Sevda yaman bir çile...

Hafif de olsa yağan yağmurdan kaçmak için herkes telaşta. Artık bir sanat mekânına dönüşen İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı'na sığınanlar hiç de az değil. Önünden geçenler de aynı merak içinde "İçeride neler oluyor?" sorgusunda... Koridorun sonundaki asansöre gelince, uzun kuyruk sizi bekliyor. Merakınız daha da artıyor haliyle. Konuşmalar bir tarafa, herkes bir an önce Hüseyin Çağlayan'ın 'Yakınlık Sensörleri / Proximity Sensors' sergisini görmek istiyor. Dört katı göze alıp merdivenleri tek tek çıkanları geçtikten sonra gürültü patırtı başlıyor. Galerist'in kapısından içeri girmeniz biraz zor. Bir tarafta Sertab Erener'in seslendirdiği "Sevda yaman bir çile, çekenler düşer dile / Ayrılık ölüm gibi, giden gelmiyor Leyla / Gülüm yaprağım soldu, gönlüme hazan doldu / Bir ömür harap oldu, onu bilmiyor Leyla" kendi deminde akıyor...

Her yer karanlık... Sertab Erener'in sesine doğru gittiğinizde galerinin devasa duvarına yansıtılmış 'Üzgünüm Leyla' adlı kısa film sizi bekliyor. Güftesi Vecdi Bingöl'e, bestesi Sadettin Kaynak'a ait ağır aksak başlayıp gayet coşkulu devam eden parçayı, herkes neşeyle dinliyor. Çağlayan'ın geçtiğimiz yıl Londra Lisson Gallery'de sergilenen 'Üzgünüm Leyla' eserinde Sertab Erener bu klasik parçayı gayet güzel seslendirmiş. Çağlayan'ın dokunuşlarıyla şekillenen elbisenin tasarımı, şapkanın sürprizli hali de arkadaki Türk sanat musikisi topluluğuyla gayet anlamlı, bir o kadar kafa karıştırıcı oluyor. Çağlayan'ın 'Üzgünüm Leyla' adlı eseri dört parçadan oluşuyor. Kısa filmin gösterildiği odadan çıktıktan sonra ortada yer alan Erener'in heykelinin arkasında yine aynı müzik topluluğunun sanatçı olmadan çalıp söyledikleri video yer alıyor. Görüntü var ama ses yok...

Dördüncü eser ise bir ses odası. Üzgünüm Leyla bu kez düz beyaz tuvallerin yer aldığı bir odada hoparlörlerden yankılanıyor. Sadece ses var. Çağlayan'ın bu dört işi katman katman adeta soyulurken ses ile görüntü arasında gidip gelen izleyici geniş bir kültürel sorgu alanına düşüyor. Sergiyi gezmeye başlayacağınız yer, aklınızdaki soru işaretlerini de değiştirecektir kuşkusuz. Adını koymak ise size düşüyor, lakin yaman bir işin içinde olduğunuz kesin.

Çağlayan 'Değişimin Yakınlığı' enstalasyonunda ise geçtiğimiz yüzyılın moda saç ve makyaj stillerine el atıyor. Videoda saç ektirmiş Çağlayan, elindeki kumandayla saçları uzayıp kısalan bir kadını yönlendiriyor. Heykel ve robot teknolojisinin kullanımıyla eser halden hale bürünüyor, saçlar uzuyor, harekete geçiyor. Göndermeleriyle pek çok alana uzayıp kısalabilecek bu elektronik peruk enstalasyonu kimlik ve estetiğe dair sorgulamalar yapıyor.

Hüseyin Çağlayan'ın galerideki son eseri ise daha çok havaalanlarında yer alan sesiyle koca bir kuş sürüsünü andıran minik bir iniş kalkış tablosu. 'Arzunun Yakınlığı' adlı bu enstalasyonda Çağlayan, İstanbul'un kültürel ve tarihsel konumuna odaklanıyor ve şehrin kuruluşundan bugüne isimlerini tabloda gösteriyor: Alyana, Anthusa, Âsitâne-i Aliyye, Astanbulin, Bizantion, Constantinopoli, Dersâadet, Gûlgûle-i Rûm, İslâmbol ve daha pek çoğu... Çağlayan'ın Galerist Mısır Apartmanı'ndaki sergisi 26 Mart'a kadar görülebilir.

Musa İğrek, İstanbul

Zaman Gazetesi

26/03/2011

Comments