Dublinliler 100 yaşında!


Romanları 20. yüzyıl edebiyatının klasikleri arasında yer alan İrlandalı usta yazar James Joyce’un (1882-1941) Dublinliler adlı eseri 100 yaşında. Joyce’un 1904-1914 arasında henüz çok ünlenmeden önce yazdığı, Dublin’de geçen 15 kısa hikâyeyi içinde barındıran bu benzersiz kitabın yeni baskılarının yanı sıra bu öyküler günümüz İrlandalı yazarları tarafından yeniden yazıldı. Türkçede ilk kez 1987’de Murat Belge’nin çevirisiyle yayımlanan Dublinliler’in (İletişim Yayınları) yazarı için Belge’nin ise şöyle bir tespiti var: “Joyce’un edebiyat tarihindeki yerini yok sayamayız. Hattâ “Joyce’dan önce ve Joyce’dan sonra” diye bir ayrım bile yapılabilir belki. Çünkü Joyce bir sanat olgusu, yeryüzü sanatının vardığı önemli bir aşamadır.” Orhan Pamuk ise dünya edebiyatının ‘baba’ isimlerinden Joyce’u bize şöyle anlatır: “Zola’nın metni bir babanın elimizden tutarak bize “Bak şu binaya ve düşün,” demesine benzer. O binanın anlamını belki apaçık söylemez, ama sezdirir. Joyce’un metni ise bizi, o binanın duvarına çarptırır. Metin uzaktan gülümseyerek bakar ve karşısında yapayalnız kalırız.”

Joyce’un ustalıklı kalemi

Günümüz İrlandalı yazarların Joyce’un gölgesinden bir türlü kurtulamadıkları söylenir. Bu algıyı değiştirmek için Tramp Press adlı İrlandalı yayıncı, Joyce’un Dublinliler’inde yer alan on beş öyküyü İrlandalı yazarlara yeniden yazdırmaya karar verdi. Dubliners 100 adlı kitap ilhamını Joyce’tan alarak yazılmış on beş yeni öyküyü barındırıyor. Penguin ise Dublinliler’i 100. yıla özel bir baskıyla okura sunarken, pek çok yayınevi de yeni Dublinliler’i okurla buluşturuyor. Dublinliler’de çoğunlukla işçi sınıfı ve orta sınıftan düzenbaz, sonradan görme zenginler, çocuklarını döven babalar, âşık gençler, yaşlı teyzeler gibi karakterler yer alır. Murat Belge, kitaptaki bütün hikâyeler arasında tematik bir ortaklık ve gelişme olduğundan söz ederken, her bir öykünün ayrı ayrı okunabileceği gibi kitabın bütününün bir roman olarak tasarlandığını da ekler. Çocukluk, gençlik ve orta yaşlılık üzerine birbirini takip eden hikâyeler, bir tamamlanmaya işaret eder. Bu sıradan gibi görünen hayatlar Joyce’un ustalıklı kalemiyle önümüze serilir. Kitabın kapı kapı yayıncı dolaştığını ve pek çok kez reddedildiğini de ekleyelim.

Joyce, 14 Ocak 1941’de hayata veda ettiğinde, ardında onlarca kitap bırakmıştı. Ulysses, Dublinliler, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, Sürgünler… Joyce’un bu edebi mirasının üzerinde korkulu bir gölge gibi dolaşan ve huysuzluğu ile nam salan seksenli yaşlardaki torun Stephen Joyce’tan edebiyat dünyası epey çekmişti. Onun izni olmadan Joyce’un eserleriyle ilgili bir çalışma yapmak ne mümkün! Fakat, Ocak 2012, dünyanın dört bir yanından yayıncılar ve yapımcılar için büyük umutlarla beklenen bir gündü. Joyce’un eserlerinin telif hakları dolunca, huysuz torunun iznine gerek kalmamıştı. Türkçede de son dönemlerdeki Joyce bolluğu dikkatli okurun gözünden kaçmamıştır. Şunu da yeri gelmişken hatırlatalım, edebiyat tarihine Ulysses gibi benzersiz bir eser armağan eden Joyce, bu kitabı aslında ilk kez 1906’da, Roma’da bir bankada çalışırken Dublinliler’e eklenecek bir öykü olarak düşünür. Fakat bu gerçekleşmez. 1918’de ABD’de çıkan Little Review dergisinde dizi şeklinde yayımlanmaya başlayan Ulysses, 1920’de ilginç bir şekilde yasaklanır ve roman 1922’de okurla buluşur. Umberto Eco’nun tespitiyle “Dublinliler nasıl bir ‘felç’ halini ifade ediyorduysa Ulysses de bir ilişki eksikliğini ifade eder… Bu tam bir çözülme halidir. Dünya çözülmüş olduğunu bilir ama ne yapsa içsel bir düzen ya da örüntü bulamaz…”

Dublinliler’in 100. yaşı dolayısıyla Joyce’un eserlerine yeniden bakmanın vaktidir, özellikle Joyce’un yarı-otobiyografik romanı Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi’ne, zira ne demişti kitabın kahramanı Stephen Dedalus, “Soyumun yaratılmamış vicdanını dövmek istiyorum”, hele ki bu zamanlarda...

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
14/5/2014

Comments