Mürekkepbalığı avcıları


Türkiye'de alanında bir ilk olan yazı kültürü dergisi Mürekkepbalığı yayıncılık hayatımıza eklendi. Edebiyat tarihinden grafolojiye, ekslibristen sözlükçülüğe, hat sanatından tipografiye, dilbilimden minyatür kitaplara, matbaa mürekkebinden dolmakaleme uzanan pek çok konuya odaklanan ve iki ayda bir yayımlanan dergi, ‘yazı' meraklıları için büyük bir hazine. Üçüncü sayıya hazırlanan derginin yayın yönetmeni Özge Dinç ve yazı işleri müdürü Mehmet Çelik ile konuştuk.

Türkiye için bir ilk olan bu dergiye nasıl karar verdiniz?

Yazı merakı bizde çok eski. Yazıyla ilgili kitapları ve dergileri alıyorduk. Ayrıca dolmakalem grubumuzda, her hafta kalem, kitap, mürekkep hakkında sohbet ediyorduk. Sonunda bir yazı dergisinin eksikliğini duyup çalışmaya başladık. Bir senelik hazırlık sonunda da ilk sayımızı yayımladık. Ancak bizim dergiyi çıkarmamız, “Bir alan buldum, dergi çıkarayım”dan ziyade, yazı derdimiz, tutkumuz, en sevdiğimiz şey olduğu içindir.

İlk sayınızda Türkiye'de ‘Tavuk Dünyası’ adlı bir dergi bile çıktığını fakat yazı kültürüyle ilgili herhangi bir yayının olmadığını belirtiyorsunuz. Hat gibi benzersiz bir yazı medeniyetine sahip ülkemizde, şimdiye kadar bu alanda bir derginin çıkmamasını neye bağlıyorsunuz?

Mektup, daktilo dergileri çıktı; ancak uzmanlaşma kültürü konuyu sınırlandırmaya çalışır biliyorsunuz. Bizse tersine “yazı”yla ilgili her şeyi yayımlayabileceğimiz bir dergi kurmak istedik. İlk defa Türkçe bir dergide dolmakalem incelemesi okuyoruz. Kalem, mürekkep, hat sanatı, tipografi, kaligrafi, kelime tarihi, ekslibris, el yazısı analizi, imza, yazı tarihi, matbaa, dizgi, kitap sanatları, mektup… hepsi bizim konumuz. Böyle bir derginin daha önce çıkmamasının çok sebebi olabilir: Önce daha gerekli görülen konularda yayın yapma isteği, hattatın hatla ilgilenmek varken dergi gibi zor bir uğraşa haklı olarak zaman ayırmak istememesi, yazı deyince akla yalnız kırtasiye gelmesi, konunun sınırlı olduğunun ya da ilgi görmeyeceğinin düşünülmesi, belki de sadece akla gelmemesi...

Okumayı ve yazmayı seven yazı meraklılarını hedefleyen derginin adına gelirsek… Neden Mürekkepbalığı?

İsim bulmak en zorlandığımız işlerden biriydi. Genel algıdan ötürü ciddi bir isim olması gerekiyormuş gibiydi. Sonra “Bir de mürekkep şişesinde balık olsam” der gibi bir ruh haliyle derginin adını Mürekkepbalığı koymaya karar verdik. Hem mürekkepbalığını hatırlatan (tehlikeye karşı mürekkep sıçratmak ne güzel, değil mi?) hem de kendimizi mürekkep içecek takıntıda gördüğümüz için bu isim uygun düştü. Telefonda “Merhaba, Mürekkepbalığı'ndan arıyorum.” cümlesine aldığımız tepkileri tahmin edersiniz...

“Yazının değişime uğradığı şu günlerde, ‘yazı'nın hayatımızdaki yerini hatırlatmak, tartışılmasını sağlamak, yeni kişilere ulaşmak.” gayesiyle yola çıktığınızı söylüyorsunuz. İkinci sayınız çıktı. Yazı tutkunu okurların ilgisi nasıl, ne tür eleştiriler aldınız?

Biz beş arkadaş, kendi aramızda eğleniriz diye düşünüyorduk. Ama her yerden e-postalar, söyleşi teklifleri, tebrikler geliyor. Yazıya meraklı insan sayısı sandığımızdan çok daha fazla. İlk sayıda el yazısıyla yazılan editör notumuza gelen “El yazınızı geliştirin” eleştirisinden başka olumsuz bir şey duymadık. Okurlarımız, İstanbul dışındaki yerlerden, o yöreye özgü şeyler gönderiyorlar. Giriş yazısının üstüne, “nazire” yaparcasına kalemini koyup fotoğrafını çekenler bizi duygulandırıyor. En sevdiğimiz şey ise bize yazan okurlarımızın söze hep “dergimiz” diye başlaması. Biraz da onun için “dergi günlüğü” tutmaya başladık; “Dergi niye iki ayda bir çıkıyor!” sitemlerine karşı halimizi anlatmak için. Dergiciliğin zorluğuyla ilgili her gün bir şey öğreniyoruz. Öğrendiğimiz şeylerden biri de, başladığınız işi saçma buluyorlarsa, tam da bu yüzden devam etmeniz gerektiği.

Dergi günlüğünüzde, bazı şehirlerde dağıtım sorunu yaşadığınızı okuduk. Sorun çözüldü mü?

Çözülmedi. Sebebi de şu: Ya siyah beyaz, tasarımcıya para vermeyeceğimiz bir dergi yapacaktık ve dağıtımcılara koca paralar verebilecektik. Ya da kuşe kâğıda, tasarımı önemseyen, renkli bir dergi yapacak ve dergiyi kendimiz dağıtacaktık. Mantıklı insanlar olmadığımız için biz ikincisini seçtik! Dağıtım sorununu 10 Mayıs'ta çıkacak üçüncü sayımızda umarız çözmüş oluruz.

“Mürekkepbalığı bir dergi değil bir harekettir!” diyorsunuz. Bundan ne anlamamız gerekiyor? Bir de bu ‘ince' hareketin ajandasında dergi dışında başka neler var?

Bu yıl başlayacak kalem, kaligrafi atölyeleri, söyleşiler, fotoğraf sergileri, çocuklara özel yazı toplantıları, kitaplar, en iyi malzemeden kendi ürünlerimizi üretmek, festivaller, yazı müzesi, yazıevi, yarışmalar ve başka hayaller.

Musa İğrek
Zaman Gazetesi
23/4/2014



Comments