden oluşan sergi, şişman insanlar üzerinden 'hacim' meselesi üzerine kafa yoran bir sanatçının işlerini anlatıyor. Botero'yu çağının vicdanı bir ressam olarak adlandırmak da mümkün. Kolombiya'daki darbe ve Amerika'nın Irak işgali sırasında yapılan işkenceler hep resimlerine konu olmuş. Botero, sanatçının bu tür gelişmelere kayıtsız kalmaması gerektiğini düşünüyor.

Botero, İstanbul'a ilk kez misafir oluyor. Talihli bir sanat serüveni olan sanatçı, Latin ve Kolombiyalı kimliğini dikkatle korurken, folklorik öğeleri dünya sanatının büyük ustalarının çalışmalarını kendi potasında eriterek bir resim dili oluşturmuş. Tablolarındaki insanlar tıpkı Meursault'la yan yana sevinç ya da hüznü pek de belli ettirmezler. İnsanların taşkın bedenleri özellikle kadınların iri gövdeleri izleyiciyi karmaşık bir dünyaya sürüklüyor. İncelikli mesajlar kimi zaman yorsa da tablolardaki renklilik biraz nefes aldırıyor. Sergi 18 Temmuz'a kadar açık kalacak.

Musa İğrek, İstanbul

04/05/2010

Zaman Gazetesi

Comments