Frida Kahlo’nun resme sığmayan acısı


Meksikalı sanatçı Frida Kahlo (1907-1954), son günlerde açılan sergiler ve çekmecelerden çıkan yeni fotoğraflarıyla gündemde. Londra’daki Michael Hoppen galerisindeki sergi Kahlo’nun kişisel eşyalarının fotoğraflarından oluşuyor. Sahibinin eşyalarını küçük detaylardan yola çıkarak konuşturan Japon fotoğrafçı Ishiuchi Miyako, Kahlo’nun yaşadığı mekânda eserleriyle üç hafta vakit geçirerek oluşturmuş karelerini. Sergide Kahlo’nun elbiseleri, ayakkabıları, geçirdiği kazadan sonra takmaya başladığı korseleri, tabakası, aynası, çiçek bahçesini andıran etekleri, gözlüğü, protez bacağı ve yamalı çorapları gibi otuza yakın eşyanın fotoğrafı yer alıyor.

Kahlo, ağrının en derin hallerini yaşadı. Çocuk yaşta geçirdiği felç, bacağında sakatlığa neden olurken, hayata tam manasıyla katılamamanın eksikliğini duydu. On sekiz yaşında geçirdiği trafik kazasının ardından yatağa bağlı yaşamak zorunda kaldı. Resimle uğraşmak tam da bu zamanlarda onun için bir kurtuluş oldu. Babası fotoğrafçı olan Kahlo’nun bu işi öğrenmeye karşı merakı pek yoktu, zira renklerdi onu çeken.

Frida’nın renkli dünyası

Frida Kahlo, yatağa bağlı olduğu dönemlerde okur, araştırır ve kendini geliştirir. Otoportresinden sonra etrafındakilerin resmini yapmaya başlar. Kahlo şöyle seslenir: “Tablolarım güzel yapılmıştır. Hafife alınmamış, sabırla işlenmiştir. Resmim acının mesajını taşır. En azından bazı kişilerin ilgisini çektiğini sanırım. (…) Üç çocuğumu ve bir dolu başka şeyi yitirdim. Tüm bunların yerini resim doldurdu. Çalışmaktan iyisi yok herhalde.”

Sanatsal üretimini kendi hayatından yola çıkarak gerçekleştiren Kahlo, daha çok içe dönük bir resim dili geliştirir. Derin aşklar yaşar, yalnızlıklar çeker ve en nihayetinde 1953’te son sergisini görmek için yatağıyla beraber yollara düşer… Geçirdiği son ameliyatta küçüklüğünden beri acı veren sağ bacağı kesilir. 1954’te ise yatağında ölü bulunur.

Üzerimizdeki her giysi, kullandığımız her eşya bizden izler taşır. Sahibini ele veren bu detaylar, anahtar deliğinden koca bir odaya bakmak gibidir. Tekstil tasarımı eğitimi alan Miyako’nun dokular ve desenler üzerine hakimiyeti fotoğraf kamerasının inceliğiyle buluşunca, Kahlo’nun dünyasından yakaladıkları kendi başına birer dil oluşturmuş. O delikten Kahlo’ya bakıyor adeta. Acı, keder ve mutluluğun en saf haliyle Kahlo’nun giysilerine yansıyan fotoğrafların yer aldığı sergi, 10 Haziran’a kadar açık kalacak.

‘Mavi Ev’ adlı bahçesi New York’ta kuruldu

Kahlo için düzenlenen bir başka etkinlik ise New York’ta “Frida Kahlo: Art, Garden, Life” adlı sergi. Daha önce Emily Dickinson ve Claude Monet gibi isimlerin de aralarında bulunduğu önemli isimlerin bahçe ile ilişkisine odaklanan New York Botanik Bahçesi’nde kurulan bu renkli sergide, sanatçının Meksika’daki Mavi Ev adını verdiği bahçesinin bir benzerini oluşturulmuş. 1 Kasım’a kadar açık kalacak sergide Kahlo’nun çalışma masası, boyaları ve bahçe üzerine kitaplarının yanı sıra çeşitli çiçek ve ağaç motiflerinin yer aldığı eserleri var. New York’taki Throckmorton Sanat Galerisi ise aralarında Gisele Freund, Nickolas Muray, Emmy Lou Packard ve Lola Alvarez Bravo gibi fotoğrafçıların daha önce sergilenmemiş 50’ye yakın Kahlo portresine yer veriyor. “Mirror Mirror… Portrait of Frida Kahlo” adlı sergi, 12 Eylül’e kadar açık.

Kahlo’nun dünyasını yeniden açan bu son sergiler, hayatı boyunca derin bir acı yaşayan sanatçının tıpkı aynaya seslenişinin kışkırtıcı halinin yansıması, sanatçının ağrılı çığlığı: “Ayna! Günlerimin, gecelerimin celladı ayna. Üzüntülerim kadar üzüntü verici görüntü. Her an parmakla gösterilme duygusu. Frida, gör kendini; Frida kendine baksana…”

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
6 Haziran 2015



Comments