Doğu cephesinde yeni bir şey yok Miller!


Çağımızın iki oyun yazarı, 2005'te Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan İngiliz Harold Pinter (1930-2008) ile Amerikalı Arthur Miller (1915-2005), 17 Mart 1985'te, hapisteki Uluslararası PEN üyesi yazarları ziyaret etmek için Türkiye'ye gelir. PEN adına gelen iki yazarın çevirmenliğini Orhan Pamuk ve Gündüz Vassaf üstlenir.

12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak zorlu bir süreçti ve kötü başlamıştı. Havaalanında iki valizinden birini kaybeden Pinter, çorapsız kalır ve imdadına Miller yetişir. Pinter, Miller'ın ABD büyükelçiliğindeki yemekte -ki apar topar buradan kovulurlar- şöyle dediğini aktarır: “Şu anda Türkiye'de yüzlerce insan düşüncelerinden ötürü hapiste. Bu zulüm, ABD tarafından destekleniyor.” Miller ve Pinter bu sözler nedeniyle ABD büyükelçiliğinden kovulur.

UNUTULAN ‘AYDIN DURUŞU'

Dönemin başbakanı Turgut Özal, bu yaşananlardan sonra şöyle konuşur: “Miller ve Pinter, Türkiye'ye gelip, basın toplantısı düzenlediklerinde ben ülkede değildim. Sıkıyönetim yetkilileri, yazarların sözlerinin gazetelerde yazılmamasını söylemişler, ama ben o kanıda değilim. Basının bunları yazmasına izin vermeleri gerekirdi.”

1985'ten bu yana politik aktörler değişse de aynı baskıcı ve ‘cadı avcısı' zihniyetin kuşatması günümüzde de sürüyor. Bu iç daraltan politik gürültü bir yana, Sabahattin Eyüboğlu'nun deyişiyle Miller “Tiyatrodaki başarısını genel olarak titiz bir gerçekliği ve gözlem derinliğini bir dram gerginliğine vardırmasına borçludur.”

Dün, Arthur Miller'ın 100. doğum yıldönümüydü. Çağının vicdanı olan yazar için çeşitli sempozyum, konferans ve edebiyat okumaları düzenleniyor. Pulitzer gibi ödüllere layık görülen yazarın eserleri Penguin gibi saygın yayıncılarından yeniden basılıyor ve oyunları bugün de sahnelenmeye devam ediyor.

‘SANAT TANIKLIK ETMEYİ GÖREV BİLMELİ'

Miller'ın, Cadı Kazanı (Sabahattin Eyüboğlu ve Vedat Günyol çevirisiyle), Hepsi Oğlumdu (Ülke Tamer çevirisiyle), Bedel, Satıcının Ölümü ve Köprüden Görünüş gibi Türkçede oyunları yer alıyor. ABD'deki McCarthy dönemini resmeden Cadı Kazanı için yaptığı yorumda Miller şöyle der: “Cadı avcılığı halkın bütün tabakalarında uyanan bir korkunun sapık bir belirtisi oldu.” Bu sözler, ülkemizdeki son günlerdeki politik kavgaya denk düşüyor. Savaşın trajik sonuçlarını sergileyen ve aynı zamanda savaşı bir kazanç kapısı görenleri eleştiren Hepsi Oğlumdu adlı eseri de güncelliğini koruyor.

Miller'ın tiyatro sahnesinden düşmek gibi bir tehlikesi yok. Metinlerindeki kurmaca ve anlatım ustalığının yanı sıra güncel konuları işlemesi yazarı kalıcı kılan etkenler arasında. Yazarın edebi mirası, kimi sanat yönetmenlerinin sınırları aşmak istemesine karşı, ailesi tarafından özenle korunuyor. Yazarın kızı ve aynı zamanda oyun yazarı Rebecca Miller, bu konuda epey yardımsever davranıyor.

Miller'ın günümüz pek çok yazarının ıskaladığı şu tespitlerine kulak verelim: “Sanat, yapmacığa ve hatır kırmamaya düşmek pahasına da olsa tanıklık etmeyi görev bilmelidir. Ben sanattan tanık olarak söz ediyorsam, bu sadece ona sahte bir konfor sağlamak değil de, gözleri hayata açmak olan asıl fonksiyonunu kazandırmak içindir.” Bir hatırlatma, Oyun Atölyesi'nin sahnelediği Arthur Miller'ın Köprüden Görünüş adlı oyunu 25 Ekim'e kadar izlenebilir.


“Hayatımdaki en gurur verici anlardan biri”

1985'te Arthur Miller ile birlikte Türkiye'ye ilk kez gelen Harold Pinter, sonrasında Türkiye'ye olan ilgisini hiç kaybetmedi. Bir Tek Daha ve Dağ Dili adlı oyunları bu geziden sonra yazdı. 2004'te Hasankeyf'i korumak için Ilısu Barajı'na karşı bir kampanya da başlattı. Pinter, Miller ile birlikte ABD Büyükelçiliği'nden kovuluşunu şöyle anlatmıştı: “Galiba kovuldum” dedim. “Ben de senle geleceğim” dedi Arthur, hiç tereddüt etmeden. Gönüllü bir sürgünle, Arthur Miller'la Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nden kovulmak hayatımdaki en gurur verici anlardan biriydi.”


Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
18 Ekim 2015

http://www.zaman.com.tr/kultur_dogu-cephesinde-yeni-bir-sey-yok-miller_2322504.html

Yorumlar