Kitap eleştirisi bir kamu hizmeti mi yoksa sanat mı?


Usta yazar Jorge Luis Borges pek çok gazete için kitap eleştirisi yazmak zorunda olduğundan söz eder. Eleştirilerini yazmayı istediği kitapları ‘genellikle’ kendisi seçse de zevkini de bir kenara bırakmaz: “Örneğin biri benden edebiyat tarihi hakkında çıkan bir kitap için eleştiri yazısı istedi. Kitapta birçok gaf ve saçmalık buldum ve yazarını şair olarak çok beğendiğim için eleştiri yazısını kabul etmedim çünkü eğer kabul etsem yazdıklarım tamamen aleyhinde olacaktı. İnsanlara saldırmaktan hoşlanmıyorum –özellikle de şimdi, gençken bayılırdım ama zaman ilerledikçe insan bunun iyi bir şey olmadığını anlıyor.”

Türkiye’de kitap eleştirisinin zayıflığından sıkça şikâyet edilir. Bu ihtiyaç son yıllarda daha görünür oldu.Kitap dergilerinde ve gazetelerin kitap eklerinde yazı kaleme alanlar, bazen tıpkı Borges’ın sözünü ettiği o zorunluluk halinden bu işe yönelirken, okura ve eleştiri kurumuna olan sorumluluk ıskalanabiliyor.

Enis Batur’un işaret ettiği gibi, “Kitap piyasası ve yayın sektörü, lojistik destek kimliğiyle yer açıyor tanıtım eksenli eleştiriye; bu alanı reklâm bütçesiyle genişletmeye çalışıyor.” Dergilerde yayımlanan bu yazıların eleştiri adına yararsız bir uğraş olarak değerlendirilmeyeceğini dile getiren Batur, bir uyarıda bulunuyor: “Eleştiri aygıtını bu işleve indirgememek koşuluyla.” Batur’un bu tembihini bir kenara yazarsak… New York Times gazetesi, geçtiğimiz hafta “kitap eleştirisi bir kamu hizmeti mi yoksa sanat mı?” başlıklı bir tartışmaya yer verdi. Türkiye’deki kitap eklerinin azımsanmayacak çokluğu ve buralarda yayımlanan tanıtım ve eleştiriler dikkate alındığında bu tartışma ülkemiz için de hayli anlam kazanıyor.

Kültürel temizlik olarak kitap eleştirisi

Tartışmaya katılan editör, yazar James Parker, kitap eleştirmenliğinin elbette halk için yapıldığına vurgulayarak, bunun, bir nevi, tahliye borusunu temiz tutmaya benzediğini söylüyor. Parker, kitap eleştirmenliğini kültürel temizlik olarak tanımlıyor. Kitap eleştirisinin bir eylem olarak sanat kısmının da ıskalanmaması gerektiğini belirtiyor Parker. Öncelikle bu uğraşın eleştiri olduğunu vurgulayarak, bunu sanat olarak görenlerin batmakla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. Bu türden bir entelektüel üretimin biricik oluşunu göz önünde bulundurursak, kitap eleştirisinin sanat yönünün olmadığını söyleyemeyiz. Parker’ın sözünü ettiği hedefi şaşırma, yani bu işin eleştiriden önce bir sanat olduğunu görme, ele alınan metnin bir başkası tarafından yazılmış kitap olduğu gerçeğine kulak tıkamak olur.

Gazetedeki tartışmaya katılan yazar Anna Holmes bu eylemi, bir kamu hizmeti olarak görüyor. Okurun “kitap iyi mi veya okunmaya değer mi?” sorusuna cevap aradığını dile getiren yazar, kitap eleştirisi yapanların, bu temel soruyu akıldan çıkarmaması gerektiğini düşünüyor. Holmes, kötü eleştirinin yapılıp yapılmaması gerektiği tartışmasını ise değerli buluyor. Ona göre, kitabın bir kusuru varsa bunun dile getirilmesi, okurun en doğal hakkı.

Türkiye’de kitap eleştirilerinin ve kitap tanıtım yazılarının bazen yayınevi ve kitap eki işbirliği içerisinde üretildiğine dair söylentiler sık sık dile getirilir. Böyle hallerde reklamı verilen kitabın eleştirisini/tanıtımını yazmak yayınevinin editörlerine düşer. Parker ve Holmes’ın üzerinde durduğu hem okura hem de eleştirinin kendisine karşı olan sorumluluk da böylece göz ardı edilmiş olur. Dergilerde yer alan kitap eleştirilerinin niteliği ise içinden çıkılamayacak bir alan… Bu yüzden, New York Times’ın tartışmasının yanı sıra Enis Batur’un uyarısı da bir hayli değerli.

Musa İğrek
Zaman Gazetesi
10 Şubat 2015


Comments