Çok ortaklı romanlar


Jorge Luis Borges, Arjantinli öykü yazarı Adolfo Bioy Casares ile akşam yemeklerini Casares'in evinde yiyip ardından birlikte yazmaya başladıklarını anlatır. İki yazarın bir masaya oturup aynı metin üzerine çalışması oldukça garip gelebilir fakat onlar, bundan büyük bir keyif alırlar. Ortak metinlerine H.Bustos Domecq diye imza atan iki yazarın deneyimini Borges şöyle anlatır: “Beraber yazdığımızda öyküler kalemden nasıl dökülürse öyle bırakıyoruz, bazen iyi işler çıkıyor, neden olmasın? Her şey bir yana, şu anda çoğul konuşuyorum, öyle değil mi? Yazdıklarımız başarılıysa, öyküler ne tam Casares'ın ne de tam benim tarzım oluyor hatta espriler bile farklı oluyor. Sanki ikimizden üçüncü bir şahıs türettik. Bir şekilde bizden oldukça farklı başka bir şahıs çıkarttık ortaya.”

Yazma eylemi yazar için ‘kendine ait bir oda'da tek başına bir uğraş olmaktan çıkıyor. Yazarların birleşerek ortak eser üretmeleri gittikçe yaygınlaşırken, ortak roman yazma devri pek çok yazar için cazip ve eğlenceli bir hale dönüşmüş durumda.

Amerikalı yazarlar Christopher Robinson ve Gavin Kovite ortak kurmaca yazan yazarlar halkasına katıldı. Irak işgalini anlattıkları “War of the Encyclopaedists” adlı roman, eleştirmenlerin beğenisini kazandı. Her iki yazar, böyle bir işe girişmelerini uzun dostluklarına bağlıyor ve kişilikleri benzeştiği için böyle ortak bir metnin kolayca çıktığını dile getiriyor. Edebiyatta uzun bir geçmişi olan bu ortaklık yeniden gündeme gelirken, dünya edebiyatında pek çok ünlü yazarların ortak metinler yazdığını görmek mümkün. Edebiyatın aykırı sesi Beat Kuşağı'nın iki önemli temsilcisi Jack Kerouac ve William S.Burroughs bunlar arasında. İki yazar 1944'te, Ve Hipopotamlar Tanklarında Haşlandılar'ı kaleme alır. 2001'de ise Jeffery Deaver, Kathy Reichs ve Faye Kellerman'ın aralarında bulunduğu 26 İngiliz polisiye yazarı, “No Rest for the Dead” adlı bir roman yayımlamıştı.

Dostluğun getirdiği kolaylık

Türk edebiyatı da bu ortak yazarlı metinlere aşina. Mesela, Melih Cevdet Anday ve Arif Damar, 1959'da bir araya gelip Yağmurlu Sokak adlı bir roman yazmışlardı. Tercüman gazetesinde yaklaşık 100 gün tefrika edilen roman, 1995'te iki yazarın ortak imzasıyla yayımlanır. Yine 2004'te Murathan Mungan, Elif Şafak, Pınar Kür, Faruk Ulay ve Celil Oker bir araya gelip “Beşpeşe” adlı bir romana imza atmışlardı.

Ortak metinlerin ortaya çıkışı her yazara göre farklı. İki yazar kimi zaman aynı masanın başında kalem oynatırken kimi zaman da farklı ülkelerde birbirlerine yazdıklarını e-posta aracılığıyla paylaşıyor. Kendi imzalarıyla kitaplar yayımlamanın yanı sıra ortak imzalarla işler de üretiyorlar. Farklı yazma ritüellerini (biri sabah biri gece yazıyorsa), uzun telefon görüşmeleri takip ediyor. Genellikle ortak kurmacaya girişen yazarların çoğu birbirini uzun süredir tanıyan dostlar. Bu yakınlık, birlikte metin yazmayı kolaylaştırıyor çünkü her iki taraf da birbirinin eğilimlerini çok iyi biliyor. Fakat nihayetinde süreç iki yazarın çalışma metoduna göre şekil kazanıyor.

Ortak bir romana ve öyküye girişmek her zaman hem okur hem de yazar açısından çok da tatmin edici sonuçlar doğurmayabilir. O ‘üçüncü şahsın' sesi cazip gözükse de Borges'in “Bazen iyi işler çıkıyor ancak bazen de iki taraf birbirini rakip gibi görmeye başlıyor.” uyarısını hatırlatalım… Fakat bu eğlenceli uğraşın temelinde, işe koyulan yazarların dostluğunun yattığı kesin.

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
11 Haziran 2015

Yorumlar