Kimsenin vakti yok halk resmini anlamaya



Kitapların da talihi vardır. Bazısı çıkar çıkmaz duyulur, alınır, okunur hatta 'çok satar' listesine girer; kimisinin de adından söz edilmez. Bazı kitaplarsa yıllarca sahaflarda bile bulunmaz. Devran döner birileri onu yeniden hayata döndürmek için kolları sıvar. Kitap yeniden raflara çıkar çıkmasına da, kimsecikler oralı olmaz. Bir sessizlik alıp başını gider. Asıl üzücü olan ise entelektüellerin böyle bir suskunluğu tercih etmeleridir. Necatigil, her ne kadar "susanlara bir şey sormayınız" dese de, bunun adı o suskunluk olmasa gerek.

Talihi gülmeyen kitaplardan biri de ressam-yazar Malik Aksel'in (1903-1987) 'Anadolu Halk Resimleri' (Kapı Yayınları) adlı kitabıdır. İlk kez 1960'ta basılan ve sahaflarda bile bulunamayan eser, elli yıl aradan sonra bu ay yeniden 'dolaşım'a girdi. Kitapta Aksel, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden toplanmış taş baskı, camaltı gibi halk resimlerini estetik ve sanatsal açıdan yorumluyor. Beşir Ayvazoğlu'nun hassas tezgâhından geçen Malik Aksel Külliyatı'nın ilk kitabı "Sanat Hayatı/Resim Sergisinde Otuz Gün"den sonra 'Anadolu Halk Resimleri' de sanat dünyasında kopkoyu bir sessizlikle karşılaştı. Sanat tarihçisi Mazhar Şevket İpşiroğlu, yıllar önce yazdığı önsözde kitabın büyük bir ilgi göreceğinden söz ediyordu. İpşiroğlu'nun bu iyimserliği maalesef karşılık bulamadı, ne o dönemlerde ne de şimdilerde... Halbuki, halk resmi konusunda ciddi bir yol açan Aksel'in kitabı, bu alandaki en önemli kaynak eserdi.

SOĞUK YÜZLÜ DUVARLARIN SÜSÜ
Kâbe resimleri, Zülfikâr-ı Hazret-i Ali'ler, Şahmeranlar, taş baskı Leyla ile Mecnun'lar, "ah mine'l aşk"lar, mühr-i Süleymanlar... Kahvehanelerde, dergâhlarda, evlerde, sandıklarda, tozlu raflarda yıllarca yer eden eserlerdi bunlar. Bir zamanlar adımbaşı görünen, hayatın ve tabiatın akla hayale sığmayacak güzelliklerinin, ürkütücülüğünün sığdırıldığı bu resimler; renklerindeki sadelik, üslupları ve perspektifin olmayışıyla minyatürü andırıyor. Devir değişip bu levhalar yerlerinden edilince geriye soğuk yüzlü duvarlar kaldı ne yazık ki. Malik Aksel, bazen halk resmi deyip burun kıvırdığımız fakat kültürümüz adına önemli bir kaynak olan bu zengin damarın peşindeydi.

Aksel, halk resmiyle çocuk yaşta ilgilenmeye başlar. Bunda, Beyazıt ve Şehzadebaşı'ndaki sahaflar ile bir yönüyle halk ressamı olan babası Şevket Bey'in etkisi büyüktür. Bu ilgi zamanla derinleşecek ve 'Suluboyacı Malik' diye anılacaktır. Çocukluğunda gördüğü halk resmi daha sonra entelektüel bir ilgiye dönüşecektir onda. Çeşitli dergilerde yazılar kaleme alır, kitaplar yayımlar. Anadolu'da Halk Resimleri, bu çalışmaların neticesidir. Aksel'in kitapta kullandığı dilin çok özenli olmadığını söyleyen Beşir Ayvazoğlu, ufak tefek cümle bozukluklarını düzeltmek dışında metinlere müdahale etmemiş. Bilgilendirici notlar ise okurun ufkunu açıyor. Malik Aksel, mananın sembolik dilini sunarken birtakım hayal mahsulü yaratıklara kapı aralıyor. Kanatlı yılanlar, insan başlı kuşlar, türlü türlü acayip figürler dört bir yanınızı sarıyor. Ayvazoğlu'nun dediği gibi ele alınan konuları anlamak için Türk-İslam kültürüne asgari ölçüde vakıf olmak gerekiyor.

Cumhuriyet'in ilk kuşak ressamlarından Malik Aksel, ayrıcalıklı bir yere sahip. Nurullah Berk'in 'gösterişten uzak, alçakgönüllü' diye tanımladığı hali eserlerinde de okunuyor. Malik Aksel, kitabında Davetname, Seyfelmülük, Köroğlu, Kerem ile Aslı, Âşık Garip, Şapur Çelebi'nin seştar çalması, Gülperi ile Şah İsmail, Hoca Nasreddin, Afyon Tiryakileri vb. birçok konu başlığı altında topladığı resimleri bir bir anlatıyor. Beşir Ayvazoğlu, kitaba Aksel'in, çeşitli yerlerde yayımlanmış birkaç yazısını da eklemiş. Ayvazoğlu'nun önsözde belirttiği gibi, "Anadolu Halk Resimleri, müzayedelerinde çok yüksek fiyatlarla satışa sunulan kitaplardan biriydi. Yakın zamanlara kadar az sayıda kitap kurdunun elde edebildiği bu ilgi çekici kitaba artık herkes sahip olabilecek." Sözün özü Necatigil'in 'bir edebiyatçı kişilik', Nuri İyem'in ise 'Batı özentisi duymayan' bir ressam olarak tanımladığı Aksel keşfedilmeyi bekliyor.

Musa İğrek, İstanbul
Zaman Gazetesi
29/09/2010


Comments