İyi edebiyat yıkıcıdır

Mario Vargas Llosa, Carlos Fuentes ve Gabriel García Márquez
Latin Amerika edebiyatının “Boom” kuşağı olarak adlandırılan Gabriel García Márquez, Mario Vargas Llosa, Julio Cortázar ve Carlos Fuentes gibi yazarları Türkiyeli okur yakından tanıyor. Bu yazarların kurmaca metinler dışında okura sundukları, en az roman ve öyküleri kadar ufuk açıcı. Celal Üster’in farklı zamanlarda dilimize çevirerek değişik dergilerde yayımladığı Mario Vargas Llosa ve Carlos Fuentes’in üç metni Edebiyata Övgü’de (Notos Kitap) bir araya geldi. Kitapta, Llosa’nın “Neden Edebiyat” ve “Okumaya ve Kurmacaya Övgü”, Fuentes’in ise “Romana Övgü” adlı metinleri yer alıyor. Celal Üster sunuş yazısında kitabın özünü şu sorunun oluşturduğunu söylüyor: “Edebiyat, olmasa da olur bir eğlencelik midir, yoksa zihnin en önemli ve en gerekli uğraşlarından biri olarak, modern ve demokratik bir toplumun yurttaşlarının, özgür bireylerden meydana gelen bir toplumun oluşumu için onsuz edilemez bir etkinlik midir?”

Edebiyat ne işe yarar?

Kitabın ilk yazısı “Neden Edebiyat?” Llosa’nın, 2001’de The New Republic dergisinde yayımlanmış bir metni. İyi edebiyatı okurken büyük keyif aldığımıza, aynı zamanda “toplumdaki imgemizde ve bilincimizin gizli kovuklarında ne olduğumuzu, nasıl olduğumuzu” öğrendiğimize değinen Llosa şöyle devam ediyor: “Edebiyatın insanlar arasında kurduğu kardeşlik bağı, onların diyaloğa girmelerini, ortak bir köken ve ortak bir ereğin bilincine varmalarını sağlayarak tüm zaman engellerini aşar. Edebiyat, bizi geçmişe taşır ve bize erişmiş olan o metinlerde, şimdi bize keyifler yaşatan, düşler kurdurtan o metinlerde bir zamanlar keyifler yaşamış ve düşler kurmuş insanlara bağlar bizi.” Llosa, nitelikli edebiyat eserlerinin tamamının köktenci ve içinde yaşadığımız dünyayla ilgili kışkırtıcı sorular ortaya attığını, büyük edebiyat metinlerinde yazarın böyle bir niyeti olmasa da bir ayartıcılık olduğunu belirtiyor. Şu tespiti dikkate değer: “İyi edebiyat, insanların doyumsuzluğunu geçici olarak giderirken, aslında yaşam karşısında eleştirel ve uzlaşmaz bir tutum geliştirerek o doyumsuzluğu, o yetinmezliği artırır. Edebiyatın, insanları mutsuz kılmaya daha yatkın olduğu bile söylenebilir.”

“Romana Övgü”, Carlos Fuentes’in 2005’te Berlin Uluslararası Edebiyat Şenliği’nde yaptığı açılış konuşmasının metni. Yazar, yayımlanışının 400. yılı kutlanan Don Quijote’den yola çıkarak edebiyatın ve romanın günümüz dünyasında işlevini tartışıyor. Don Quijote’yi 17. yüzyıldan bu yana evrilip gelişen roman türünün temel taşı olarak gördüğünü söyleyen Fuentes, romanın Cervantes döneminden günümüze hem yazarlığı hem de okurluğu çoğaltarak demokratik bir araç olduğunu dile getiriyor. Edebiyatın mühim sorularından biri olan çok satan listeleri, popülerlik ve kalıcılık konusuna da değiniyor Latin Amerikalı romancı: “Kimi yazarlar büyük bir popülerlik yakalar, sonra da bir daha ortaya çıkmamak üzere kaybolup giderler. Son elli yılın çok satan listeleri birkaç canlı, ayrıksı örnek dışında, iç karartıcı bir ölü kitaplar mezarlığıdır. Ne var ki, kalıcılık isteğe bağlı değildir. Hiç kimse ölümsüz olacağım diye kitap yazamaz.”

‘Mario, iyi yaptığın tek bir iş var, o da yazmak’

Kitabın son yazısı “Okumaya ve Kurmacaya Övgü”, 2010’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Mario Vargas Llosa’nın Stockholm’deki ödül töreninde yaptığı konuşmanın tam metni. Kurmacanın “bir eğlenceden, insanın duyarlığını bileyen ve onda eleştirel bir ruh uyandıran düşünsel bir alıştırmadan öte” bir şey olduğuna değinen Llosa, “Kurmaca, uygarlığın varlığını sürdürebilmesi, içimizde insanın en iyi yanlarının uyandırılabilmesi ve korunabilmesi için mutlak bir gerekliliktir.” diyor. Yazarların eşleri çoğu zaman görünmezdir. Llosa, bu metninde hayata dair pek çok yükünü omuzlayan eşine bir selam gönderiyor ve Patricia’nın şu sözünü aktarıyor: “Mario, iyi yaptığın tek bir iş var, o da yazmak.”

Celal Üster’in duru çevirisiyle yayımlanan kitaptaki üç metin, edebiyatın okurlara nasıl bir dünya sunduğunu ve bir yazar için ne anlama geldiğini ortaya koyan bir seçki. Birden çok kez okunmayı hak eden bu metinler, bize edebiyatın sınırsız gücünü gösteriyor. Llosa’nın dediği gibi, “Edebiyat olmasaydı, şu yaşamda hiçbir şey o kurmacaların yalanları kadar tedirginlik katamaz, düşgücümüzü ve isteklerimizi kışkırtamaz, böylece gerçek yaşamın bize hiçbir zaman vermeyeceği büyük serüvenlerin, yüce tutkuların kahramanları olmamızı sağlayamazdı.”

Musa İğrek
Kitap Zamanı
Sayı: 101
7 Temmuz 2014




Comments