Hacı Bektaş-ı Veli'nin kayıp kırk hadisi


Rivâyet edildiğine göre, Allâh, Âdem'in hilkat toprağını kırk gün kudret eliyle yoğurur. Hz. Muhammed'e (sas) peygamberlik kırk yaşında gelir, Hz. Musa Tur Dağı'nda kırk gün kalır, malın kırkta biri zekat verilir... Kırk rakamının bu sırlı mahiyeti, daha da önemlisi ayet ve hadislerde anılması, zamanla bu sayı etrafında güçlü bir geleneğin oluşmasına sebep olmuş. Hz. Muhammed'in (sas), "Ümmetimden kim kırk hadis hıfzederse, Allah onu âlimler ve fakihler arasında diriltsin." hadisinin yol göstericiliğinde kaleme alınan kırk hadis derlemeleri de bir yönüyle bu çerçevede düşünülebilir.

Türk ilim adamları ve şairler arasında da tarih boyunca 'kırk hadis/hadis-i erbain' ile ilgili tercüme ya da şerh yazmak önemli bir gelenek olarak devam etmiştir. Bu konuda, Ali Şir Nevâî, Fuzûlî, Nev'î, Nabi, Âşık Çelebi, Sadreddin Konevi, İbrahim Hakkı Bursevi gibi önemli isimler, edebî değeri yüksek eserler verir. Türk edebiyatında bu alanda önemli yeri olan eserlerden biri de Hacı Bektaş-ı Veli'nin Hadis-i Erbain Şerhi. Yrd. Doç. Dr. Nurgül Özcan tarafından ilk defa yayına hazırlanan kitap, Fatih Üniversitesi Yayınları'ndan çıktı. Kitabın, polisiye hikâyelerini andıran bir yayımlanma öyküsü var.

Öykünün başlangıcı Fatih Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Özcan'ın öğrencilik yıllarına uzanıyor. Özcan, üniversite eğitimi sırasında hocası Prof. Dr. Abdurrahman Güzel'in teşvikleri ile Fatiha Tefsiri'ni araştırmaya başlar. 2008 yılında gittiği İngiltere'de yolunun düştüğü her kütüphanede bu kitabı da arar. British Museum Library'de yazma eserleri incelerken Makâlât'la birlikte tefsirin bir nüshasına rastlar. Tefsirle birlikte Hacı Bektaş-ı Veli'nin bir başka kayıp eserine, Hadis-i Erbain Şerhi'ne ulaşır.

TÜRKLERİN KIRK HADİSLERE İLGİSİ DAHA FAZLA

Abdülkadir Gölpınarlı, 1936'da yayımladığı Yunus Emre kitabında, Hacı Bektaş-ı Veli'nin bu eserini hususi bir kütüphanede gördüğünden bahsediyor. Lakin bu nüsha hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Hacı Bektaş-ı Veli'nin British Museum Library'de bulunan Kırk Hadis'i ise Hüseyin Özcan'ın ilmi çalışmalarını birlikte yürüttüğü eşi Yrd. Doç. Dr. Nurgül Özcan'ın titiz çalışması sonucunda tıpkıbasımıyla birlikte meraklısını bekliyor. Hacı Bektaş-ı Veli'nin Fatiha Tefsiri kadar önemli olan eser, bu önemli mutasavvıfın dünyasını ve tasavvufa bakış açısını ele veriyor. Özcan'ın hadislerin kaynakları ile ilgili notlar da eklediği kitap, özellikle bu alanda çalışanlar için büyük bir hazine niteliğinde.

Kitabın birinci bölümünde Nurgül Özcan, Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi veriyor. Hacı Bektaş-ı Veli'yi daha iyi anlamak için öncelikle eserlerinin incelenmesi gerektiğini söyleyen Özcan, "Tasavvuf geleneğinde yaygın olarak örnekleri görülen, mürşidin müridleriyle yaptığı tasavvufi sohbetler formunda oluşan Hacı Bektaş-ı Veli'nin eserleri, onun fikirlerini doğrudan yansıtan asıl kaynaklardır." diyor. Özcan, alimlerin ve şairlerin kırk hadisleri Peygamber'in şefaatine nail olmak, dünyada huzur bulmak, hayırla yad edilmek, ahirette kurtuluşa ermek, cennete girmek, sıkıntılardan uzaklaşmak gibi maksatlarla hazırladıklarını söylüyor. Özcan'ın verdiği bilgilere göre kırk hadis tercümelerine en çok ilgi gösterenler Türkler olmuş.

Kitabın ikinci bölümünde ise edebiyatımızda kırk hadis geleneği ve bu alanda yazılmış eserler anlatılıyor. Ayrıca Hacı Bektaş-ı Veli'nin diğer eserlerinde yer alan hadisler inceleniyor. Hacı Bektaş-ı Veli'nin Kırk Hadis'i yaklaşık 14. yy.da yazılmış. Harekeli nesih hattıyla on dokuz varaktan oluşan eser, dervişlikte fakirlik kavramını anlatan kırk hadisi içeriyor. Fakr kavramının önemi, fakirliğin faziletleri, fakirlere yardım edenlerin kazanacağı mükafatlar ve fakirleri hor görenlerin karşılaşacağı cezalar Hacı Bektaş-ı Veli'nin Kırk Hadis'inin temel konuları. Kitabın sonunda ise Kırk Hadis'in aslı ve Türkçeye çevrilmiş hali sunuluyor.

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
23/08/2010


Comments