Mutluluğun ‘pahalı' mimarisi


Mutluluk ile mimari arasında büyük bir ilişki kurulabileceğini söyleyen İsveçli yazar Alain de Botton, insanların mimariye büyük bir kuşkuyla yaklaştığını dile getirerek, mimarinin önemini şu temele dayandırır: “Bizler farklı yerlerde yaşayan, iyi ya da kötü, birbirinden tamamen farklı insanlarız; mimarinin görevi de bizlere ideal yaşantımızın nasıl olabileceğine dair bir fikir vermek.” Button'un bir hayli eğlenceli olan meşhur kitabı Mutluluğun Mimarisi'nde değindiği bu ilişkinin meyvelerini, Yaşayan Mimari (Living Architecture) adıyla ünlü isimlere tasarlattığı evlerde görmek mümkün. Britanya'nın pek çok farklı şehrinde yer alan projenin son evini, şu sıralar İstanbul'da Pera Müzesi'nde Küçük Farklılıklar adlı sergisini görebileceğiniz İngiliz sanatçı Grayson Perry tasarladı. Perry'nin tasarımı tıpkı eserleri gibi renkli ve kışkırtıcı.

2010'da ilk evin kapılarını açan Yaşayan Mimari projesi, Botton'un İngilizlerin eskiye olan aşkına karşı bir duruş niteliğinde. Zira ülkede, özellikle taşrada, farklı mimari yapıları görmek olağan bir durum değil. Botton, bu evlerin insanların modern binalara olan önyargısını da kırmayı amaçladığını söylüyor. İnsanların tatil için pek de yollarının düşmediği yerlere kurulan evler, hem rahatlatıcı hem de eğitici bir amaç güdüyor. Her yıl yeni bir ev yapmayı planlayan ekibin başında Botton yer alıyor. Mimari, mutluluk ve birey üzerine kafa yoran yazarın “Eğer mimarinin karakterlerimizi değiştirdiğine inanmasaydım, bu projeyi devam ettirmezdim.” diyor. Proje de çok ilgi gören kitabı Mutluluğun Mimarisi'nin ardından çıkıyor.

HİKÂYESİ OLAN BİR EV

Ünlü mimarlar tarafından tasarlanan bu evler yıl boyunca tatil maksatlı kiralamak isteyen herkese açık. Yaşayan Mimari projesi, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak faaliyetlerini sürdürürken, Botton'un deyişiyle “çağdaş mimari için bir anıt vakıf” olarak hizmet veriyor. The Balancing Barn, The Shingle House, The Dune House, A Room for London, The Long House ve en son A House for Essex adıyla kapılarını açan bu evlerin kuruldukları bölgelerde hemen dikkati çekerken, ünlü isimlerin de ilgisine mazhar oluyor. Pek çok kimsenin vakit geçirmek için sıraya girdiği evlerde konaklamak için uzun bir bekleyiş süresi var. Fiyatlar ise 3-5 gecelik 6 bin ile 18 bin TL arasında değişiyor ve evde 4-8 kişi kalabiliyor.


Grayson Perry'nin kırsal bir alanda kurduğu yeni ev, tıpkı şu sıralar Pera Müzesi'ndeki işleri gibi hayli ironik ve anlatacak hikâyesi olan bir mekan. Bu ay itibarıyla evde konaklamak isteyenlere kapılarını açan küçük şatoda yer bulmak şimdilik zor. Essex'li Julie adlı kurmaca bir kadın karakterin hayatından yola çıkan eve, komşulardan çeşitli tepkiler var. Kimileri bu mekânın bölgeye hareketlilik getireceğini düşünürken kimileri de böyle bir kurgunun yaşadıkları yerle uyuşmadığı ve karşılığı olmadığı görüşünde. Fakat, Perry bu anıtsal eserinden bir hayli memnun gözüküyor.

Felsefeden yaşam koçluğuna (İstanbul'da da şubesi olan Hayat Okulu) geçiş yaptığı projeleriyle eleştirilen Alan de Botton'un ‘Yaşayan Mimari' projesi ‘kâr amacı gütmeyen bir mekân' olarak gösterilse de ünlü yazarın ‘Mutluluğun Mimarisi' adlı kitabındaki şu cümle hafızalardaki yerini koruyor: “Büyük mimarî yapıtlar ortaya koyma hırsına kuşkuyla yaklaşmak için pek çok neden var.” Daha da önemlisi yine Botton'ın dediği gibi, “Mutluluğumuzu bir gün lavın altında kalacak, bir kasırgada yerle bir olacak, bir çikolata ya da şarap lekesiyle güzelliğini kaybedecek şeylere bağlamamamız gerektiğini savunan eski çağ filozofları ne kadar da haklı diye düşünmeden edemiyor insan.” (www.living-architecture.co.uk)

Musa İğrek, Londra
Zaman Gazetesi
21 Haziran 2015

Comments