Popüler tarihi erkekler yazıyor


‘Tarihi sevdiren Kitaplar' olarak değerlendirilen Popüler tarihkurmacaları, yayınevlerinin ve okurların ilgi gösterdiği bir tür. Kullandıkları dil ile kolay okunan bu kitaplar, çok satan listelerinde de yer buluyor. Online dergi Slate'te yayımlanan bir araştırma, popüler tarih kitaplarının yüzde 75'inin erkekler tarafından yazıldığını gösteriyor. Amerika'da geçtiğimiz yıl yayımlanan 614 kitabın yüzde 75,8'ini erkek Yazarlar kaleme almış. Bu kitapların yüzde 21'ini oluşturan biyografilerin ise yüzde 71'inin kahramanı, yüzde 87'sinin ise yazarı erkek.

Slate, araştırmanın sonuçlarını yazarlar, editörler ve yayıncılar ile paylaşarak onların da fikirlerine yer vermiş. Britanya Tarihçi Yazarlar Birliği Başkanı Imogen Robertson kadın, tarihçilerin bir sorumluluk fikriyle, hemcinsleri olan politik figürlerin daha çok tanınması için kitaplar ürettiğine dikkat çekerken, bu tutumun kadın yazarların erkekler üzerine yazmak istemediği veya yayıncıların bunları basmayı reddettikleri şeklinde okumanın yanlış olacağını düşünüyor. Robertson'un genç kadın tarihçilere önerisi ise savaştan öte unutulmuş bir kadın figür üzerine yoğunlaşmaları, zira bu ilgi kadın tarihçilere ‘kendilerine karşı oluşan yargıyı kırmaya vesile olacaktır'.

50 tarih romanından 4'ü kadın yazarlara ait
İngiliz tarihçi Alex von Tunzelmann, ciddi tarih kitaplarının erkekler tarafından yazıldığı kanısının yaygın olduğunu dile getirirken, tarihçi Ann M. Little, bu kitapların modern bir öznellik anlayışının göstergesi olmakla birlikte, tarihi kendi istedikleri gibi eğip bükme olarak da algılanabileceğini aktarıyor. Britanya'da tarihçi yazarların ajanlığını yapan Clare Alexander, kurmaca olmayan tarih kitaplarının büyük çoğunlukla erkekler tarafından yazıldığını ve yayımlanan kitapların editörlüğünün ve eleştirisinin de yine erkek yazarlar tarafından yapıldığını belirtiyor. Alexander, tarihi kurmacada İngiliz yazar Hillary Mantel'in bir rönesans habercisi olduğunu söylüyor. Türkçede de bir okur kitlesi olan Mantel dışında, Doris Kearns Goodwin, Stacy Schiff, Drew Gilpin Faust, Karen Armstrong, ve Pauline Maier gibi popüler tarih yazarlığı yapan ünlü kadın yazarların varlığından da söz etmek lazım. Geçtiğimiz yıl Britanya'da en çok satan elli tarih kitabı arasında sadece dört kadın yazar yer alıyordu: Mary Beard, Caroline Moorehead, Julie Summers ve Selina Todd.

YAZARIN KADINI-ERKEĞİ OLMAZ
Savaş ve politika kitaplarınının erkeklerin egemenliğinde yoluna devam ettiği yayıncılık dünyasında hakim olan bir anlayış. Popüler tarihin içinde barındırdığı merak, kimi zaman resmî tarihin pek de alakadar olmadığı detayları aktarmada yardımcı olur. Tarih romancısında belge kaygısı olmadığı için dilindeki esneklik ve takındığı subjektif bakış metnini cazip kılar. Fakat her ne kadar kurmacanın sınırları içerisinde ilerlese de tarihsel gerçeklikle bağını koparmayan kitaplar daha değerli kabul ediliyor. Devlet başkanları ve güçlü politik isimlerin halkın gözünde büyük bir yer edindiğini bilen yazarlar bu kişilerin üzerine yoğunlaşarak okurun ilgisini çekmeyi amaçlıyor.

Türkiye'deki tablo Amerika ve İngiltere'dekinden farklı değil. Ülkemizde akademik dünyanın biraz burun kıvırdığı tarihî romanlar Batı'da ünlü tarihçi akademisyenlerin eliyle yürüyor. İlber Ortaylı'nın deyişiyle popüler tarih halkla daha kolay temas kurabiliyor, fakat hem dünyada hem de Türkiye'de bu tür yayıncılığın sadece erkek egemenliğinde sürmesi ve kadın yazarların gölgede kalması çok da arzu edilen bir durum olmasa gerek. Daha ötesinde Tomris Uyar'ın dediği gibi “Yazarın kadını-erkeği yoktur (…) Yazarın tek kimliği vardır: O da yazarlıktır.”

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
20 Ocak 2016


Yorumlar