Bazı yaralar kabuk bağlamaz


Honoré de Balzac (1799-1850) 19. yüzyıl Fransa’sının bir portresini önümüze koyduğu romanlarını 1830’dan sonra, “İnsanlık Komedyası” üst başlığı altında yayımlar. İdeal eşi bulma, sosyal statü ile sınıf farklılıkları üzerine yoğunlaşan ve Türkçede ilk defa yayımlanan Bir Kır Balosu bu eserlerden biri. Hikâye boyunca, durgun insanların Balzac’ı ilgilendirmediğini söyleyen Stefan Zweig’ın şu sözleri okura bir rehber niteliğindedir: “Sadece kendini bir tek şeye verenler, bütün sinirleriyle, bütün kaslarıyla, bütün düşünceleriyle hayatın bir illüzyonuna takılanlar ilgilendirir; neye olursa olsun, aşka, sanata, cimriliğe, fedakârlığa, cesarete, tembelliğe, politikaya, dostluğa.”

Hikâyenin kahramanı Emilie de Fontaine, iktidar yanlısı babasının altı çocuğundan en küçüğüdür. Emilie dışında bütün çocuklarına iyi birer eş bulan Bay de Fontaine, bu biraz şımarık kızına iyi bir koca bulmanın derdindedir. Kralın lütfuyla iyi mevkilere gelen erkek çocukları, “bütçe yaprakları üstüne birer ipekböceği gibi yerleşmesini” bilirler fakat tarafını tuttuğu krallar bir bir güçlerini yitirirken, Bay de Fontaine de bundan nasibini alır. Kralla ilişkisi bozulunca makamı ve serveti sarsılır biraz.

Şımarık kızın tutkusu

Emilie’nin çocukluğu ve gençliği bolluk içinde geçer. Kızın isteği kardeşleri, annesi ve hatta babası için bir buyruk sayılır ve ailenin bütün bireyleri ona bayılır. Şımartılmış çocukların çoğu gibi onu sevenlere eziyet eden bir yapıya sahiptir Emilie. Güzelliği göz alıcıdır, bir salonda görünmesi tüm dikkatleri üzerine çekmesine yeter. Öteki kardeşlerinden daha özenle yetiştirildiği için, iyi resim yapan, İtalyanca ve İngilizce bilen, piyano çalan ve güzel sesiyle herkeste hayranlık uyandıran bir kızdır. Dünyanın en soyluları arasından kendisine eş seçme hakkı olduğunu zanneden Emilie, birbirinden gülünç gerekçelerle adayları geri çevirir. Bu tavrıyla eğlendiğini düşünen genç kız, balodan baloya koşarken özellikle ünü dorukta olan gençlerin ilgisini çekmeye çalışır.

Anlatıcının deyişiyle “Bir babanın gözleri hep çok geç açılır”, Emilie’nin babası da kızının kendisine ne kadar az vakit ayırdığını bir zaman sonra anlar. Kızının bu tuhaf ve pek çok kimseyi çileden çıkaran tavırlarının kötü bir sonla bitmesinden kaygılanan baba, zor zamanlar geçirir. Annesi gibi kontes olmaya meraklı kızının so
ylu bir koca bulması, babasının deyişiyle mutluluğunu sürekli kılabilmek için şarttır. Fakat babasının öğüdünü önemsemeyen Emilie kaderiyle baş başa kalır, zira eş bulma yolunda babasını elini eteğini çeker. Emilie seçimi sonucunda mutsuz olursa babasını suçlamaya hakkı olmadığı konusunda da uyarılır. Kızının bir pair de France’la yeni devlet düzeninin bir menteşesi olan bu yeni unvana sahip biriyle evlenme tutkusunu anlamak babası için zordur. Babasının bu yeni unvana sahip kişilerin henüz yeterince zengin olmadıkları uyarısına kızı aldırmaz. Tek istediği bu unvana sahip biriyle evlenmektir. Kızın bu kibirli tavırları karşısında kimse onun evlilik meselesiyle ilgilenmez. Bu meseleye kafa yoran tek kişi ise kızın eski bir denizci olan yaşlı dayısıdır.

Baloda değişen hayat

Emilie ailesiyle birlikte Paris’in biraz dışındaki küçük Sceaux kasabasında bir kır balosuna gider zira dönemin modası kendine saygı duyan her soylu kadının yaz süresince Paris’i terk etmesini buyurmaktadır. Fakat yine o şımarık tavırlarıyla etrafı gözlerken “tablonun bir köşesine özel olarak, sanki diğer insanlardan farklılığı belirgin olsun diye yerleştirilmiş” bir adama dikkat kesilir. Bu heyecanlı süreçten sonra asıl hikâye başlar ve kaprisli kızın hayatı dayısının yardımıyla bir anda değişir. Emilie’nin kendine uygun bir eş bulması sandığı kadar kolay değildir ve hiç beklenmedik bir sona, kahramanın deyişiyle, kapanmayacak bir yaraya doğru sürüklenir.

Hikâyenin sonunda ise Balzac’ın romantiklere hitaben şu seslenişi hikâyenin özünü ele verir: “Benim burjuva romanlarım sizin tragedyalarınızdan daha trajiktir!” Bir Kır Balosu, yine Zweig’ın deyişiyle “acımasızlık kanunu”nu iyi bilen bir genç kahramanın aşkın o önü alınmaz kederiyle baş başa kalmasının yanı sıra, iktidara ve güce sarılarak kendine mevki edinenleri anlamak için iyi bir kitap.

BİR KIR BALOSU, HONORÉ DE BALZAC, ÇEV.: BEKİR KARAOĞLU, PALTO YAYINEVİ

Musa İğrek
1 Haziran 2015
Kitap Zamanı


Yorumlar